Tag Archives: Gürsel Gençsoy

MANŞET

AYASOFYA’NIN DURUMU

Bu Yazı Toplam 607 defa okunmuş ve 1 adet yorum yapılmıştır.

Ayasofya’nın tapusunu almışız.

Ooohhhh…

Rahatladık dostlar.

Ne işe yarıyacak diye düşündüm de,

Şimdi sıra konut kredisinde herhalde.

Onu da hallettik mi üstte iki kat atarız.

Ön bahçeye de bir küçük çardak, köyden de asırlık serender. (Varsa sorun yok)

Yoksa çok katlı otopark mı yapsak, ne dersiniz?

***

Fatih 1453’de İstanbul’u fethettiğinde ilk iş olarak Ayasofya Kilisesini camiye dönüştürmüştü. Ardından 1461’de, Bizans kökenli son devlet olan, Trabzon Rum Devleti’ni de fethettiğinde ilk işi Ortahisar’daki Altınbaş Meryem (Panagia Khrysokephalos Virgin) Kilisesini camiye dönüştürmek olmuştu. Yetmedi, birde Hristiyanlığı Trabzon’da yayan ve kentin koruyucusu olduğuna inanılan, başka bir ifadeyle Ortadoks dünyasında simgesel bir önemi bulunan St. Eugenios kilisesini de Yeni Cuma Cami olarak dönüştürmüştü.

siyah AYASOFYA’NIN DURUMUNiye? Çünkü, İstanbul’da Ayasofya’yı, Trabzon’da iki kiliseyi camiye dönüştürerek Türk ve Müslüman mührünü vurup fethi perçinlemişti.

Fatih Sultan Mehmet, Trabzon’u fethederken Ayasofya Kilisesini görmemiş miydi?

Görmüştü muhtemelen ama Osmanlı Devletinin gayrimüslüm cemaatler, egemenliği elinde bulunduran Osmanlı devlet otoritesine bağlı kalmak şartıyla kendi inanç, ibadet ve dillerini kullanma serbestiyetine sahipti. Bu sebeple Trabzon’da gayrimüslümlerin yaşamlarında herhangi bir kısıtlamaya gidilmedi. Ayasofya Kilisesi başta olmak üzere Sümela Manastırı ve buna benzer çok sayıda kilisenin faaliyetlerine dokunulmadı.

Fatihin ölümünden sonra 1572-73 tarihinde dönemin padişahı III. Murat’ın izni ile camiye çevrilen Trabzon Ayasofya Kilisesi’nin aslında iddia edildiği gibi tapu kaydı da yoktu!

Bu benim iddiam değil tarihçilerin iddiası.

İstanbul Ayasofya Kilisesi’nin Fatih tarafından camiye çevrilmesine dair vakıf senedi/vakfiye kaydı internet ortamında herkesin bilgisine sunulmasına karşılık Trabzon Ayasofya Kilisesi’nin Vakıf kayıtları yok!

Varsa koyarlar internete.

Eğer Fatih Sultan Mehmet Vakfı’nın içinde Ayasofya Kilisesi’nin cami olması öngörülmüş ve kaydedilmişse, neden padişah buyruğuna rağmen Ayasofya Kilisesi Fatih’in ölümünden yaklaşık 100 yıl sonraya bırakılmıştır?

Vakfın tasarrufu altında olduğuna dair vakıf senedi veya belgesi varsa Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından belge kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

Belirsiz bir durum yani.

Ayrıca,

Velevki Ayasofya Müzesi bir vakfın tasarrufu altında ve bu tasarruf vakıf senedine uygun şekilde kullanılması isteniyor.

Ve Ayasofya cami oldu.

Peki, o zaman gayrimüslüm bir vakfın uhtesinde olan Sümela ne olacak?

Osmanlı döneminde statüsünde herhangi bir değişikliği olmadığı ve eski işlevini aynen sürdürdüğü için bir gayrimüslüm vakfın statüsünde bulunan Sümela Ören Yeri (Manastırı)’da asıl sahiplerine bırakılması gündeme gelebilir mi?

Gelir arkadaş.

Bakın Hristiyan dünyasından bu güne kadar en ufak bir tepki yok.

***

Aslında TOKİ’ye vermeli.

