Tag Archives: TRT

vahid

KENDİNE GEL VAHİD HOCA!

Bu Yazı Toplam 6,920 defa okunmuş ve 7 adet yorum yapılmıştır.

Trabzonspor forması giyenleri aşağılama, baba gibi şefkatli davran

Bu Nasıl Bir Tarz

Trabzonspor’a geldiği günden itibaren sorun üreten ve verdiği mesajlarla yönetimi yetersiz gösteren, transferlerle ilgili olarak da suçlama yapan, maç anında futbolcuları azarlayan Vahid Halilhodziç’e büyük tepki var. Öyle ki, Vahid hocanın tarzı TRT’de Stadyum programında Hakan Ünsal’ın da dikkatini çekti, tepkisini koydu.

Stadyum’da Sert Çıktı

Ünsal, programda yaptığı yorumunda, ‘Yönetimi, futbolcuları baskı altına alan ve sürekli mazeret üreten bir hocanın Trabzonspor’a vereceği bir şey olamaz. Ayrıca sempatisi yok, gülmüyor. Disiplin farklı bir şeydir, despotluk farklı bir şeydir’ yorumunda bulundu. Trabzonlu spor yazarları da oyuncu tercihleriyle ilgili Boşnak hocaya yüklendi.

Taraftar Da Tepkili

Trabzonsporlu taraftarlar da Vahid hocanın istediği tüm futbolcuların alındığını, buna rağmen ideal bir 11 dizemediğini söyleyerek, ‘Koca Trabzonspor deneme yanılma yöntemiyle gidemez, bir an önce kendine gelsin ve oyunculara baba gibi şefkatli davransın. Fenerbahçe maçı bizim için dönüm maçı yeni transferleri de oraya yetiştirsin’ diye konuştular.

HASAN-KARAL

MECLİS TAKSİYLE MÜŞTERİ TAŞIDI

Bu Yazı Toplam 591 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

TRT’de her hafta yayınlanan Meclis Taksi Programı bu hafta Rize’de çekildi.

Meclis Taksinin konuğu ise AK Parti Rize Milletvekili Hasan Karal oldu. Son iki seçimde de Türkiye birinciliği elde eden Rize, tüm Türkiye’nin gündemine oturduğu gibi ulusal kanalların da ilgisini çekmeye başladı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde alınan birincilikten sonra TRT’nin meclis taksi programı halkın nabzını ölçmek için bu haftaki çekimlerini Rize’de gerçekleştirdi. Bu haftaki bölümü için Rize’de çekim yapan Meclis Taksi’nin konuğu ise AK Parti Rize Milletvekili Hasan Karal oldu. TRT’nin Rize’de çekmiş olduğu Meclis Taksi programı TRT haber ekranlarında 17 Ağustos 2014 Pazar günü saat 23.00′te yayınlanacak.

Program dolayısıyla Karal, Rize caddelerinin arka sokaklarında ve Güneysu’da meclis taksinin direksiyonuna geçerek müşteri taşıdı. Müşteriler ilk bakışta direksiyonda Karal’ı görüp şaşırsalar da sonradan duruma alışıp samimi bir sohbet havası yakaladılar. Karal, müşterilerini gidecekleri yere kadar götürürken yol boyunca da hem cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili hem de Rize’nin sorunlarıyla ilgili sohbet etti. Karal, çekimler sonrası yaptığı açıklamada Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olduğu bu haftada bu programa konuk olduklarından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirerek şunları söyledi:

TRT’de hafta da bir yayınlanan meclis taksinin bu hafta ki konuğu bizdik. Özellikle bu programın bu haftaya tevafuk etmesi çok anlamlı. Sayın başbakanımızın cumhurbaşkanı olduğu bu haftada TRT’nin bizi davet etmiş olması bizim için çok anlamlı. Bugün Rize caddelerinde, sokaklarında Güneysu’ya varan bölgelerde müşteri taşıdık. Hemşerilerimizi meclis taksi ayrıcalığıyla seyahat ettirme imkânı bulduk. Onlarla sohbet ettik. Bu programla birlikte Rizeli hemşerilerimizin duygularını anlatım noktasında kamyonu katkı sağlamış olduk diye düşünüyorum. Çok güzel bir program oldu. Ben tekrar TRT’ye ve Meclis Taksi program yapımcılarına çok teşekkür ediyorum.

erdoğan

KÖŞK KARARI

Bu Yazı Toplam 594 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Çankaya Köşkü’ndeki veda resepsiyonuna katılıyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bu akşam Çankaya Köşkü’nde düzenleyeceği veda resepsiyonuna katılacağı öğrenildi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu akşam devlet erkanına vereceği veda resepsiyonunda, Cumhuriyet Bayramı başta olmak üzere diğer resepsiyonlardaki uygulamanın aksine konuklarını eşiyle birlikte tek tek el sıkarak karşılamayacak.

Konuklar tören salonuna alındıktan sonra Gül ve eşi salona girecek. Gül, konuklarına hitaben bir veda konuşması yapacak.

Bu resepsiyonda farklı bir uygulama daha olacak. Ajanslar törenden görüntü alamayacaklar. Görüntüleri Cumhurbaşkanlığı basın merkezi ve TRT, basına servis edecek.

çığlık

TAHLİYE SEVİNCİMİZİ YAŞAYAMAYACAĞIZ

Bu Yazı Toplam 378 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Sessiz çığlık eylemi 95. Haftasında eylemlerini sonlandırdılar. Her Cumartesi Meydan Parkında gerçekleşen eylem tutuklu askerler için yapılıyordu. Aynı zamanda Perşembe günleri de Beşikdüzü’n de yapılan eylem son haftasında yeni serbest kalan Jandarma Komutan Engin Çırakoğlu’nu misafir etti. Son haftanın eyleminde önce MHP eski il başkanı İlhan Soydan konuştu. Soydan ‘ Birbirlerine vuruyorlar, biri birine haşhaşi diyor, öteki bir ayet okuyor. Ne istediniz de vermedik diyor. Hepsinin hesabını vereceksiniz. Ne verdiklerini de bilmiyoruz, ne istediklerini de bilmiyoruz. Allah’a çok şükür gerçekleri görmemiz için onları birbirine düşürdü bize de seyrettiriyor. Ne güzel oldu, biz bunları nereden öğrendik, Cenab-ı Allah’ın hikmetinden öğrendik. Paralel yapıydı, ayakkabı kutusuydu, kumpastı, kasalardı, paralardı hepsini o kanallardan öğrendik.

Erdoğan 1 Saat, İhsanoğlu 1 Dakika

Şimdi TRT ne diyor, Başbakan falan yere gitti, 1 saat veriyor. Sıra geliyor Ekmeleddin İhsanoğlu’na 1 dakika verip geçiyor. Onu da utanmasa vermeyecek. Bu ramazanda attıkları gazete manşetleri ile yaptıklarıyla seçileceklerini zannediyorlar. Ama sandığa gömülecekler.’ şeklinde ifade etti. Ardından Engin Çırakoğlu konuştu. Çırakoğlu ‘ Türkiye’nin bütün illerinde haftada bir gün düzenlenen sessiz çığlık eylemi Trabzon’da haftada iki gün düzenlendi. Öncelikle bunun için size teşekkür ediyorum. Haksız yere tutuklandıktan sonra tahliye olana kadar yanımızda olan sayın milletvekilimiz Volkan Canalioğlu’na sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Mecliste sesimiz olduğu için, haksızlığımıza uğradığımızı her platformda dile getirdiği için sayın vekillerimizi Özgür Özer’e, Veli Ağababa’ya, Özcan Yeniçeri’ye, Orhan Düzgün’e ve ismini sayamadıklarıma çok teşekkür ediyorum. Cesur kalem Yılmaz Özdil’e, Müesser Yıldız’a ve Yavuz Selim Demirağa’ya da teşekkür ediyorum.

Üniformama Leke Getirmedim

Üniformamı yıllarca şerefimle, onurumla taşıdım. Bu üniformama leke getirmedim. Bundan sonrada öyle taşıyacağım. Burada 95 hafta yaşlı ninelerimiz, dedelerimiz geldi bize destek oldu. Ne mutlu bize. Tahliye olduk ama sevinemiyorum, çünkü içeride tutuklu arkadaşlarım var. Onlar dışarı çıkmadıkça tahliye sevincimizi yaşayamayacağız. Hepiniz hakkınızı helal edin. Dünyaya bir kez daha gelsem ve bu kumpaslara kurban gideceğimi bilsem, yine de Türk Silahlı Kuvvetlerine girerdim.’ dedi ve sessiz çığlık eylemi yapılan dua ile son buldu.

manşet

EKONOMİK SORUNLAR BASINI TEHDİT EDİYOR

Bu Yazı Toplam 659 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Avrupa’nın Ve Belçika’nın Başkenti Brüksel’de Türk Medyasının Sorunlarını Masaya Yatırdık:

Sevgili Okurlar, İlk yurtdışı gezim olmasına rağmen sizlere emek vererek hem Belçika’yı ve IMG 8552 EKONOMİK SORUNLAR BASINI TEHDİT EDİYORBrüksel’i hem meslektaşlarımla yaptığımız çalışmaları, Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nün bize verdiği özgüveni anlatmaya çalıştım.

İnanır mısınız çok güzel dostluklar kurduk. Böyle bir organizasyon dünyanın neresinde olursa olsun katılmak isterim. Umarım gelecek yıllarda yine Anadolu’dan başka gazeteci arkadaşlarla yine bu tür gezilere çıkarız. Bu son bölümde ağırlıklı medya paneline değineceğim.

Brüksel’de Amaç Ortak Buluşma Noktalarını Çoğaltmak

Brüksel Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Rahmit Göktaş, Avrupa’da yeni bir kültür merkezi olarak kültürel anlamda ortak buluşma noktalarını çoğaltmak amacında olduklarını kaydetti

“Belçika’ya Yerel Medya Arası Mesleki Paylaşım Araştırma ve İnceleme Gezi” projesi paydaşları Brüksel Yunus Emre Enstitüsü Müdürü Rahmi Göktaş’ı enstitü de ziyaret etti. Göktaş, Türk kütürünü, sanatını, değerini tanıtma yönünde çalıştıklarını söyledi.

Merkez Çok Ülkede Faal

Brüksel Yunus Emre EnstRAHMİ GÖKTAŞ EKONOMİK SORUNLAR BASINI TEHDİT EDİYORitüsü Müdürü Rahmit Göktaş, merkezin üç yaşında olduğunu belirtti. Yunus Emre Enstitüsü’nün 2007 yılında kurulan bir vakıf olduğunu dile getiren Göktaş, 2009 yılında önce Ankara’nın teşkilatlanıp sonra ilk şubenin Saray Bosna’da açıldığını kaydetti. 2009 Yılından bu tarafa enstitünün 37 şube ile dünyanın değişik şehirlerinde faaliyette olduğunu belirten Göktaş; “Londra’da, Paris’te, Amsterdam’da, Tokyo’da, Orta Asya’nın değişik yerlerinde, Newyork’ta, Ürdün’de, Mısır’da, İskederiye’de, Balkanlar’ın pek çok ülkesinde faaliyet gösteriyoruz. Yunus Emre Enstitüsü Türk dilini, Türk tarihini, Türk kültürünü, Türk sanatını, Türkiye’ye ait değerleri yurt dışında tanıtmak, geliştirmek amacıyla kurulmuş bir merkezdir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurduğu ulusal bir kültür merkezidir. Bunun muadilleri Goethe, British Council, Cervantes ve bunun gibi ülkelerin kültür merkezleri dünyanın değişik ülkelerinde faaliyetlerini sürdürüyorlar.” dedi.

Merkez Beş Yıllık

Türkiye Cumhuriyeti’nin dünya genelindeki kültürel sahaya 2009 yılında Yunus Emre Enstitüsü’nün kuruluşu ile girdiğini kaydeden Rahmi Göktaş, artan bir performansla faaliyetlerin sürdürülmeye çalışıldığını ifade etti. Brüksel Yunus Emre Enstitüsü altında Fransızların kültür merkezi bulunduğunu bu merkezin 130 yıllık olduğunu kaydeden Göktaş; “Onlara bakıldığında bizim merkezimiz yaş olarak bebek durumunda. 130 Yıldır Fransız kültürü, değerlerini dünyanın değişik coğrafyalarında temsil edip, yaygınlaşması için çalışıyorlar. Bu açıdan bizler 5 yıllık bir kültür merkeziyiz. Brüksel’deki merkezimiz üç yıldır faaliyette. Brüksel’in kendine ait korunan bir kimliği var. Eski bir şeyi korumak yeni bir şeyi yapmaktan daha masraflı. Kaotik bir süreçten de geçiliyor, izinler vs derken uzun zaman geçiyor. Brüksel, dDünyanın en önemli ikinci şehri. Bu şehir uluslararası kurumlara ev sahipliği yapan bir şehlir. Brüksel sadece S-Belçika’nın değil aynı zamanda Avrupa’nıjabon EKONOMİK SORUNLAR BASINI TEHDİT EDİYORn da başkenti konumunda. Burada irili, ufaklı 200 civarında uluslararası kurum bulunuyor. AB kurumları var, AB parlamentosu var. NATO var. Bunlar gibi pek çok kurum var.” diye konuştu.

Brüksel Yerel Lobicilikte Birinci

Brüksel’de nüfusun 1.1 milyon olduğunu aktaran Enstitü Müdürü Rahmi Göktaş, 50 bin civarıda yabancı kişinin istihdam edildiğini söyledi. Brüksel’in dünyada ki değişik siyasal, ekonomik konuların görüşüldüğü bir üs olduğuna değinen Göktaş; “Brüksel kültürel bir merkez. Tüm ülkelerin diplomatik anlamda yoğun temsil edildiği bir yer. AB ve NATO nezdin de temsil edildiği bir ülke. Brüksel çok önemli bir şehir. Bu ülke de AB nezdin de akredite olmuş 2 bin civarında gazeteci var. Bir şehirde Türkiye’de bu kadar sayıda gazeteci olabileceğini zannetmiyorum. Hepsi de ülkelerinin önemli gazetelerini temsil ediyorlar. Dolayısıyla bu şehir bana göre takip edilmesi gereken, sürekli göz önünde bulundurulması gereken bir şehir. Dünya da uluslararası lobicilik anlamında Washington’dan sonra Brüksel ikinci sırada. Yerel yönetimlerin lobiciliği açısından da dünya da ilk sırada yer alıyor. Çünkü Avrupa kurumları burada Bu şehirler Avrupa kurumlarından ne kadar istifade edebilirlerse o kadar gelişme imkanına sahipler.” şeklinde konuştu.

Sakaryali Meslektaşimin Gözünden Bizler

Sevgili okurlar,
Bir Pazar daha geldi. Öyle ya bu pazar sizlere neleri sunmalıyım diye şöyle etrafı bir gözetliyor, yusufcinal EKONOMİK SORUNLAR BASINI TEHDİT EDİYORaraştırıyorum..
Vallahi yazacak o kadar şey var ki..
Önce müsaade ederseniz, bizim meslek ve meslektaşlarımız ile ilgili bir iki kelime etmeliyim:
İki haftalığına Türkiye’den Başbakanlık Basın Enformasyon Genel Müdürlüğü inisiyatifinde, AB projeleri çerçevesinde bir gurup yerel gazeteci meslektaşımız Brüksel’e geldi. Halen gezi ve ziyaretlerini sürdürüyorlar. Meslektaşlarımız bizim de konuğumuz oldu. Onlarla, ’gazete, gazetecilik, okur, patron’ ilişkileri üzerinde durduk.
Onlara Belçika’da gazete çıkarmak için izin alınmaya gerek olmadığını söyledim:
Hayret ettiler!
Onlara, yaptığımız işler için ortaya bir sermaye koymadığımızı söyledim:
Hayret ettiler!
Onlara bu işi gönüllü yaptığımızı söyledim:
Daha çok hayret ettiler!
‘Hayret’ edilecek ne çok işlerimiz var, ama bunların farkında bile olmuyoruz!
Kısacası Belçika’ya bir habbe ekmek parası için gelip, burada kalmaya karar verenlerin yaşam kesitleri ne acı, tatlı hikayeler ile dolu!
Şimdi geride kalan nesiller, bu acı ve tatlı hikayeleri hoyratça harcıyorlar!
jjjj EKONOMİK SORUNLAR BASINI TEHDİT EDİYORBu ne vefa bilmezlik, bu ne acı bir durum!
Okurumuzun biri bir eleştiri yazısı gönderdi:
‘Köleliğin kutlaması mı olur’ dedi!?
Hani hep deriz ya, ’Kader utansın’ diye!?
Asıl utanması gerekenler utanmalı!
50 Yıldır ihmal edilen Avrupa Türk toplumu, artık yeni bir yaşam şeklini benimsedi.
Kısacası Türkiye’den umudu kesti. Buralara kök salmaya başladı.
Her gelen siyasetçisinden azar gibi duyduğu o sesleri hala unutamıyor?
-Buralara yerleşin, siyasete girin, paralanın, palazlanın..
Sonra Türkiye’ye gönderin..
Vay be, siyasetçi tiplerine bakınız..
Şimdi 50 yıl sonra Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy hakkı tanınıyor..
50 Yıl sonra
Siz bu siyasetçilerin neyine ve hangi sözüne güveneceksiniz?
Geç beyim!

* * *
Bizim meslektaşlardan söz ediyordum ya, onlara niçin ve neden gazete çıkardığımı üç kelime ile özetledim:
Bilgilendirmek, haberdar etmek, Türkçe’ye katkı yapmak..
Yine hayret ettiler!
Böyle insanına, ülkesine sevdalılar kaldı mı diye yüzüme alık, alık baktılar!?..
Sonra tanıştık, benim nereli olduğum soruldu:
Sakarya dedim. Ama içlerinde bir Sakaryalı hemşerim yoktu.
Oysa Sakarya medya alanında çok güçlü yere geldi..
Sevgili Sakarya Valisi, Sevgili Sakarya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Sevgili gazete patronları;
Yurtdışına bir Sakaryalı muhabiri gönderecek durumunuzda mı yok!
Yoksa, Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü bu tip projelerde Sakarya’yı gözardı mı ediyor!?
Brüksel’e Sakarya’dan da meslektaşlarımızı bekliyoruz..

* * *çocuk EKONOMİK SORUNLAR BASINI TEHDİT EDİYOR
Sevgili okurlar,
Sakaryaspor hakkında yazılar, Sakarya basının en önde gelen haberlerini oluşturuyor. Büyük bir çağrı var. İlla da bu maça gel!? Pek anlayamadım, haberi irdeledim, meğer bu son maç, Sakarya için Sakaryaspor için tarihi bir nitelik taşıyor..
Vay be!
Sakaryaspor’u ne hale düşürdüler?
Basiretsiz, koltuk sevdalı, siyaset düşkünü siyasetçiler ve de?….
Bunca maç oynandı, geçti, maça gelmemişler, bu son maça mı gelecekler?
Ne acı bir durum!
Sakarya’da bir siyaset oy patlaması yapıyor! İlin takımı Sakarya gibi yerlerde sürünüyor!
Bir anlam veren, verebilen varsa beri gelsin!?
Koca il bu soruna bir çözüm bulamıyorsa, yazıklar olsun!
Bırakınız, bu işi de Brüksel çözsün!
(NOT: Bu yazı maç öncesi yazıldı. Sakaryaspor küme düşmekten kurtuldu ama bakalım, gelecek için ne tür tedbirler alınacak?)

Belçika Medyası Rahat Bizler Ekonomik Tehdit Altındayız

BYEGM tarafından yürütülen Yerel Medya AB ile Buluşuyor Projesi kapsamında, Türkiye’de yerel basın kuruluşlarında çalışan bir grup gazeteci Flaman Bölge Milletvekili Veli Yüksel’i ziyarette bulundular.

VELİ YÜKSEL EKONOMİK SORUNLAR BASINI TEHDİT EDİYORT.C. Brüksel Büyükelçiliği Basın Müşaviri Veysel Filiz’in de aralarında bulunduğu grubu Flaman Parlamentosu’nda ağırlayan Milletvekili Yüksel, misafirlerine parlamentoyu gezdirdi ve parlamentonun tarihi ve önemi hakkında önemli bilgiler paylaștı.

Belçika’nın siyasi yapısını da anlatan Milletvekili Veli Yüksel, “Belçika’nın yapısı baya karmașık gibi gözüküyor ama içerisine girdiğinizde pek karmașık olmadığını görüyorsunuz. Eğitim, karayolları, kültür, sağlık gibi belli konular bu parlamentoda konușuluyor, görüșülüyor ve karar alınıyor. Bakanlar ise bu parlamentoda alınan kararları uyguluyorlar” diye konuștu.

Veli Yüksel, partisi CD&V’nin 1831 yılından bu tarafa Belçika’nın kaderine yön veren bir parti olduğunu vurguladı ve 80’li yıllara kadar üniter yapıda tek bașına daha sonra bölge ve federal yapıya geçildiğinde farklı alanlarda, bölgelerde, federal hükümette hep liderlik yaptığını ve ülkeyi daha iyi noktalara tașımak için çalıșmalar yürüttüğünü ifade etti.

TÜMSİAD’ı Ziyaret

BAŞBAKANLIK Basın Enformasyon Genel Müdürlüğü inisiyatifinde AB projeleri çerçevesinde Brüksel’e bir ziyaret gerçekleştiren Türk yerel gazete temsilcileri,Brüksel Basın Müşaviri Veysel Filiz’in nezaretinde çeşitli ziyaretlerde bulundular.

tümsiad EKONOMİK SORUNLAR BASINI TEHDİT EDİYORBrüksel ziyaretleri oldukça yoğun geçene gazeteciler, Belçika Türk Federasyonu Genel Başkanı Ömer Zararsız ve arkadaşlarını ziyaret ettikten sonra Tümsiad Genel Merkezi’ni ziyaret ederek bilgi alış-verişinde bulundular.

Bu ziyaretlerden sonra Türk Dernekler Birliği Başkanı Hikmet Çakır ve arkadaşları,Türk gazeteciler onuruna Ültime Restoran’da bir yemek verdi.

Samimi bir hava içinde geçen yemekte,Belçika’da yaşayan Türkler,sivil örgütler ve Türk Dernekler Birliği(UTV) çalışmaları hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu.

Brüksel gezileri çok hızlı bir şekilde devam eden gazeteciler, Brüksel’in tarihi mekanı Grand Place, Adliye Sarayı’nı da gezip,Avrupa Parlamentosu önünde muz eylemi gerçekleştirdi.
Türk gazetecilerin Brüksel ziyareti yoğun ama zevkli bir şekilde devam ediyor.

Belçika’da Medyanın Sorunları Tartışıldı

Belçika’da medya alanında 2. Yılını dolduran Yeni Vatan Gazetesi “Belçika ve Türkiye’de Karşılaştırmalı Yerel Medya” paneli düzenledi.

kafile sormuluları televizyonlara söyleşi verdi EKONOMİK SORUNLAR BASINI TEHDİT EDİYORYerel Medya Paneli Anadolu Ajansı Avrupa Genel Haber Editörü Yusuf Kaya’nın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Başbakanlık Basın Yayın Genel Müdürlüğü ve Ulusal Ajans’ın ortak programıyla Belçika’da bulunan bir heyetten Kocatepe gazetesi temsilcisi Burcu Aydın, Öz Diyarbakır gazetesi temsilcisi Mehmet Çakan panelde konuşmacı olarak yer aldılar.

Panelde Belçika Türkçe basını adına Kanal Avrupa yapımcısı Hüseyin Dönmez, Binfikir gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Serpil Aygün ve Gold FM yapımcısı Esen Kalın’ın katıldılar.

Yerel Medya panelinde Türkiye’de ve Belçika’da aktif yerel medya organlarının sorunları masaya yatırılarak irdelendi. Yerel Medyanın özellikle ekonomik sorunlarının ağırlıklı olarak ele alındığı panelde ayrıca medya tanımı, etik sorunlar, özgür basın, yetenekli personel, devlet medya ilişkileri, teknoloji ve sosyal medyanın yerel medya üzerinde etkilerine değinildi.