En üst katında lüks restorant.

Az bi kısmı rezidans.

Bir kısmı otel, alt katlar AVM, restoranlar, sinemalar.

Kubbeli, minareli, şadırvanlı bir otopark da ne güzel olur.

Tadından yenmez üstadım.

Cami mi?

Deli gönül neler yazmak istiyor da,

Daha zamanı gelmedi…

Işıkla kalın.

Trabel’de Toplu Sözleşme

logo AYASOFYA’NIN DURUMUBiz görevde ikende bir türlü anlamamıştım, yine anlamıyorum. Trabel bir şirket değil mi? kamusal bir yanı yok. Yani devlet veya yerel yönetimler kapısı değil. Sadece Trabzon Belediyesinin yüzde olarak çoğunluğu olduğu bir şirket. Her sene belediyenin veya bir başka özel/kurumsal yerin ihalesine giriyor ve ihale paralelinde o yerin işlerini yürütüyor. Bunu da bünyesindeki işçilerle yapıyor. İhaleyi aldığı kurum veya özel sektör yürütülen işlerde sıkıntı görürse kimi sorumlu tutuyor? Şirketi. Peki, çalışanların kime karşı sorumluluğu var? Şirkete. E kardeşim şirket elemanı niye gidip şirketin ihale aldığı kurumla pazarlık yapıyor? Bir koca muamma çözene helal olsun…

NATO’nun Hikmeti Harbiyesi

Yakında Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Savunma Bakanı Trabzon’a gelip nato1 AYASOFYA’NIN DURUMUAfganistan’dan çekilen NATO askerlerinin arasında bulunan Almanları ziyaret edeceklermiş. Sayın Valimiz açıklamış, “Ankara-Berlin hattında gerekli anlaşmalar yapılmış ve geçişler için ilk kafile gelmiştir. Burada üst kurulması gibi birşey söz konusu değil. (!) Askerlerin büyük ekonomik katkıları olacak. Limana 20 Milyon Dolar verdiler. Daha da katkıları olacak”. Hakkaten sağol Sayın Valim, 2003’de Trabzon Limanı’nı 22.4 Milyon Dolara 30 yıllığına kiralayan Başbakanımızın hısımları size minnettar. Ne de olmasa parayı kurtardılar. Durmak yok, yola devam.

Tayt-Don Giyenler Giremez

don AYASOFYA’NIN DURUMUKaldık sıkıntıya arkadaş. “Haya ve Edebe Aykırı Müstehcen Kadın Kıyafetlerinin Men’i Cemiyeti” kurucusu Avukat Ali Kemal Bayraktar amcamız şimdi de takmış kafaya “tayt-don”ları! Avukatlık bürosunun kapısına asmış “Eteksiz, bacakları ile kalçaları sıkıştıran “Tayt-Don” giyen kadınlar giremez. Günahtır, haya ve edebe aykırıdır.” tabelasını. Ve basına da açıklama yapmış “Bu belalı görüntüden kim kurtaracak milleti? Başbakanımız ne güne duruyor? Belalardan kurtarıcı Başbakan değil midir?” demiş. Ali Kemal emice bu kadar sinir sistemimizin bozulduğu dönemde şekerli kahve niyetine. Bol bol okuyorum neşem yerine geliyor, sizde öyle yapın.

22 Mart Dünya Su Günü

sınır AYASOFYA’NIN DURUMUSöylemesem verem olurum arkadaş. Dünyamızın dörtte üçü, yüzde yetmişbeşi, üç çeyreği filan su. Sudan çok var ama su değerli! Niye? Çünkü, temiz su kalmadı. Aferin. Ya ne pis bir türsün sen insanoğlu, ki onca suyu kirlettin de su sıkıntısı çekebiliyor dünya. Sonra da bu konuya dikkat çekmek için yılda bir gün faaliyet düzenliyorsun! Yılda bir günmüdür suya verdiğin önem? Şebelek seni, otur sıfır.

Altuma Edeyrum

Dursun yakınmış:

Ula Temel artuk yaşlanduk. Ayaklarum, kollarum, başum anlayacağun her tarafum ağriy. ilan AYASOFYA’NIN DURUMUPu yaşluluk ne kötü bi şeydur… Eeeeee sen nasulsun bakalum?