Yeni Vatan gazetesinin organizasyonuyla düzenlenen “Belçika ve Türkiye’de Karşılaştırmalı Yerel Medya” panelinde konuşmacıların sunumlarından sonra izleyiciler tarafından yöneltilen soruları cevaplandırdılar.

Brüksel Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen panele başta TC Brüksel Başkonsolosu Ali Barış Ulusoy olmak üzere, Eğitim Müşaviri Sinan Ada, Basın Müşaviri Veysel Filiz, Turkse Unie Başkanı Rıfat Can, IHH Belçika Başkanı Ali Koç, Brüksel Yunus Emre Türk Kültür Merkezi Müdürü Rahmi Göktaş, Belçika Rumeli Türkleri Derneği Başkanı Turan Türe, İşletme Müşaviri Hüseyin Aslan, siyasetçilerimizden Nebahat Acar, Leyla Ertorun, STK temsilcileri ve gazeteciler katıldılar.

Programa Türkiye’den gazeteci heyetinden Mehmet Çakan (Öz Diyarbakır gazetesi), Abdülkadir Baran Çimen (Diyarbakır Olay gazetesi), Ahmet Birliktir (Hisar gazetesi), Burcu Aydın (Kocatepe gazetesi), Günay Doğar (Denge gazetesi), Onur Bayram (Doğan Haber Ajansı), Batuhan Yumrukaya (Kanal ETV Manisa), Hüseyin Suat Salgın (Yeni Asır gazetesi), Birol Sancak (Taka gazetesi) ve Sema Tüfekçioğlu (İdeal Basın Yayıncılık) katıldılar.

Belçika’dan ise Dursun Aydemir (Anadolu Ajansı), Hüseyin Dönmez (Gundem haber), Serpil Aygün (Binfikir), Erdinç Utku (Binfikir), Salih Karaca (Zaman), Şükrü Sağlam (Yani Vatan), Cafer Yıldırımer (Yeni Vatan), Esen Kalın (Radyo Gold), Kenan Erer (Radyo Gold), Suat Bezeng (Aktif.be), Kadir Özmen (Belcikahaber.com) panele katılanlar arasında bulundular.

Panelin sonunda ise konuşmacılara ve panelin düzenlenmesinde katkıda bulunanlara Yeni Vatan tarafından özel olarak hazırlanan plaketler takdim edildi.

TRT Muhabiri Yıldır’a Ziyaret

TRT Brüksel Muhabiri Aykut Yıldır, MEDYAP heyeti tarafından ziyaret edildi. Yıldır, TRT’nin Brüksel’de yürüttüğü çalışmaları anlattı.

trt EKONOMİK SORUNLAR BASINI TEHDİT EDİYORÜç yıldır Brüksel TRT muhabiri olarak hizmet verdiğini anlatan Aykut Yıldır, daha önce Ankara’da haber merkezinde çalıştığını kaydetti.

TRT Brüksel muhabiri Aykut Yıldır, İngilizce ve belli ölçüde Fransızca bilmesi nedeniyle Brüksel’de görevlendirildiğini söyledi. Yıldır; “Görev süremin sonunda bir değerlendirme yapılacak. Her iki sene de bir yeni bir karar veriliyor. Görev sürem uzatılıyor ya da başka bir yere gidiyoruz. TRT haber ve TRT Türkiye odaklı çalışıyoruz. Her an her dakika canlı yayın istenebiliyor. Buna hazırlıklı şekilde çalışıyoruz. İlk geldiğim yılda telefonla işi yürütüyordum. Sonrasında işin boyutu değişti. Türkiye’nin AB üyelik ilişkileri şu aralar çok iyi gitmiyor. AB tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşaması hem de sosyal çatırtıların başlaması sebebiyle genelde yoğunluğumuz o noktada. AB şu anda ekonomik ve sosyal sıkıntılar yaşıyor. Yunanistan’ı kurtarma planı, Kıbrıs Rum kesimi, İspanya, Portekiz, İrlanda olmak üzere hepsine bu yıl tanıklık ettim. Bu aralar biraz sessiz durumda. Bilindiği üzere Avrupa Parlamentosu seçimler nedeniyle neredeyse herkes tatile girdi. Paskalya tatili derken şu aralar biraz sakin.” dedi. (BİTTİ)

meliha

ÖLÜMDEN DÖNDÜ

Bu Yazı Toplam 879 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

TRT Ankara Radyosu’nun Türk Sanat Müziği Ses Sanatçısı Meliha Yazıcı ölümden döndü.

Gazeteci-Yazar Osman Yazıcı’nın de eşi olan Meliha Yazıcı, geçtiğimiz Cuma günü, Hacettepe Üniversitesi doktorlarından Prof. Dr. Taner Yılmaz(KBB) tarafından ses tellerindeki modüllerinden ameliyat oldu.

Aynı gün taburcu edilen ve evine gönderilen sanatçı Meliha Yazıcı, ağırlaşınca ertesi gün tekrar aynı hastaneye kaldırıldı. Ancak bütün uğraşlara rağmen ameliyatı yapan doktora ulaşılamayınca, tedavisi ve tanısı gecikti. Gazeteci-Yazar Osman Yazıcı, Rektör Prof. Dr Murat Tuncer’e ulaşıp durumu aktardı. Rektör Tuncer’in olaya müdahale etmesi sonucu,Hastane yönetimi alarma geçti.

Yapılan değerlendirme sonucu Meliha Yazıcı Yoğun Bakim Ünitesi’ne kaldırıldı. Sanatçı Yazıcı’ya ameliyat sonrası  boynunda ciddi enfeksiyona yakalandığı tespit edildi. Üç gün Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi gören sanatçı Yazıcı, dün servis katına alınarak tedavisine devam ediliyor. Telefonla ulaştığımız meslektaşımız Osman Yazıcı, ”Yakın dostum Rektör Prof. Dr Murat Tuncer, Hastane Başhekimi Prof.Dr. Arzu İskit  Yoğun Bakım Ünitesi ‘nde çalışanlar başta olmak üzere emeği geçenlere teşekkür ediyorum. Olağan üstü ilgi gösterdiler” dedi.

TRT

TRT’DE SKANDAL VE SONUÇ

Bu Yazı Toplam 804 defa okunmuş ve 3 adet yorum yapılmıştır.
Etiketler: , , ,

TRT Ana Haber Bülteni’nde MHP için, ‘yavru muhalefet’ ifadesini kullanarak sosyal medyada büyük tepki çeken spiker, jet hızıyla görevden alındı.

TRT’de dün akşam Ana Haber Bülteni’ni sunan spiker Anda Özmen, CHP ile ilgili haberini bitirdikten sonra MHP ile ilgili habere geçerken, “Yavru muhalefet” ifadesini kullandı. Spikerin bu anonsu sosyal medyada, özellikle MHP’liler tarafından büyük tepki çekti. MHP Iğdır Milletvekili Sinan Oğan, Twitter’dan yaptığı açıklamada, TRT’nin özür dilemesini istedi. Olayın ardından TRT Haber ve Spor Yayınları Dairesi Başkanı Nasuhi Güngör’ün talimatıyla spikerin görevden alındığı öğrenildi.

İnceleme başlatıldı

Konuyla ilgili olarak yazılı bir açıklama yapan Nasuhi Güngör ise, “Bugün (cumartesi) saat 19:00′da TRT 1 Ana Haber Bülteni’ni sunan spikerimiz, haber metninde yer almayan bir ifadeyi kullanmıştır. Konuyla ilgili gerekli inceleme başlatılmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” dedi.

Twıtter’dan özür diledi

‘Yavru muhalefet’ sözüyle tepki çeken spiker Anda Özmen de, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Bu akşamki yayında (ana haber bülteninde) yapmış olduğum gaftan dolayı Milliyetçi Hareket Partisi’nden özür dilerim. Tamamen spontane gelişen, hiçbir art niyet olmaksızın 2 haber arasında bağlantı yapmak adına söylenmiş yanlış bir sözdür. Tekrar özür diliyorum” ifadelerini kullandı.

trt

TRT’YE BÜYÜK ŞOK!

Bu Yazı Toplam 352 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.
Etiketler: ,

Almanya’nın en büyük kablo televizyon şirketlerinden Unitymedia, TRT’yi yayın listesinden çıkardı

Yayın yaptığı televizyon kanallarından para almayan Unitymedia’nın TRT’den yayınlara devam etmeleri durumunda 300 bin Euro ödemeleri gerektiğini bildirdiği, TRT’nin ise diğer kanallardan talep edilmeyen böyle bir paranın haksız yere kendilerinden istenmesinden dolayı bunu kabul etmediği öne sürüldü. Bazı çevreler uygulamayı, Hamburg olaylarının Alman televizyonlarında yeterince yer bulmadığını ancak TRT’nin olayları sürekli yayınlamasından rahatsız olanların TRT’yi bu şekilde cezalandırdığı şeklinde yarumladı. Daha önceki günlerde de Deutschland Kabel TRT yayınlarını kablolu yayınlarında durdurduğunu açıklamıştı.

TRT Köln bürosundan bir yetkilinin elektronik posta yoluyla yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Almanya’da uzun yıllardır yaşamakta olan bizler Türk Toplumu olarak, kendi dilimizde ve kültürümüzde yayın yapan güvenilir kamu yayın kuruluşu olan TRT’nin TRT TÜRK Televizyon kanalını abonesi olduğumuz kablo-tv operatörleri aracılığıyla (Unitymedia’da yaklaşık 90 bin ve Deutschland Kabel’de yaklaşık 50 bin abone) izleyebiliyorduk. Ancak 2013 yılı sonu itibariyle bu yayının iletimine son verildiğini üzülerek görmüş bulunuyoruz. Almanya’da yaşayan Türkler olarak, ücretini ödeyerek abonesi olduğumuz kablo-tv servisinde talep ettiğimiz tv kanalını izleyebilmenin demokratik hakkımız olduğunu düşünüyoruz. Kaldı ki TRT Kurumunun Almanya’da kablo-tv den iletim için ayrıca ücret talep etmediğini de biliyoruz. TRT TÜRK Tv kanalının kablo-tv servisinde yeniden yer almasını istiyoruz.

acun

İSTEDİĞİNİ ALDI

Bu Yazı Toplam 668 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Haziran 2014′teki Dünya Kupası maçlarını TRT ile TV8 dönüşümlü yayınlayacak.

TV8′in yeni sahibi Acun Ilıcalı, Haziran 2014′deki dünya kupası maçlarını naklen yayınlayabilmek için TRT’nin kapısını çalmıştı.

Acun Ilıcalı’nın Ramazan Kozu

Ilıcalı, 12 Haziran-13 Temmuz tarihleri arasında Brezilya’da oynanacak bazı maçların Ramazan’a ve iftar saatlerine denk gelmesi nedeniyle TRT yönetimine “Maçlar, iftara doğru programının yayın saatiyle kesişecek. Yayın hakkını bize verin, yayınlayalım” teklifinde bulundu.

Dönüşümlü Yayınlanacak

Acun Ilıcalı’nın teklifinin TRT tarafından kabul görmesi üzerine Türkiye’nin yine boy gösteremeyeceği Dünya Kupası maçlarını TRT ile Tv8 dönüşümlü yayınlayacak.

spiker

TRT’DE BAŞÖRTÜLÜ SPİKER DÖNEMİ

Bu Yazı Toplam 631 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Başörtüsü özgürlüğü, Meclis Genel Kurulu’nun ardından TRT ekranlarına da taşındı.

Başörtülü vekillerin Meclis Genel Kurulu’na girmesinin ardından TRT’de de bugün başörtülü bir spiker haberleri sundu. Feyza Çiğdem Tahmaz adlı sunucu, TRT Türk’ün bugün saat 17.00 bültenini sundu.

aktör

YÜKSELEN BİR AKTÖR!

Bu Yazı Toplam 258 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’nin küresel etkinliğini artırarak sürdürdüğünü belirterek, “Kim hangi propagandayı yapıyor olursa olsun, yalnızlaşma gibi bir şeyi dışarıda bırakın, Türkiyesiz hiçbir bölgesel inisiyatif neredeyse kalmadı.” dedi.

Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de düzenlenen Visegrad Grubu Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılan Davutoğlu, toplantının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Sırbistan’da geçirdiği trafik kazası sonucunda yaşamını yitiren TRT çalışanı Halil Elmas’ın ailesine ve TRT camiasına başsağlığı dileyen Davutoğlu, Türkiye’nin Belgrad Büyükelçiliği’nin kazanın ardından yoğun çalışmalarda bulunduğunu ve yetkililerin kaza mahaline ulaşarak ellerinden geleni yapmaya çalıştıklarını söyledi.

“Türkiye’ye dost ülkeler halkasını genişleten yeni bir girişim”

Temasları hakkında bilgi veren Davutoğlu, Orta Avrupa’da iki önemli dost ülke olan Slovakya ve Macaristan’ı ziyaret ettiğini belirterek, Slovakya’daki görüşmelerinde ikili ilişkileri gözden geçirdiklerini, Budapeşte’de ise bir ilki başlatarak, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Slovakya ve Macaristan’dan oluşan Visegrad Grubu ile 4/1 formatında bir toplantı gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Visegrad Grubu üyelerinin, Avrupalı bölgesel bir inisiyatif olarak, kendi aralarında güçlü bir dayanışma sergilediğini kaydeden Davutoğlu, “Bu dört ülke ile birlikte bundan sonra ortak meseleleri, Orta Avrupa’da ve Avrupa’nın genelinde takip edilecek politikalarla ilgili istişareler yapacağız” diye konuştu. Bakan Davutoğlu, şunları kaydetti: “Bu, Türkiye’nin Balkanların hemen ötesindeki kuşakta tarihi bağlarla bağlı olduğu dört ülkeyle birlikte oluşturduğu bir platform. Çok önem veriyoruz, hem Avrupa’nın jeopolitik omurgasını oluşturan bu koridorda bu bölgesel inisiyatifle işbirliği açısından, hem de her biri dost olan bu ülkelerle ikili ilişkiler bağlamında önemli bir adım. Ama onun da ötesinde Avrupa içinde Türkiye’ye dost ülkeler halkasını genişleten yeni bir girişim.”

Toplantı kapsamında son derece verimli görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve özellikle Batı Balkanlar’la ilgili gelişmeleri yoğun bir şekilde istişare etme imkanı bulduklarını anlatan Davutoğlu, “Balkanlar bir taraftan Visegrad Dörtlüsü’ne, diğer taraftan da Türkiye’yle doğrudan komşu, hem de Türkiye Balkanlar’ın içinde” ifadesini kullandı.

“Türkiye, dostluğu aranan, ilişki kurulduğunda herkesin güç kazandığı yükselen aktör”

Türkiye’nin üye olmadığı halde Visegrad toplantısına davet edildiği anımsatılarak, ülkenin dış politikada yalnızlaştığı iddialarına ilişkin görüşü sorulan Davutoğlu, “Bunlar, her zaman söylüyorum, artık komedi ölçüsüne varan tezler. Bizim bir aylık dış politika programımıza baksınlar ve kimin yalnızlaştığını görsünler” yanıtını verdi. Programda Irak ve İran ile karşılıklı ziyaretlerin, Rusya ile Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısının, ABD ve Myanmar ziyaretlerinin yer aldığına, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da Kuzey Avrupa turuna çıkacağına değinen Davutoğlu, bir taraftan Avrupa’yı harmanlayan süreçlerin yürüdüğünü, diğer taraftan bütün komşu ülkelerle temaslarda bulunulduğunu belirtti.

Bir Körfez turundan yeni döndüğüne ve bekleyen onlarca toplantı ve ziyaret bulunduğuna dikkati çeken Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bütün bölgesel inisiyatiflerin Türkiye ile özel mekanizmalarla bir araya gelmek istediğini vurgulayarak, “Türkiye kim ne derse desin küresel etkinliğini artırarak sürdürüyor. Bölgesel bütün inisiyatiflerde yer alıyor” dedi.

Davutoğlu, şöyle konuştu: “Türkiye, dostluğu aranan ve ilişki kurulduğunda herkesin güç kazandığı yükselen bir aktör. O bakımdan, kim ne derse desin, kim hangi propagandayı yapıyor olursa olsun, yalnızlaşma gibi bir şeyi dışarıda bırakın, Türkiyesiz hiçbir bölgesel inisiyatif neredeyse kalmadı. Karayipler’den Pasifik Devletleri Örgütü’ne, Nordik grubundan Visegrad Dörtlüsü’ne ve Körfez’e kadar her bir bölgeyle ilişkilerimiz gittikçe gelişiyor.”

KAZA

ACI HABER!

Bu Yazı Toplam 714 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Trabzon’un Beşikdüzü ilçesi Dağlıca köyü mevkiinde TRT vericilerini kontrole giden TRT’ye ait resmi araç henüz bilinmeyen bir nedenle kaza yaptı.

Edinilen bilgiye göre, ilçenin Dağlıca köyü mevkiinde TRT vericilerini kontrole giden TRT’ye ait resmi araç henüz bilinmeyen bir nedenle şarampole devrildi. Kazada teknisyen Hüseyin Özdemir (46) hayatını kaybederken, yanında bulunan sürücü Muammer Uzun ise ağır yaralandı. Uzun, Vakfıkebir Devlet Hastanesi’ndeki ilk müdahalenin ardından Trabzon Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

imdatsütlüoğlu

ÇAYKUR PARAYI HAKAN ŞÜKÜR’E VERMİYOR

Bu Yazı Toplam 526 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 1. sürgün yaş çay alımlarını tamamlayan Çaykur üreticisinden 21 bin 329 ton yaş çay yaprağı aldı.

Çaykur Genel Müdür İmdat Sütlüoğlu, düzenlediği basın açıklaması ile 1. sürgün alımlarının geçtiğimiz gün itibari ile tamamlandığı, ikinci sürgün alımlarının ise başladığını duyurdu. Sütlüoğlu açıklamasında, “Birinci sürgünde üreticimizden toplamda 231 bin 329 ton yaş çay alımı yaptık. Üreticimize bu çayların bedeli olarak 145 milyon liralık bir ödeme yaptık.

Ay sonuna kadar birinci sürgün bedeli olarak 73 milyon liralık bir ödeme daha yapacağız. Birinci sürgünde satın aldığımız yaş çaydan 46 bin ton kuru çay üretimi gerçekleştirdik. Üreticimiz birinci sürgünde olduğu gibi tarlasına erken girsin ve bizlere taze çay getirsin. İkinci sürgünde kontenjanımız dekar başına 375 kilogramdır. İkinci sürgün sezonunun bizim ve üreticimiz açısında hayırlı olmasını diliyorum. Kurum olarak yakın bir zamanda ‘Didi’ isimli soğuk çayımızla piyasada yerimizi aldık.

Tüketicimiz soğuk çayımızı çok sevdi. Hedefimiz soğuk çay projesinde Türkiye’de lider, dünyada ise önemli bir yer edinmektir” dedi. Sütlüoğlu basın organlarında yer alan ‘Çaykur’un Hakan Şükür’e reklam karşılığı yüksek paralar ödediği’ yönündeki haberlerin gerçek dışı olduğuna vurgu yaparak, “Çaykur parayı Hakan Şükür’e vermiyor. Sanki para Hakan Şükür’e gidiyormuş gibi lanse edildi.

Çaykur parayı TRT’ye veriyor. TRT ile iki yıllık anlaşmamız karşılığı olarak 1 milyon 760 bin liralık bir reklam ödemesi yaptık. Bu para TRT’de yayımlanan Stadyum programında yer alan reklamlarımız için verilmiştir. Tek-Gıda İş Sendikası Genel Başkanı Türkel’in açıklamaları gerçeği yansıtmıyor. Sendika toplu iş sözleşmeleri kapsamında bizden toplamda 137 milyon liralık bir talepte bulundu.

Bu rakamı ödemenin mümkün olmayacağını onlara söyledik. Sendika ile toplu iş sözleşmelerinin yeniden görüşülmesi şu an için söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.

incsaral

ANA-AVRAT KÜFÜR!

Bu Yazı Toplam 1,392 defa okunmuş ve 3 adet yorum yapılmıştır.

Daha yeni konuşmaya başlayan bir çocuğa, küfür öğretmeye kalkarsanız olacağı budur!

“ Baaak amcası oğlum ne güzel sövüyor, hadi bi tane söv amcaya! ” diye çocuğu küfre teşvik ederseniz, sonra çok matah bir şey duymuş gibi pişkin pişkin gülerseniz de olacağı budur!

Ne muhteşem toplum olduk ama!

Bir de üstüne üstlük sanki ilk kez küfür eden birini görüyormuş gibi  “ Ne ayıp! ”diye fişlemeler yapmıyor muyuz?

Çıkın sokağa, oturun kalabalık bir parkta… Ya da bir cafe de…

Gençlerin konuşmalarına hafiften bir kulak verin. Ben, bu gün 45 dakikalık oturum halimde tam 14 defa o malum kelimeyi duydum.

Hani adına spor gazetesi bile olan o malum kelime!

Ne yazık ki genci, yaşlısı, kasabı, manavı, iş adamı, milletvekili hiç fark etmiyor neredeyse tüm erkeklerin dilleri bir “ koyma “ halinde yarış ediyor… İki erkek birbirlerine bir konu anlatmak için bir araya geldiği anda başlıyorlar belden aşağı meydan okumaya. Adam yemin ediyor ve zerre utanmadan “ Yemin ederim a.k “ diyerek kelimesini bitiriyor. Tezatlık diz boyu! Çirkinlik almış başını gidiyor. Yanında çocuğu olduğunda da üslubu aynı, karısı olduğunda da, kardeşi olduğunda da… Hiç fark etmiyor. Yemek yerken de böyle, maç seyrederken de. Sinirlendiğinde de böyle, komik bir duruma maruz kaldığında da böyle.

Diller hiç durmadan sinkaflı cümleler sarf ediyor. Kadınlar fiziksel şiddetin dışında kendi bedenleri üzerinden de bir dil saldırısına mağruz kalıyorlar. Fakat bu ne hikmetse görmezden geliniyor, hafife alınıyor.

“Ananı…” diyerek başlayan cümlelerin haddi hesabı yok! En son mecliste bir vekilimizin ağzından duyduk. Sonrasında kendi söylediklerine kendisinin de şaşırdığını ve üzüldüğünü söyleyerek bir özürde bulundu ama ne yazık ki bu tarz konuşmalar her yerde.

O vekildi, sözleri kayıt altına alınmıştı, sonrasında söylediklerini duydu utandı… Peki ya ağzından çıkanları duymayanlar?

Utanması olmayanlar…

Anne en kutsal şahsiyet. Siz kontrol edemediğiniz öfkenize nasıl bir başkasının annesini dâhil edebilirsiniz?  Eğer intikam almak için beyniniz o öfke anında dile bu söz komutlarını gönderiyorsa, bence o beyini yerinden çıkararak beyinsiz dolaşın. Böylece siz da feraha kavuşursunuz, karşınızda ki de…

Televizyonda bir program var. Bence bu güne dek yapılmış en güzel ve faydalı bir program fakat ne yazık ki arada kaynayıp gidiyor. TRT1 ekranlarında yayınlanıyor. “ Süper Dadı “

Eğer çocuğunuz sizin sözlerinizi dinlemiyorsa, eğer size saygısızlık yapıyorsa, eğer sizin istediğiniz saatlerde uyumuyorsa çağırıyorsunuz dadıyı, evinizde size bir haftalık bir eğitim programı veriyor, çocuğu eğitiyor. Bakmayın çocuğu eğitiyor diye yazdığıma, aslında dadı ebeveynleri eğitiyor!

Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın nasılda yanlış ve bilinçsiz eğitildiğini hayretler içinde izliyorum.

Eğitim için gidilen evlerde yaşayan çocuklar genellikle dört duvar arasında, yani evde büyümüş oluyorlar. Fakat çocukların hem anne babalarına, hem de kardeşlerine ettikleri küfürler inanılır gibi değil. Birçoğu biiiiiiiiiiip cinsinden.

Dadı haklı olarak ebeveynlere, “ Bu çocuklar hep evde oynuyor diyorsunuz, peki bu kadar küfür’ü nereden öğrendiler? “ diye sorduğunda, yanıt genellikle aynı oluyor.