Temel memnun:

Eyiyum, eyiyum… Anamdan doğduğum ilk günkü gibiyim. Başumda saçum yok. Ağzumda dişim yok. Altuma edeyrum haberum yok….

manşet

NATO KAFA, NATO MERMER

Bu Yazı Toplam 612 defa okunmuş ve 1 adet yorum yapılmıştır.

Müttefikimiz NATO Trabzon’a üs kuruyormuş.

İlk etapda 4 bin 900 Alman askerinin geri dönüşleri için 160 çakılı Alman gelmiş ve sevkiyat için merkezde Usta Otel üs yapılmış mış…

Bazı hemşeriler acaip kızıyor bu gelişmelere.

Ne var yani? Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan Bey “Türkiye toprakları, aynı zamanda NATO’nun toprağıdır” demedi mi? Dedi.

Eeeee…

Sayın Valimiz “ekonomimiz gısgıcır olacak, ceplerimiz para dolacak” (mealen) demedi mi? Dedi.

Daha ne?

***

Bu arada Trabzon Limanı’da NATO’ya üs olarak verildi haberiniz olsun!

Bunda da “ne var yani?” diyebilirsiniz, haklısınız. Liman zaten hısımlarda!

Trabzon lojistik üs olacak, cepler para dolacak. 4 bin 900 Alman asker uçaklarla Trabzon Havalimanı’na gelecek. Oradan “az bi dinlenelim” diyip Usta Otel’e geçecekler.

Askeri araç ve mühimmatları Havalimanı’ndan doğru deniz limanına.

Oradan da “az dinlenen” Almanlar ya deniz yolu ile ya da hava yolu ile memleketlerine.

Buraya kadar gayet normal görülüyor.

Diyorum ki,

Ya gitmezlerse?

***

İş adamı örgütlü topluluklarımızı Amerika’ya davet ettiler.

Başlarında Sayın Valimiz Amerika yoluna koyuldu.

Ne anlaşmalar, ne sözler, ne ödünler verdiler bilinmez!

Ama ardından bir gurup daha Amerika’ya gitti, bunlarda Kültür gurubu.

Amerika nerede ise su yoluna döndü.

Paralar gelecek, kasalar dolacak…

Kardeşim, Amerika bir yere girdi mi, çıkması biraz güç olur.

Dedikodulara göre Almanlardan sonra Amerikan askerleri gelecekmiş.

4.900 Alman için 160 geri hizmet asker konuşlandırılmıştı,

Basit bir hesapla 90 bin Amerikan askeri için 2.900 Amerikan geri hizmet askeri…

Peki, ya gitmezlerse?

***

Bakın şuraya yazıyorum, git-me-ye-cek-ler…

Asıl önemli olan zaten Amerikan askerleri, Almanlar iyi niyet elçileri.

Almanlara karşı bu yörenin sempatizanlığının, 60 sonrası işçi alımından dolayı, güçlü olduğu biliniyor.

Peşinden Amerikan askerleri gelecek.

Liman hısımlarda.

Akyazı ile Trabzonspor’u Havalimanı bölgesinden çıkaracaklar.

KTÜ tesisleri ise zaten Amerikan üssü için gerekli tesisler!

Uluslararası pist gerekli, onu da yapacaklar.

Haaa… birde Araplara verilen otel yeri var pistin baş tarafında!

Hakkaten komik bir durum, Araplar nerede otel yapmış arkadaş? Dünyanın her tarafında bastırmış parayı almış. Siz hiç inşaat sektöründe Arapları gördünüz mü? Arap dünyasının inşaasını Türkler yapıyor ama biz Trabzon’da otel yapsınlar diye, yüce Valimiz eli ile, Özel İdare alanımızı Araplara yap-işlet-devretme modeli ile veriyoruz.SİYAH1 NATO KAFA, NATO MERMER

Kargalar bile gülüyor ama bizim kafamızı sokacak daha çooookkk kumumuz var.

Araplar adı altında orayı da Amerikalılar yapacak ve konuşlanacak.

Diyorum ya,

Ya gitmezlerse?

***

Amerikalılar geliyor dostlar, bundan sonraki hedef İran.

Bunları niçin yazıyorum?

NATO kafa, NATO mermer olmayalım diye.

Yunanca bir deyim aslında bu.

“Na to kefali, Na to mermari”

Na: İşte demek,

to: ek olarak kullanılıyor, İngilizcedeki the gibi,

Kefari: kafa,

Mermari: mermer…

İşte kafa, işte mermer niyetine.

Zor anlayan, algısı kıt, taş kafalı anlamında.

Üzerinize alınmayan ama,

Aman siz olmayın.

Sağlıcakla…

Nurtopu gibi AKVA’mız oldu!

Araklı Kalkınma, Birlik ve Dayanışma Vakfı kurulmuş. Hayırlı olsun. Bir toplantı yapıp basınımıza kuruluşlarını müjdelemişler. AK Partili Trabzon Belediye Başkanımız Gümrükçüoğlu, AK Partili Araklı Belediye Başkanımız Çebi konuşmalar yapmış. Vakfın Genel Başkanı, AK Parti milletvekili adayı Yunus Karabela’nın babası, Hasan Karabela ve Meclis Başkanı AK Partili Muhittin Bal. Bu kadar AK Partili doluşan vakfın ismi de herhalde başka olmazdı: AKVA. Aslında benim önerim vakfın başına Trabzon ekleyerek TAKVA olması. Yakışırdı valla…

Bahçeli “Belediyeleri İstiyorum” Demiş

İyi demiş, iyi demiş de Sayın Bahçeli son yıllarda “yerel” de MHP oylarının nereye gittiğini araştırmış mı? Bence araştırmamış. Genel seçimlerde az buçuk MHP oyları toparlanıyor ama yerel seçimlerde tam bir üniversite uzmanlık araştırma konusu. Son 4-5 seçimdir oylar buhar oluyor. Seçim bittiğinde bir allahın kulu çıkıpta “ne oldu arkadaş bizim oylar” demiyor! İşin garibi, yerel seçimde aday olup sonunda oyların kendine değil başka adaylara boca edildiğini anlayan adaylardan da ses yok! Bu da ayrı bir uzmanlık sorusu…

Volkan abim Sormuş

Sorgu sualden sorumlu vekilimiz Volkan abi İçişleri Bakanına sormuş, “Trabzon Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü hizmete girmiş midir? Hizmete girmiş ise Trabzon Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nde kaç personel çalışmaktadır ve bu personel sayısı yeterli midir? Trabzon Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün teknik alt ve üst yapısında eksiklikler var mıdır?” Ömür benin Volkan abim, ömür. Ben cevap veriyorum. Volkan abi, üst katta bi kaç jop, asma zinciri, kelepçe eksik. Alt katta tazyikli su vanası, tek tahtası kalmış bank, iki paket çay ve birkaç bardak (melamin) eksik. Gönderirsen seviniriz abi. Bi pakette kısa samsun…

Hukukun Katli Vacip

Ergenekon davasında savcının mütalaasında kanım dondu desem yeridir. Bu nasıl adalet arkadaş? Ümraniye’de bombaları saklayan adam için beraat istendi. Bu dava Ümraniye bombaları ile başlamadı mı? Danıştay katili Alparslan Aslan’ın akıl hocası Süleyman Esen SİLİVRİ NATO KAFA, NATO MERMERiçin beraat! Ancak, gazeteciler, doktorlar, yazarlar ve İlker Başbuğ dahil askerlere ağırlaştırılmış müebbet hapis! Hele, karaciğer kanseri Fatih Hilmioğlu için müebbet istenmesini görmem, kanımın donduğunu hissetmemdi. Türk insanının katili ile barış görüşmelerine devam et ama Türk Milleti için canı pahasına terör örgütü ile çarpışanlara müebbet! Yakında İmralı dahil “Genel Af” dayıyacaklar haberiniz olsun. Ölümü gösterip sıtmaya talim. Savcı niye 18 Mart’ı da beklemiş! Anlamlı yani. Ayıp, çok ayıp. Ve yazık, hakkaten yazık…