O sevimsiz sözleri çocuklarına kendileri öğreten bu yüzden kameralar karşısında önce yüzleri solan, utanan, sonra da sırıtarak gülen anne ve babalar! “ Şeyyy oğlumuz yarım yarım konuşurken bize çok şirin geliyordu küfürleri, o yüzden bir şey demiyorduk ama “…

El kadar bebenin, ettiği küfürü şirin bulan akla şaşayım!

Adı üstünde çocuk… Ne verirseniz onu alırsınız. Evin aynasıdır o. Genelde aileden edinilen yetiyle tamamen bilinçsizce söylediği o anlamsız sözlere alkış tutulduğunu gördükçe yaptığını tekrarlamaya, daha sonra ergen olduğunda sözlerin anlamını fark etmeye ve o sözlerden vazgeçmemeye, sonrasında onu günlük kullandığı kelime dağarcığına yerleştirmeye başlar. Kendi bedenindeki uzvunu sözleriyle kullanarak, meydan okumaya çalışan zihniyet, bir süre sonra tartıştığı ya da sözcüklerinin yetmediği her durumda bu çirkin kelimeleri hiç utanmadan kullanmaya başlar.

Şimdi yeni bir tehlike çanı daha çalmakta. Önceleri erkeklerin dillerinden duymaya alıştığımız o çirkin sözcükler, ne yazık ki son birkaç yıldan beri genç kızlarımız ve kadınlarımızın arasında da telaffuz edilmeye başlanmış durumda. Her ne kadar fizyolojik özelliklerinden dolayı kaale alınmasalar da hemcinslerimde artık çok rahat bir şekilde utanmadan, sıkılmadan küfür edebiliyor.

Yeryüzünde yaşayan bütün insanların naif bir duruşla saygı ve nezaketle birbirlerinin “ Gözlerinin içlerine “ bakmasını beklerken, aksine ana-avrat küfürlerle “ Belden aşağı “birbirlerini yok eden bir topluma dönüştüğünü görmek her ne kadar beni endişelendiriyor olsa da, “ Bir umut güzel günler gelecek “ diye bekliyorum…

Biliyorum “ Çok beklersin! “ diyorsunuz.

Ama dedim ya “ Bir umut “…

zeynep-başkan

1 ŞUBATTA MARİNA’DA

Bu Yazı Toplam 206 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Karadeniz’in ünlü sesi Zeynep Başkan yeni albümü sonrası ilk sahnesini 1 şubatta Akçaabat Venedik Marina da alacak.

Davetlilere unutulmayacak bir eğlence programı hazırlayan Marina Restoran deneyimli personeli ve ustalarıyla da müşterilerine mükemmel bir lezzet sunacak. Marina’daki bu eğlence için rezervasyon numarası: ‘228 02 88’

Zeynep Başkan kimdir?

1984 yılında Tonya doğumlu olan Zeynep Başkan, 2004 yılında Arif SAĞ’ın hazırladığı Anadolu Ateşi Bu Toprağın Sesi adlı yarışma elemelerine başvurdu. Elemeleri kazandıktan sonra on altı hafta yarıştı. Yarışmayı İkinci olarak bitirdi.

Yarışmada okuduğu eserlerden seçilmiş ilk albümü çıktı. Bu yarışmanın ilk üçe kalanlarıyla ortak bir albüm çıkardı.

Yarışma bittikten bir yıl sonra da Zifin Çiçeği adlı ikinci solo albümünü ve 2009 yılında da Azize adlı albümünü müzikseverlerin beğenisine sundu.  2008 yılında TRT’nin kendi bünyesindeki sanatçılarla beraber hazırladığı Türkülerle Süper Gece adlı programla bir yıl boyunca ekranlarda oldu.

golet

GÖLETLER BUZ TUTTU

Bu Yazı Toplam 187 defa okunmuş ve 1 adet yorum yapılmıştır.
Etiketler: , , ,

Gümüşhane’de son günlerde özellikle geceleri etkili olan aşırı soğuklar yüzünden il genelinde çok sayıda sulama göletinin yüzeyi buz tuttu.

Köse ilçesine bağlı Akbaba köyünün üst tarafına yapılan ve sulama amaçlı kullanılan bin 700 metre rakımdaki Akbaba göletinin yüzeyi büyük oranda buz tutarken, haber yapmak için bölgeye giden muhabirlerden birisi büyük taş atarak test ettiği göletin üzerine çıktı.

Buz üzerinde kayarken zaman zaman zorlanan TRT Muhabiri Hüseyin Özgün, “Buz pisti arayanlar için buranın ideal olduğunu düşünüyorum. Göletin üzerinde 15-20 santimetre buz kalınlığı olduğunu tahmin ediyoruz. Rahatlıkla üzerine buz pateni, buz hokeyi gibi değişik oyunlar oynanabilecek vaziyette. Ayrıca çok güze manzarası da var” dedi.

Göletin buz tutmayan uç kısmındaki ağaçların ve göletin arka kısmındaki dağların suya yansıması ise seyrine doyumsuz manzaraların ortaya çıkmasına neden oldu.

eurovisyon

EUROVISION’DA YOKUZ

Bu Yazı Toplam 133 defa okunmuş ve 1 adet yorum yapılmıştır.

TRT, Türkiye’nin gelecek yıl İsveç’te düzenlenecek ‘Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmayacağını açıkladı. Kararın yarışmadaki haksızlıklarına karşı çıkmak gerekçesiyle alındığı bildirildi

TRT Genel Müdürlüğü ‘Eurovision Şarkı Yarışması’ kararını açıkladı. TRT, bu yıl Eurovision şarkı yarışmasına katılmama kararı aldı. Karar, yarışmanın haksızlıklarına karşı çıkmak gerekçesiyle verildi. TRT Genel Müdürlüğü konuyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı.
Açıklamada, “TRT’nin Avrupa Yayın Birliği üyeliği çerçevesinde iştirak ettiği Eurovision Şarkı Yarışması’na katılım kararı her yayıncı kurumun kendi inisiyatifindedir. Bu kapsamda kurumumuz, 2013 yılında İsveç’de düzenlenecek 58′inci Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmama kararı almıştır” denildi.

Kurallar değişti

Kararın alınmasında yarışma ile ilgili kurallarda yapılan değişikliklerin ve haksızlıkların etkili olduğu vurgulandı. 2010 yılına kadar birinciyi tamamen izleyici oyları belirlediği hatırlatılan açıklamada, “2011 yılında yapılan değişiklikle izleyici oylarının etkisi yarıya indirildi. Birincinin belirlenmesinde jürinin oyları da yüzde 50′ye çıkarıldı. Bu kararın alınmasında EBU’nun ayrıcalıklı üyesi olan Almanya, Fransa, İngiltere, İspanya ve İtalya’nın son yıllarda elde ettiği başarısız sonuçlar etkili oldu.” denildi.

manset

GÖREVİNE BAŞLADI

Bu Yazı Toplam 594 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Tonya ve Trabzon’un ilk kadın kaymakamı olana Yeliz Yıldızhan görev başladı.

Çankırı iline bağlı Atkaracalar ve Orta ilçelerinde kaymakam vekili olarak görev yapan Yıldızhan, asıl kaymakam olarak Tonya’da görev yapacak.

Gümüşhane’nin Şiran ilçesinde doğan ve ilkokulu aynı yerde bitiren Yıldızhan, kaymakam GÖREVİNE BAŞLADIortaöğrenimini Ankara’da tamamladı. 2006 yılında Hacettepe Üniversitesi Siyaset bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Tonya’ya atanmasından memnun olduğunu ve isteyerek geldiğini belirten Yıldızhan, Tonyalılara hizmet etmek için elinden gelen gayreti göstereceğini söyledi.

Tonya Kaymakamı Yeliz Yıldızhan, 2008 yılında Maliye Bakanlığında Muhasebe Denetmen Yardımcılığı görevinde bulundu. 2009 yılında TRT’de Müfettiş Yardımcısı olarak görev yaptı. 29.12.2009 da Çankırı kaymakam adayı olarak göreve başladı. Staj süresinin tamamlanmasından sonra yurtdışı eğitimi için ABD’nin Virginia eyaletine gitti. Dil Eğitimini Virginia Commonwealth Üniversitesinde tamamlayan Yıldızhan, ABD ve Eyaletlerinin idare sistemi üzerine çeşitli dersler aldı. Birçok kamu kurum ve kuruluşunda inceleme ve araştırmalarda bulundu.

Yazıcıoğlu: ‘Beyanım olmadı’
dsi GÖREVİNE BAŞLADI
Dün gazetemizin 3’üncü sayfasında yer alan ‘Bu sese kulak verin’ başlıklı haberde mühendis Yıldız Aliyazıcıoğlu ile ilgili bölüme ilişkin açıklama yapan Yazıcıoğlu,  ‘Asla böyle bir beyanım olmadı, bana soru soran olmadı.’ dedi.

Erdoğan Bayraktar’ı Neden Eleştirmiyor?

CHP Trabzon Milletvekili Volkan Canalioğlu’nun her fırsatta Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ı milletvekillerinden ayırması, eleştirmemesi hata övmesini kendisine sorduk. İşte cevabı: ‘Erdoğan beyle aynı yıllarda okuduk. TOKİ başkanıyken bizim projelerimizi desteklemesi sahiplenmesi ve Trabzon için ne yapmamız gerektiği söylemlerini unutmuyorum.

Birlikte gerçekten güzel işler yaptık. Bunu o zaman ki AK Parti’nin ilçe başkanı eleştirdi TOKİ ile iş birliğimiz için bize yüzsüz dediler. Onların hangi noktaya geldiklerini Trabzon bayraktar GÖREVİNE BAŞLADIkamuoyu fark ediyor. Şimdi Trabzon gerçeklerini ortaya koyduk. İşsizliklerini yapılanmasını söyledik. Böyle bir tablo içersinde çok önemli bir bakanlığın başında bizim hemşehrimiz var.

Çömlekçinin bitmesini hızlandırıyorsa, Zağnos çabuklaşacaksa projeleri çabuklaştıracaksa biz ona destek vermeliyiz. Genel başkanımız diyor ki hükümetin yaptığı güzel iş varsa teşekkür ederim. Yaptığı işlere sıcak bakmak durumundayım. Geçen bir köye gittim, geçmişten gelen bir su sorunu vardı. Bakanın el attığını öğrenince kendisini aradım merak etmeyin bu işi halledeceğiz söylemi oradaki insanların suya kavuşması iyi karşılandı. Bundan kimse alınganlık göstermesin. Her şey Trabzon insanı için olması gerekiyor. Onlar görev verdi bizde onlar için çalışıyoruz. Bize her yer Trabzon diyerek hizmet vermeye devam edeceğiz.’

TRT takip etmiyor mu?

TRT uzun zamandan bu yana Trabzonspor’un özellikle yurt dışı kamp ve maçlarını takip etmiyor. Bir önceki dönem bu anlamda muhabir görevlendiren TRT’nin bu yıl Trabzonspor maçlarına ilgisizliğinin manası ne. Bir spor kalanı bile olan TRT’nin Trabzonspor’un son Videoton maçına da ekip göndermemesi dikkat çekici. Artık TRT için Trabzonspor sıradan bir takım mı oldu. TRT’nin spor servisi yetkililerine sesleniyoruz. trt GÖREVİNE BAŞLADIMilyonlarca Trabzonspor taraftarının vergileri ile ayakta duran TRT’nin Trabzonspor’a karşı ilgisizliği artık taraftarları çileden çıkartacak konuma getirdi. Taraftarların ciddi ciddi TRT’yi protesto etmek gibi bir organizasyon içerisinde olduklarını da hatırlatalım..TRT kış uykusundan uyanmalı.

Faruk Çelik Nereye Park Dedi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik aslen Artvinlidir. Bursa’da yaşamaktadır. Siyasete de Bursa’da başlamıştır. AK Parti’den iki dönem Bursa milletvekili olarak TBMM’sine gitmiştir. Son genel seçimlerde başkanının sürprizlerinden biri de Faruk Çelik ile ilgilidir. Çelik’i Urfa’dan aday göstermiş, Çelik de Urfa’dan hatırı sayılır oy olarak tekrar celik GÖREVİNE BAŞLADImilletvekili olmuştur. Ardından da bakan. Çelik, geçen hafta sessiz sedasız Trabzon’a geldi. Bakanlığı ile ilgili kurumları denetledi, Yeni Cuma’daki Doğum Hastanesinin yerine de gitti. Orda yeniden bina yapılması ile ilgili önerilere, ‘Ne binası burayı görmüyor musunuz mahalle nefes alamıyor. Burayı park yapın.”