Bisiklet Yolu

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bisiklet yollarını yaygınlaştırarak hava kirliliğinin önüne geçmek için belediyelere kaynak aktarma kararı almış. Güzel bir adım. İlk etapta Sakarya BİSİKLET NATO KAFA, NATO MERMERve Kocaeli belediyelerine toplam 1 milyon lira kaynak aktarılmış. Bisiklet yolu, kentleşmekte olan şehirler için önemli bir adımdır. Uygar kentlerde kaldırımların bir bölümü tamamen bisikletlere ayrılmıştır. Bizde öyle mi? Her kentte insan gibi yürüyebileceğimiz, kolumuzdan dükkanlara çekilmeyeceğimiz, mekanların masalarıyla kapatmadığı, ortasında arabaların parketmediği medenice kaldırımlar var mı? Varsa buyurun yapın…

1.ci Ormancılık ve Su Şurası

Hafta sonu Ankara’da (21-23 Mart) ilk kez toplanacak Su Şurası var. Şura’nın sloganı ise: “Geleceğimiz için”. Çeşitli kamu kurumları, üniversiteler, STK’lar ve meslek kuruluşları ve ORMANLIK NATO KAFA, NATO MERMERözel sektör temsilcilerinden oluşan 500 kişi, ülkemizin orman ve su kaynaklarının yönetimi ile ilgili politika, strateji ve faaliyetlerinin planlanmasını konuşacak. Karadeniz adına kimler gidiyor, kimler konuşacak ve katkı sağlayacak bilmiyorum ama son 10 senede mantar gibi HES’lerle su havzalarına dinamit koyan devleti idare edenlere karşı ne yapacaklar bende merak konusu. Şura sonunda yayımlanacak bildiride “Geleceğimiz için” Karadeniz ne kadar önemli göreceğiz,.

İlan Tahtası…

İHRACAAT FAZLASI toz! Yüksekovalı Cahit

ZAYİ. Milletvekillerimizi kaybettik, bir sonraki seçimde yenilerini seçeceğimizden şimdikilerin hükmü yoktur.

Kadı Karar Verdi …!

Sultan en güvendigi adamını Arabistan’a hünkar göndermiş. Hünkar, Arabistan’da gezerken bakmış, araplar entari giyorlar ama alta donları yok. Bir rüzgar estimi, manzara felaket! Haber salmış, altına don giymeyenler kadı huzuruna çıkartılıp, hapsedilecek. Aradan günler geçmiş, Arabın bir tanesi don giymemiş ve ilk rüzgarda olay farkedilmiş. Kadı huzuruna çıkartmışlar. Kadı sormuş;
-”Adın?”
-”Aptülmecit”
-”Baba adın?”AKILLI NATO KAFA, NATO MERMER
-”Aptülaziz”
-”Evli misin?
-”5 tane karım var!”
-”Kaç çocuğun var?
-”İlkinden 15, ikincisinden 17, üçüncüsünden 16, dördüncüsünden 13, beşincisinden 18 tane.”
Kadı kararını vermiş:
“Aptülaziz oğlu, Aptülmecit ‘in, don giymeye vakti olmadığından beraatine karar verilmiştir…!

Düşmanlarımı Affedelim

Cuma namazı öncesinde, hoca her zamanki gibi vaazını verdi ve konuşmasını şu soruyla bitirdi:”Demek ki, Rabbim adına ne yapmamız lazım, düşmanlarımızı affetmemiz lazım… Öyleyse, bu sohbetimiz ardından, aranızdan kaçı düşmanlarını affetti?” Cemaatin %80′i
ellerini kaldırmıştı. Hoca, sorusunu yineledi… Bu kez hepsinin elleri, bir tek yaşlı Temel amca hariç… Hoca sordu:
-Temel amca, hayırdır? Düşmanlarını affetmek size bu kadar mı zül geliyor?
-”Düşmanim  yok ki!!” deyiverdi titrek ve son derece şeker haliyle…
Cemaatten uğultular, şaşkınlık ifadeleri yükselmişti. Hoca devam etti!
- Ooo bu gerçekten inanılmaz güzel bir şey! Kaç yaşındasın Temel amca?
- 89!
Cemaat ayağa kalkmış, göz yaşları içinde tekbir getiriyordu…
- Temel amca, lütfen, şöyle yanıma gelir misin? Yavaş.. yavaş.. aman dikkat… Hah! şimdi, cemaate dönelim…
- Evveeett! Lütfen buradaki müminlerimize bu işin sırrını söylermisiniz? Nasıl oluyor da insanın 89 yıl gibi uzun bir ömür zarfında
hiç düşmanı olmaz?…
Yaşlı Temel küçük ve titrek adımlarla hocaya sırtını dönüp, cemaate baktı:

-  ” Hepsini vurdim, öldü şerefsizler!”…

Alışkanlık

Alışkanlık;
Kozasını ören bir ipek böceği gibi gitgide tamamlıyor bizi.
Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz.
Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. MUTLULUK NATO KAFA, NATO MERMER
Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa,
İçimizde hepsi birdenbire tutuştu.
Alev almayan bir yerimiz kalmadı.
Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde,
Yıldızlara kadar uzanıyor.
Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık.
Nehirle, denizler boşalsa üstümüze,
Hiç sönmeyeceğimizi biliyorum.
Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.
Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız.
Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde,
Bizden güçlüsü olmayacak!
En mutlu olduğumuz yerde,en güçlü de olacağız seninle.
Bu bir sonun değil,bir varoluşun başlangıcıdır.
Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık… Ümit Yaşar OĞUZCAN

manşet

ÇANAKKALE GEÇİLİR Mİ?

Bu Yazı Toplam 384 defa okunmuş ve 4 adet yorum yapılmıştır.

Birkaç sene önce Anıtkabir’e gitmiştim.

Yeni eklenen ve müze haline getirilen bölümde üç boyutlu maketlerle simgelenen, tank, tüfek, bomba efektleri ile insana gerçek bir savaşın ortasındaymış hissi veren müthiş bir çalışmayı görmüştüm.

Etkilenmemek elde değil.

Şimdilerde okul müfredatı içerisinde var mı bilmiyorum ama Çanakkale Savaşları Türkiye Cumhuriyeti’nin dama taşlarından biridir.

Binlerce insan bu savaşta hayatını kaybetmiştir.

Britanya İmparatorluğu’nun yenilmez üstünlüğünden emin olan binlerce Avustralya’lı ve Yeni Zelanda’lı Anzaklar Gelibolu’ya gelmişler ve adını bile bilmedikleri ülkede savaşmışlar, yüzbinleri bu topraklarda ölmüş.

***

Öyle bir şiddetli çarpışmalar yapılıyor ki, iki tarafta sıkıntı da.

Su kaynakları çeşmeler, pınarlar Anzakların bulunduğu tarafta kalıyor.

Bizim asker susuzluktan kırılıyor.

Bir askere görev veriliyor.

Bidonlar bir eşeğe bağlanıyor ve karşı tarafa gizlice gitmesi sağlanıyor.

Asker suyu bidonlara dolduruyor, eşeğe yüklüyor.

Dönerken enseleniyor.

Anzak komutanının huzuruna çıkan askerimize soruyorlar, “Ne işin var bu tarafta” diye.

Asker uyanık, “Benim komutanım Mustafa Kemal” diyor, “dediki, onlar burada misafirdirler, bilmezler çeşmenin, pınarın nerede olduğunu, susamıştırlar kimbilir? Al bu suyu onlara götür. Ben de getirdim.”

Anzak komutanın hoşuna gidiyor bu durum. “Komutanınız Mustafa Kemal’e selamımızı iletin, susuzluk problemimiz yoktur” diyerek askeri serbest bırakıyorlar. Mehmetcik eşeğine bağlı bidonlarla arkadaşlarının yanına geliyor….

***

Savaş biter, İtilaf Devletleri toplam zayiat sayısı 252 bin, Osmanlı İmparatorluğu 250 bin kişi.

1934, Mustafa Kemal Anzak Anma Gününde Anzak analarına bir mektup okuyor:

“Bu memleketin topraklarında kanlarını döken Ingiliz, Fransız, Avustralyalı, Yeni Zelandalı, Hintli kahramanlar! Burada, dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yanyana koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra, artık bizim evlatlarımız olmuşlardır.”

Mustafa Kemal.