Bir bakan burayı park yapın dedikten sonra akan sular elbette durur. Çelik, Trabzonlu bir bakan ya da milletvekili gibi çevre duyarlılığını da göstermiş oldu. Daha önce Bakan Erdoğan Bayraktar da Yenicuma’daki hastanenin yerine park yapılmasını istemişti. Belki Çelik’e Bayraktar bakanlar kurulu toplantısında bu konuda bir önerisi olmuş olabilir.

Söz Şehit ailesinin

Trabzon’da son dönemde atak yapan ve gündemi belirleyen programlarıyla öne çıkan bordo-mavi radyoda bugün söz şehit ailelerinin olacak. Telefonla Erdal Sarızeybek’in debordo mavi GÖREVİNE BAŞLADI katılacağı programda terörle mücadele, terör saldırıları ve şehit ailelerinin durumu tartışılacak. Program saat 16.00’da Forum’daki bordo-mavi FM stüdyosunda başlayacak.

Erdinç Uzun Da Destek Verdi

MHP’nin milletvekili aday adaylarından yayıncı Erdinç Uzun’a Koray Aydın’ın MHP Genel meb GÖREVİNE BAŞLADIBaşkan yolculuğunu sorduk. Uzun, ‘Ben Türkiye’nin zirvesinde Trabzonlu siyasetçi, Trabzonlu iş adamı, Trabzonlu gazeteciler olsun isterim. Koray beye tam destek veriyor ve başarılar diliyorum’ dedi.

o-yazici

YER GÖK EN BÜYÜK TRABZON

Bu Yazı Toplam 934 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Rize’de bir yüklenici dostuma uğradım. Sabit çemonto torbalarını tarttırıyordu. Bildiğimiz 50 kiloluk torbalar. “Hayrola, bunların kilosu belli değil mi’ dedik.

Bundan da çalıyorlar. Torba başına 5 ile 10 kilo değişiyor. Bende tartarak alıyorum” dedi.

Ülkede tuz koktu beyler.

Mutfak ve banyo için kullandığımız Tüzgazlar…

Her evde olması gereken ve her aileye ayda en az iki tane lazım olan Tüzgazlar..

Hanı varya, tanesi 75 TL’ye doldurulanlar.

Onda da hile yapıyorlarmış.

Kimse tartmıyor, hile yapılacağını düşünmüyor.

Dolum yapılırken, yüzde 25’lere kadar çalıyorlarmış.

Bir dostum ”tanıdığım birine doldurtuyorum, satılanların iki katı

Ekmek gramajından çal

Benzinde çal. Ondan çal, bundan çal…

Anlayacağınız ülkede tuz koktu beyler.

Vakıfbank’a yakışmıyor

Vakıfbank önemli bir devlet bankasıdır. Alt yapısı olan, devlet güvencesi bulunan, vatandaşın itibar ettiği bir bankadır. Benimda bankamatiğim bu bankadandır.

Ama ilçelerde şubesi bulunmuyor. Marmaris gibi, turizm merkezinde bile para çekecek yer bulamadık.

Vatandaş, parasını başka bankanın şubelerinden çekmek zorunda kalıp, küçümsenmeyecek para ödemek zorunda kalıyor.

Bu köşenin yazarı olarak,20 gün Karadeniz’de kaldım.

Trabzon-Rize ‘nın dışında şubesi ve bankamatiği bulunmuyor.

Sadece bir örnek, Rize Ardeşen 50 bin nüfusu bulunan bir ilçe.

Diğer ilçeler gibi Şubesi yok. Diğer tüm bankaların ya şubeleri ya da bankamatikleri bulunuyor.

İki kez başka bankalara ait bankamatiklerden para çekmek zorunda kaldım.

500tl para çektim ve 12,5 Tl masraf ödedim.

Vakıfbank Genel müdürü ve yönetimine duyurulur. Vakıfbank gibi büyük bir bankaya yakışmıyor.

Yazık oluyor meyvelere.

TRT Sanatçısı eşim Meliha ile birlikte Karadeniz programımızı bittirip Ankara’ya döndük. Bize kalsa hiç dönmeye niyetimiz yoktu.

Hande’nin dershanesi, Ata’nın da okulu başlıyor. Anlayacağınız mecburiyetten dönüş.

Bu yıl Karadeniz de meyve bolluğu var..Armut,elma,erik karayemiş,siyah üzüm ve incir bolluğu var.Arksında taze mısır geliyor.İşin kötüsü dallar kırılmasın diye sirkeleniyor..Dahası çürüyor.

Neden satmıyorsunuz, Batum’dan gelen armutlar 3 TL” dedik.

Aldığımız cevap ”Buralarda meyve satılmaz” oldu.

O zaman değerlendirin” dedik Ama dinleyen yok.

Armut, üzüm pekmezi, Armut üzüm suyu gibi bölgede tesisler kurulup, gelir kaynağı sağlanabilir. Çay-Fındık ve kivi gibi yeni gelirler elde edilebilir.

Bizim hemşerilerimiz, ağalığı bırakıp, bir az ticareti öğrenmelidir. Turizme yönelik ciddi yatırımlar yapılmalıdır. Karadeniz’in geleceği turizmdir.

Yazık oluyor bu meyvelere…

Yer gök Trabzon.

Meşhur Trabzon ekmeği, Akçaabat köftesi ve gerçek tereyağı bir markadır. Şöhreti uluslararasıdır. Taklitçilerde bunu fırsat olarak değerlendirip, vatandaşımızı kandırmaya devam ediyorlar.

Abartmıyorum, Trabzondan-Ankara’ya dönene kadar her il ve her ilçede çok sayıda ”Meşhur Trabzon ekmeği burada satılır”,”Akçaabat köftesi hizmetinizde” levhalarını gördüm.

Gözümüz yok. Bundan da Karadenizli olarak gurur duyarım. Ancak bu kadar da yalan olmaz ki. Merzifon’da, Çorum’da Kırıkkale’de ve diğer ilçelerde Trabzon ekmeği ile Akçaabat köftesinin ne işi var.Olsa bile yerinde yapılan ürünlerdir.

Getirebiliyorsanız, yapabiliyorsanız bir diyeceğimiz yok, ancak Akçaabat köftesi Akçaabat’ta güzeldir. Eti yapımı özeldir.

Trabzon ekmeğini ekmek yapan suyudur, unudur, mayasıdır, fırınıdır, yapımıdır. Ona o güzel koku veren özel karışımdır.

Levha asmakla olmaz ki. Sadece taklit olur, milleti kandırmak olur.

Başkente yapılan Karadeniz günlerinde tonlarca “Akçaabat tereyağı” diye Beypazarı’nda imalat edilen yumurta sarısı katılan margarinler satılmadı mı?

Trabzon ekmeği diye Ankara’daki fırınlarda yapılan çamur ekmekler vatandaşa yedirilmedi mi?

Sen ne büyüksün Trabzon ki, şanın markan,şöhretin yer göklerde yazılı..Sanada bu yakışır.Trabzon’un büyüklüğü  bundandır.

Tüm Trabzonlulara en derin muhabbetlerimi sunuyorum.

kaza

KÖYLÜLER 5 CAN KURTARDI

Bu Yazı Toplam 182 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Rize nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Dikkaya Köyü Yıldız Mahallesi TRT yolunda meydana gelen trafik kazasında 5 kişi yaralandı.

Edinilen bilgiye göre, Emine Gümba yönetimindeki 07 F 4450 plakalı kamyonet, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu şarampole yuvarlandı. Ters dönen araçta sürücü Emine Gümba ile araçta bulunan Nurcan Kus, Miyase Kus, Rahime Gümba ve Gönül Kus yaralandı.

Araçtan çıkardılar

Kazaya ilk müdahaleyi yoldan geçen köylüler yaptı. Ters dönen aracın içinde bulunan yaralıların çıkarılması için seferber olan köylüler yaralıları araçtan çıkardı. Yaralılar gelen ambulans ile Kaçkar Bölge Hastanesi’ne kaldırıldı. Yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenilirken, kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

KURT-KANUNU

KURT KANUNU’NDA FİNAL

Bu Yazı Toplam 235 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.
Etiketler: , , ,

TRT nin sevilen dizisi Kurt Kanunu bu Çarşamba 18. Bölümü ile finale ulaşıyor. Kemal Tahir in ünlü eserinden yola çıkılarak, hazırlanan dizide final ile birlikte taşlar yerine oturuyor.

Kurt Kanunu`nun 18. bölümünde:

Emin Bey`in yargılaması sona ermiş, biraz da kız kardeşi Perihan`ın Orhan Bey`le görüşmesinin de etkisiyle Emin Bey serbest kalmıştır.

Emin Bey, büyük bir iç hesaplaşma yaşamaktadır. Kara Kemal`in kendisini ihbar ettiğini mi düşünerek ölüme gittiği sorusunun cevabını arayan Emin Bey iyice çökmüştür. Cevabı ise, kendisi gibi derbeder bir halde karşılaştığı Cevdet Bey`de bulacaktır.

6 ay sonraki baloda, tüm gözler Ballı Naciye`nin üzerinde olacaktır…

Kurtlukta düşeni yemek kanundur! Kurt Kanunu, izleyicilerin unutamayacakları bir finalle 6 Haziran`da TRT 1 ekranlarında hikâyesini tamamlıyor.
Kurt Kanunu (Final), 6 Haziran Çarşamba TRT 1’de…

rize

SEZONUN KIRILMA ANLARI?

Bu Yazı Toplam 198 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Uzun bir lig maratonu geride kaldı. Ç.Rizespor Bank Asya 1.lig de geçirdiği 4. Yılında bir kez daha mutlu sona ulaşamayarak, taraftarını güldürmedi.

Aslında yeşil mavili ekip, lig boyunca eline geçirdiği fırsatları geri tepti diyebiliriz. Ligi ilk yarı rahatlıkla kotarabilirdi. Çok büyük avantajı önce Sakarya, içerde Güngören ve deplasmanda karşılaştığı Giresunspor maçların’da kaçırdı. Saydığım 3 takımda ligden düşen takımlar ve biz bu takımları maalesef yenemedik.

İşte ilk ikram bu seride başladı. Sonrası malum dile kolay üst üste 9 maç kazanama ve Hüseyin Kalpar’ın istifası.

İstifa öncesi Elazığspor maçı bir başka kırılma anıydı yeşil mavili takım için. İçerde 2-0’ı bulmuşuz ve o maç ikinci devre tam 5 gol kalemize görerek karşılaşmayı 5-3 mağlup tamamladık. Biz o maçta teknik direktör Kalpar’ın uyuması ile 2. Kez fırsat tepiyorduk. O gün Ç.Rizespor, Elazığ takımını evine boş gönderse biz şimdi Doğu temsilcisinin yerinde olacaktık. O moral ve puan avantajını Elazığspor lig sonuna dek çok iyi kullandı.

Gelelim 3. Kırılma anına. O karşılaşmada malum içerde oynadığımız Giresunspor maçı. İlk yarı güzel bir oyun, ikinci devre tam tersi ve Giray Bulak’ın yanlış hamleleri eklendiğinde maç sonu kaybedilen iki puan aslında sonun başlangıcı idi.

Bir hafta sonra Bolu deplasmanından alınan galibiyet ve Kasımpaşa takımı’nın evinde beklenmedik puan kaybı bizi son hafta yine ilk iki hedefini açıyordu.

İşte son maç, son ikram sayılabilecek Akhisar Belediye karşılaşması bir sezonun emeği Ç.Rizespor’un bu sezon için son büyük ikramı olarak karşımıza çıksada, benim fikrim bu maç için iki şıkı gösteriyordu.

Birincisi maçın hakemi Özgür Yankaya’nın yalnı düdükleri, ikincisi ise tecrübe. Sezon başında TRT Spor muhabiri Barış Yurduseven Rize’ye gelerek benimle röportaj yapmış ve aynen şunları söylemiştim TRT ekranlarında.

“Bu takım bu sezon birden gençleşti. Lig uzun maraton. En az 3-4 abi gerekir. Öyle maçlar oynayacağız ki, işte o maçların yükünü bu gençler kaldıramaz, demiş ve ilave etmiştim.
İnşanlah ben yanılırım, yanılma şansım ise bana sorarsanız binde sıfır. Çünkü tecrübe denilen şey, parayla satın alamayacağın tek şeydir.

İşte bu tecrübe faktörü son maçta karşımıza çıktı. Bizim gençler çok panik yaparken, Akhisar takım özellikle kaleci Oğuz, Kurşat, Merter ve Sertan ile tecrübeleri’ni ve soğuk kalnığını eklediğinde bir sezonun emeği ucup gidiyordu.

Böylece ilk iki şansı lig boyunca kırılma maçlarında yapılan teknik bazda hatalarla gidiyor, paly – off maçlarında ise senden moral ve fizik men iyi olan takıma yol veriliyordu.
Ç.Rizespor adına bir sezon’un özeti bu. Böyle bir fırsat her yıl ayağına gelmez. Bu takım bu sezon deplasman canavarı olmuş, içerde ise kuzu. Gelde arama içerde kaybedilen puanları. Şimdi ne desek boş. Önemli olan kurumsal anlamda yapılan doğruların, saha içinde meyve vermesi.

Şimdi bir Akhisar takımı, bir Elazığspor ‘un ne kadar yeterli tesisi veya stadı var. Yok…. Bizim yanımızda onların ki Ç.Rizespor yönetim kurulunu oluşturan armatörlerin gemilerinin yanında, balıkçı Recep Ali Akçay’ın oltayla avlandığı teknesi kalır.

Ama gel gör ki Recep amca işi biliyor. Balığın nerde olduğunu, nasıl olta kullanılacağını, havanın ne zaman patlayacağını her şeyi biliyor. İşte tecrübe bu.

tekin-kucukali

LOBİNİN TAHRİP GÜCÜ

Bu Yazı Toplam 11,109 defa okunmuş ve 41 adet yorum yapılmıştır.

Türkiye de şike soruşturması başladığından bu yana lobi faaliyetlerine dikkat çekmeye çalıştım. Lobiciliğin aynı zamanda tahrip gücü yüksek bir bomba gibi olduğunu biliyordum.

Bu soruşturma sürecinin, haksızlığa odaklanmış lobicilik faaliyetleriyle Türk Futbolunu tahrip edeceğinden korkuyordum. Nitekim korktuğum başıma geldi. 3 Temmuz’dan beri yaşanan süreç sonucunda, futbol sokağımızda tahrip gücü yüksek olan lobicilik bombası büyük bir gürültüyle patladı. Herkes bir tarafa savruldu. O güzelim futbol sokağımız mağdurlar ve mazlumlar sokağına döndü. Hiç kimsenin de gıkı çıkmadı. Herkes hayal kırıklığı yaşıyordu. Çünkü lobicilik, yaşanan tüm adaletsizlikleri benimseten bir meşruluk ortamı oluşturdu.

Zaten lobicilik inanç, algı ve meşru bir zemin oluşturma faaliyeti değil midir? Eğer güç, yalanın oyuncağı olursa lobicilik tahrip gücü yüksek bir bombaya dönüşür. Hatırlayın, Amerika Irak’ı işgale hazırlandığı sıralarda uluslararası camiada nasıl bir inanç oluşturdu. “İrak’ın yer altına saklanmış, tüm dünyayı tehdit edecek düzeyde nükleer silahları vardır.” Herkes bu yalana inandırıldı. Böyle bir yalana inanmanın bedeli ne oldu? Kadın çocuk ayrımı yapmadan 1 milyar insan öldürüldü. Bu koca yalan ve propaganda herkesi suspus etmeye yetmişti. Bir kaç yıl sonra, güç sahipleri yalanın esiri olduklarını itiraf ettiler.

Meşru bir lobicilik için kullanılan güç, ahlakın esiri olmalıdır. Güç ahlakın esiri değilse, lobicilik kontrolsüz bir hal alır ve karşımıza zulüm organizasyonu olarak çıkar.  Meksika’da Zapatista yerlileri önce sömürü düzenine karşı çıkmak ülküsüyle yola çıktılar. Hükümete karşı adım adım, acele etmeden ve lobiciliği iyi kullanarak mücadele verdiler. Ancak direnişleri sonucunda elde ettikleri güce kendileri de inanamadılar. Şaşırdılar. Ele geçirdikleri devlet gücünü ve devlet malını nasıl kullanmaları gerektiğini bile bilmiyorlardı. Her şeyi yağmaladılar. Milletin mallarına el koyup evlerine götürdüler. Türlü taşkınlıklar yaptılar. Taraftarlarının onlara olan inancı, onları sarhoş etmişti. Türkiye’de şike yapılmadığını iddia eden taraftarlar, bu Zapatistalara ne kadar da benziyorlardı. Yaptıkları lobi faaliyetlerinin ahlaki yönünün zayıf olması ve kalkıştıkları işin kendi boylarını aştığının farkında olmamaları nedeniyle zaferi nasıl da tahribata dönüştürdüler.

Lobicilikte kantarın topuzu kaçtı. Soruşturma sürecinden kurtulmak için yapılan yoğun lobi faaliyetleri yalanın esiri olan bir güç kullanımına dönüştü. Ahlaki bir temele dayanmak yerine, menfaat temeline dayandığı için nerede duracağını da bilemedi. Suçlanan kulüp hızını alamadı ve kendini aklamak bir yana, Türkiye’deki saygın bazı kulüpleri de suçlu ilan ettirdi. Hatta süreç, alın terine saygısızlık noktasına kadar vardı. Galatasaray’ın şampiyonluk kupasını soğutarak vermek için de mücadele verildi. Bu kontrolsüz güç, Türk Futbolunu büyük bir tahribata uğrattı.

Bu tahribattan en büyük nasibi Trabzonspor aldı. Tahribat hala devam ediyor. Bakıyorum da Trabzonspor’a önemli yıldız futbolcuların transfer edileceği haberleri yayılmaya başladı. Başta Burak olmak üzere, Trabzonspor’da kendisini bulmuş başarılı futbolcuların ayrılacağı kanaati yavaş yavaş yerleştiriliyor. Taraftara bu değerleri kaybetmeyi benimsetme konusunda faaliyetler devam ediyor. Mevcut yararlı futbolcuların Trabzonspor’dan soğutulması süreci işletiliyor.

Değerli okurlar, Modern dünyada bir devleti, bir şirketi ya da bir spor kulübünü yönetmenin birinci kuralı “ALGIYI YÖNETMEK” tir. Algıyı yönetmenin en önemli yolu da medya üzerinden lobi faaliyetleri yürütmektir. Doğrular, dürüstler, ahlaklı insanlar ve haklı olanlar bu algıyı doğru ve adil bir noktaya ulaşmak için var güçleriyle çalışmalıdırlar. Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi, lobicilik gücün doğru kullanımı olmalıdır. Yoksa LOBİ SİLAHI NÜKLEER SİLAH GİBİDİR. Sinsidir. Teneffüs ettiğiniz havadan, farkına varmadan sizi zehirleyebilir.

Örneğin, Mavi Marmara katliamında şehit olan vatandaşlarımızı milletimiz bağrına bastı. Ancak “orada ne işleri vardı” mealindeki çatlak sesler, daha sonra uluslararası alanda kanaate dönüştü ve lobinin tahribatıyla karşılaştık.

Algıyı yanlış yönlendirmeye TRT Televizyonunun da alet olduğu başka bir örnekle anlatmak isterim: Bir Zamanlar Osmanlı “Kıyam” dizisi dikkatinizi çekti mi bilmiyorum. Dizi özetle Osmanlı’nın Acemlerle yani bugünkü İran’la gerilim günlerini hatırlatıyor. Peki milletin kafasına hangi algıyı yerleştiriyor? “İran geçmişten günümüze düşmanımızdır.” Dizinin zamanlamasını da dikkate aldığımızda, milletin algısının nereye doğru yönlendirilmeye çalışıldığını takdir edersiniz.

İşte haftalardır lobicilik olarak dile getirdiğimiz bu algı yönetimi, kardeşlik, dostluk ve barış yönünde kullanılmak yerine, böylesine düşmanlıkları hatırlatmak için kullanılırsa nükleer silahtan daha tehlikeli olabilir.

Biz Karadeniz ve Trabzonspor camiası olarak hep doğrunun, ahlaklı ve adil olanın yanında olmaya bu değerler uğruna lobi yapmaya gayret göstereceğiz. Milletin vicdanını sızlatacak her konuda da onları uyandırmayı görev sayacağız.

Yazıma son vermeden önce; kısa adı KAR-DER olan Karadenizliler Derneği tarafından Ankara-Etlik’te düzenlenen ve 22 Mayıs Salı günü başlayıp hafta sonuna kadar devam edecek olan “Karadeniz İlleri Kültür ve sanat Festivali”nin verimli ve bol katılımlı geçmesini temenni ediyor; emeği geçen arkadaşlara sevgi ve selamlarımı sunuyorum.

Sağlıcakla kalın..

FUTBOLDA TERÖR

Bu Yazı Toplam 317 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Türk Futbol dünyası uzun zamandır sancılı süreç yaşıyor.

Bunun miladı 03.07.2011 tarihi gibi görünse de,futbol terörünün tarihi 1970 yılların ortalarından itibaren devam etmektedir.

O yıllardan itibaren FB,GS ve BJK taraftarlarının,baltalı,döner bıçaklı otobüs seyahatleri,durakladıkları her konaklama yerinde estirdikleri terör,o zaman ki gazeteler ve tek yayın kanalı olan TRT tarafından gizlendiğinden, dedikodudan öteye gidemiyordu.

90 lı yıllarda özel TV’lerin yaygınlaşmasına rağmen,Anadolu’nun henüz hakimiyet kuramadığı basın dünyasında,futbolda terör,yine “amalar” ile geçiştiriliyordu.

Üstelik 90 lı yıllardan itibaren,taraftar dernekleri çoğaltılarak,nerde ise her yöneticiye göre bir taraftar derneği oluşturulmuş,bazı taraftarlar kongre malzemesi,hatta statlarda isteğe göre servisli “küfür” makinesi olarak kullanılmıştır.

İşledikleri suçlardan dolayı karakola düşen bazı taraftarlar,tuttukları takıma zarar vermiş olmalarına rağmen bazı yöneticiler tarafından karakollardan çıkarılıp,medyaya kahramanlık pozları verilmiştir.

Yönetici,yönetici adayı ve taraftar dernekleri arasında kurulan “al gülüm-ver gülüm” ilişkisi,hep taraftar dernekleri lehine ilerleyerek gelişmiştir.
Böylece taraftar dernekleri liderleri,bir çok yöneticiden daha güçlü hale gelmiş,isteklerini çok kolayca kulüp başkanlarına kabul ettirir olmuştur.
Diğer taraftan bakıldığında,güçlü taraftar derneklerinin olmaması halinde,statlarda futbolun şov bölümünün,sadece futbolcular veya maç günü havanın iklim durumuna bakarak maça gelen,entelektüel taraftar kesimi ile gerçekleşmeyeceği de ortadadır.

O halde çözüme gider  iken,kesin olan taraftar derneklerinden vazgeçilemeyeceği,ancak bazı Taraftar Derneklerinin  de kendilerini kullandırmaktan vazgeçmeleridir.

Kendine güveni olmayan,bazı taraftar derneklerini öyle veya böyle maşa olarak kullanmayı düşünen,onları yanlış bilgilerle yanıltmaya çalışan,Yöneticiler “Futbol Terörü” nün baş sorumlusudur.

Fıkralık kararlar veren TFF Yöneticileri,Futbolda olmaması gereken demeçleri veren siyasiler,Kendi hatasını örtmek için sorumsuz beyanlarda bulunan yöneticiler,mutat hale gelmiş bariz hatalar yapan hakemler  ve sahada futbol oynamaktan öte her türlü tahrik hareketi yapan futbolcular,yalan-yanlış yorum yapan-yazan basın mensupları,

En masum ve sadık duygular ile maç seyretmeye giden taraftarlardan önce kendisini düzeltmesi gerekenlerdir.

Benim-senin taraftarın,ayırımı olmadan takımına zarar vermekten başka sonuç vermeyen “taraftar olayları” nın önüne geçmek için her kes kendine düşeni yapmaz ise,10-25 yaş gurubundaki bu gençlere tavsiyede bulunmak ne kadar samimi olur.
Futbol terörünü, engellemek için adım atılmaz ise,bunun vahim sonuçlara ulaşması kaçınılmaz hale gelmiştir.

FB-GS maçı sonrası,sahaya inen binlerce FB taraftarının, sahaya attığı koltuk parçalarından ziyade,bazı taraftarların ellerindeki yangın söndürücü ebadındaki renkli sis makinelerinin nasıl stada girdiği, asayiş ciddiyetsizliğinin baş delilidir.

Bir şehri yönetenler,bir takımın taraftarı gibi davranamazlar.
Davranırlarsa,ya Trabzon’da olduğu gibi taraftarı kışkırtırlar,ya da İstanbul’da olduğu gibi aciz kalırlar.
Devlet, toplu ortamlarda herkese eylemci gözüyle bakamaz,ancak herkesi de masum sayamaz.
Masum ile eylemciyi ayıracak tedbirleri devlet almak zorundadır.

TS-FB maçında tel örgü bulunmamasına rağmen sahaya girmeye teşebbüs dahi etmeyen taraftara,kolluk kuvvetinin aşırı davranışı ne kadar yersiz ise,

FB-GS maçında tel örgüye rağmen,bunu aşıp soyunma odası koridoruna kadar gelen ve polis otolarının yakılmasına neden olan taraftar karşısında, polisin geri çekilme anlayışı da yanlıştır.

İstanbul Takımlarının  taraftarlarının kendini dokunulmaz hissetmesinden,bu güne kadar onları koruyan yanlış ve taraflı tutumları nedeniyle,bürokratlar da sorumludur.

Müdahaleye alışkın olmayan FB taraftarı artık faciaya dönüşecek olayların engellenmesi için sıkılan gaz dan Fetullah Gülen Hocayı sorumlu tutma saygısızlığını gösterebilmiştir.

Öyle ya,FB şike yapmamış, Aziz Yıldırım TFF’ce de suçsuz bulunmasına rağmen,Fetullah Hocanın Savcı ve Hakimleri onu kasten cezaevinde tutuyor,mantığı.

Eh.Poliste Hocamıza bağlı, saçma mantığı ile biber gazı FB taraftarına sıkıldı.

Akli selim davranmayan bazı FB Yöneticileri ve oradan beslenen bazı basın mensuplarının bu mantığı,her kulüpte hakim kılınırsa “futbolda terör”,futbol-devlet kavgasına sürüklenebilir.
Kişilerin istikbali için,tehlikeli sulara açılanlar,dikkat.

Futbolda yaşananın adı “terör” olarak konulduysa,kimi yakacağı belli olmaz.

manset

TEPKİ İÇİN NE YAPMALI?

Bu Yazı Toplam 538 defa okunmuş ve 3 adet yorum yapılmıştır.

Şike davası, Avni Aker’deki çakı olayı, TRT’den Trabzon basınına yapılan küfürler! ve son olarak TRT’nin sonradan özür dilediği o malum başlık.

Şimdi ne yapmalı ve nasıl bir tepki verilmeli. Bana ulaşan önerileri paylaşıyorum:
1-Mevcut Başkana girdiği her seçimde oy  vermiş biri olarak söylüyorum.
Bir yerlerinden bir yerlere bağlı olan insanları bırakın Yönetici yapmayı,
kulübün yakınına bile sokmayacağız.
2-İleri demokrasinin fevkinde olduğu söylenen ülkemizde, ancak 4 yılda bir
oy atmaktan başka bir hakkı olmayan vatandaşlar olarak aklımızı kullanarak
oy kullanacağız.
3-Söylenenlere göre çok güçlü olan Trabzon Basını yaşama sebepleri olan
Trabzonspor’a yapılan haksızlıklar için Siyasi İktidar dahil gerektiği zaman herkesi karşısına
alıp ORTAK BAŞLIK  atarak TEPKİ KOYABİLMELİ.
4-Şehrimize ve TRABZONSPORUMUZA kasten yanlış yapıldığı veya hakkı
engellendiği zaman  bütün camia birlik olunabilmeli. Bu bir örnek. Gerektiği zaman Koç ürünleri dahil, haksızca hakaret eden veya çamur atan gazetelerin tamamını raflarda bırakabiliyor muyuz?
5-Sadece ekonomik gelir elde etmek ve gündemde kalmak için yönetici olmak
isteyenlere, takımımızı kullanmaya kalkanlara takımın sınırlarını terket diyeceğiz.
6-Hak etmeyen insanlara Takımımız üzerinden Şöyle Başkan, böyle
Yönetici, Şöyle Efsane, Böyle  bilmem ne …diye çok değerli ünvanları  molozda esnaf tezgahlarında satılır gibi rasgele dağıtmayacağız.
7-Trabzonlu Futbolcular dahil Yöneticiler, Basın, Taraftarlar açıkçası herkes
birinci sıraya  Trabzon, Trabzonspor ve Trabzonluları koyacak, şahsi çıkarlarını 5.sırada tutacak, Trabzonspor’un 1 lirasını kul hakkı mesabesinde tutacak ve ona göre bütün davranışlarını yönlendirecek. İşte o zaman biz, Trabzon, Trabzonspor bu sistemin  en önünde yer alırız. Herkes bize saygı göstermek zorunda kalır. En başta medya. Var mı herkes?
Selamlar..’

TRABZON BEŞİKTAŞ MAÇINA DOĞRU

33 TEPKİ İÇİN NE YAPMALI?Süper final’in ilk maçlarında aynı skorla mağlup olan iki takım Avni Aker’de kapışacak. Gördüğüm kadarıyla Trabzonspor Teknik Patronu Şenol Güneş, takımın kaybolan motivasyonunu yeniden yüklemeye çalışıyor. Ne kadar başarılı olacak belli değil. Trabzonspor’un Orduspor ve Fenerbahçe maçlarına baktığımda en belirgin eksiklik en uçta. Halil hem Ordu’da hem de Fenerbahçe maçında en üst düzeyde gayret gösterme çabasında olsa da Burak Yılmaz’dan önde beklediğimiz baskıyı görmek mümkün değildi. Galatasaray’da Elmander, Fenerde Musa Sov o baskıyı yapıyor. Beşiktaş’ın uçtaki elemanları ile Trabzonspor’un oyuncuları etkisiz kalıyor.
Trabzonspor takımı için Henrique ideal bir oyuncu. Ancak kazandığı topları kullanmada başarılı olamadı. Topun üzerine basıyor, hataları koşular yapıyor. Burak sakatsa Şenol Güneş’in şans vereceği Henrique bu şansı iyi değerlendirmeli. Trabzon Avni Aker stadındaki maçta şanslar eşit. Colman-Adrian ne kadar tutturacak? Querasma oynarsa Beşiktaş kıl payı önde.

KİM GELSİN?

dany TEPKİ İÇİN NE YAPMALI?Trabzonspor gelecek için hangi oyuncuyu alsın diye bakıldığında 3 Stopere yoğunlaştı. Dany, Serdar Aziz ve Hüseyin Tok. Birbirinden kaliteli savunmacılar. Ancak Trabzonspor’da şöyle bir sorun var. Bir futbolcu kendi takımında ne kadar iyi olursa olsun Trabzonspor’da istenileni veremiyor. Buna örnek Agustin, Tomas Jun, Teofilo ve Brozek kardeşler. Neyse ki alınacak olanlar savunmacı. Bursa Serdar’ı vermez. Sapara Antep’de kalır ve yerine Dany gelir. Benim Favorim ise Antep’den Popov(Galatasaray peşinde) ve Yasin Pehlivan.

EN ÖNEMLİ SORUN

glovacki2 TEPKİ İÇİN NE YAPMALI?Trabzonspor’da bu sezon en önemli sorun ne derseniz, yabancı seçimindeki hatalar ve ideal kadronun bir türlü oturtulamaması derim. Şenol Güneş’in elinden çıkarmak istediği birçok oyuncu gönderilemedi. İşte bu, takım içinde sıkıntı yarattı. Teknik kadro zorlandı. Trabzon gelecek yıl güçlü alternatifleri ile net bir kadro kurmalı. Futbolcu hurdalığı satılmalı.

KARDEŞLİK MEKTUBU

‘Sevgili kardeşim, Ben Samsun’da yaşayan  Trabzonsporlu bir taraftarım. 17 TEPKİ İÇİN NE YAPMALI?Benim gibi bir çok kişi var burada. Üniversitede yaklaşık 300 gencimiz var bordo-mavi renklere gönül vermiş. Normal günlerde bordo-mavi forma ile burada dolaşmak hiç zor değildir. Kimse size bir şey söylemez. Hatta TS Club bile  var. Hem de kentin en işlek iki caddesinin arasında. Ancak Trabzon-Samsun maçlarında ufuk tefek sorunlar yaşanıyor. Bunları da yaşları 15-20 arasında olan taraftardan azınlık grupları yapıyor. Aynı Trabzon’da olan bir grup taraftar gibi. Bu taraftar grubundan Ordu’da da var maalesef. Zaman zaman sizin gazetenizi takip ediyorum. Yazılarınızı okuyorum. Üzülerek görüyorum ki, Trabzon’daki yerel medya bu üç şehir arasında ki huzurluğa çanak tutuyor. Samsun’da oynanan ilk karşılaşmaya gelen Trabzonspor taraftarının bıçaklandığı yolunda benim akrabam olan ve burada yerel bir gazete çalışan muhabir aranıyor. Bilgi alınmaya çalışılıyor. Ama böyle bir olayın olmadığı tespit ediliyor. Samsun’daki yerel medya ise sizin kadar bu işi körüklemiyor. Lütfen biraz daha duyarlı yazın. 1-1 biten karşılaşmadan sonra burada kimse sabaha kadar eğlenmedi. O karşılaşmada yan yana oturan biri Trabzonsporlu diğeri Samsunsporlu iki taraftar birlikte maç izledi. Ordu’da bir bayan taraftar yarısı bordo-mavi, yarısı mor-beyaz üzerinde “biz bir bütünüz” yazılı atkı açtı. Kimse bunları görmüyor. Bunları yazın. İnsanları bu üç şehrin taraftarları arasında dostlukları anlatın. Kin ve nefreti öğretmeyin.

Sayın Turgut, Samsun’da Fenerbahçe taraftarı olduğu kadar inanın Trabzonspor taraftarı da var. Ve inanın ki Fenerbahçe’nin geçen yıl ki şampiyonluk kutlamalarını buradaki Samsunspor taraftarları engelledi. Bunu Trabzonspor’u sevdikleri için yapmadılar elbette. Onlar da istiyor ki. Samsun’da Samsunsporlular olsun. Yani Trabzon gibi olmak istiyorlar. Yazılarınızı yazarken bizi de düşünerek yazmanızı rica ediyorum. Bende Trabzonspor taraftarı olarak Avni Aker’deki maça geldim. Ve bende 55 plakalı arabamı şehir dışında polislerin ricası üzerine bıraktım. Oysa benim arabamda TS bayrağı var. Üzerimde formam var. Ayrıca Samsun’da bir çok arabanın arkasında veya ön camında bize her yer Trabzon yazısını rahatlıkla görebilirsin. TS plaka serisi açıldığı gibi emniyette bitti. Anlatmak istediğim Samsun’da bir kısım serseri grubun dışında kimse Trabzonspor’a kin tutmuyor. Lütfen bunları yazın..Saygılarımla. Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçesine..İsmail Akduman.’

24 BİN KABUL DEĞİL!26 TEPKİ İÇİN NE YAPMALI?

Trabzonspor takımı bu sezon en büyük desteği kadınlardan aldı. Kimine göre onlar bağırınca konsantrasyon bozuluyor ancak istikrarlı bir biçimde yağmurda çamurda kendi bölümlerini doldurdular. Bu defa Cumartesi akşam saat 19.00’da tüm Avni Aker’i dolduracaklar. Hem de 25 bin kişi olarak. Ben 24 bini bile kabul etmiyorum.