Cevap gecikmez:

“Gelibolu topraklarında yitirdiğimiz evlatlarımızın acısını, alicenap sözleriniz hafifletti. Gözyaşlarımız dindi. Bir ana olarak bana, bir güzelim teselli bahşetti. Yavrularımızın sonsuz uykularında, huzur içinde dinlendiklerinden hiç kuşkumuz kalmadı. Majesteleri kabul buyururlarsa bizler de kendilerine Ata demek istiyoruz. Çünkü, yavrularımızın  mezarları başında söylediğiniz sözler, ancak bir öz babanın sözleri gibi yüce, ilahi. Evlatlarımızı bir baba gibi kucaklayan büyük Ata’ya tüm analar adına şükran, sevgi, saygıyla…”

Avustralya’ lı Bir Anne.

***

Çanakkale’den bir lider çıktı.

O, bu milletin en büyük şansıdır.

Zira, 16 Mayıs 1919 gecesi İstanbul’dan yola çıkan vapurun içinde Çanakkale Zaferi ile ünlenmiş Mustafa Kemal değilde başka biri olsaydı belki de Kurtuluş mücadelesi hiç başlamayacaktı.

Ne dersiniz,

Haksız mıyım?

Bugün 18 Mart Çanakkale Şehitlerini Anma Günü.

Çanakkale’de hala nöbettedir mehmetcikler ve,

Çanakkale geçilmemiştir, geçilmeyecektir…

Emperyalizme tarihte ilk büyük yenilgiyi tattıran kahramanlarımıza sonsuz saygılar..

Işıklar içinde yatsınlar…

“O Başka” Tabiki…

Gazeteci Banu Avar, Fransız siyasetçi Patrick Devedjian’a soruyor:

sari ÇANAKKALE GEÇİLİR Mİ?Siz bir Ermeni olarak 1915 olayları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Patrick Devedjian: Ermeni değilim, Fransız’ım…

Banu Avar: Ama siz Ermeni kökenlisiniz.

Patrick Devedjian: Burası bir ulus devlet ve bende Fransız yurttaşıyım. Yani, Fransız’ım!

Banu Avar: ama siz değil misiniz Türkiye’de Kürt, Laz, Çerkez, Süryani denmeli diyen?

Patrick Devedjian: O başka.

O başka tabiki…

Bedava Kömürün Anavatanı

Yıl 1936.

Nazi Almanya’sı seçim propagandası:

“Hiç bir Alman üşümemeli!

Führer size 11.5 milyon metreküp kömür verdi,

Sizde ona oyunuzu verin!”

Bakın bakalım değişen bir şey var mı?

Atatürk Kaç Kitap Okumuştur?

Mustafa Kemal’in ortalama insan ömrüne göre kısa bir yaşamı oldu. Fakat 57 yıllık yaşamı boyunca toplam 3 bin 997 kitap okumuş. Öyle okumayı severmiş ki, bu alışkanlığını cephede bile sürdürmüş. Bizzat kendi notları ve işaretlerinin bulunduğu harita ve belgeler bu sayıya dahil değilmiş. Meclis kürsüsünden devamlı kitap önerilerinde bulunan bu eşsiz insanın okuduğu kitaplar daha çok tarih bilmi ile ilgili imiş. Bunun yanısıra felsefe, siyahbeyaz1 ÇANAKKALE GEÇİLİR Mİ?sosyoloji, müzik, matematik, sanat, edebiyat ve ekonomi üzerine de kitaplar okumuş. Okuduğu kitap ve belgelerdeki işaretlemeleri farklı renkte kalemler kullanarak yapmış ve çeşitli notlar çıkarmış. Okumaz-yazmaz oranımız 2013’de yüzde seksenlere, doksanlara çıktı. varsa yoksa TV’ler. Ne olacak bu halimiz?

Muhteşem Manzara!

Burası Türkiye arkadaş, yıl 2013 ve bazı rakamları sizlerle paylaşmak istedim:

Milli Takımlar Başantröneri maaşı  : 150.000. TL.

Futbol Federasyonu Başkanı maaşı:   50.000. TL.

Cumhurbaşkanı maaşı         :   37.250. TL.

Milletvekili maaşı        :   17.000. TL.

Asgari Ücret                      :        804. TL.

Emekli maaşı (ortalama)             :        900. TL.

Açlık sınırı                 :     1.011. TL.

Yoksulluk sınırı                   :     3.197. TL.

Durmak yok, yola devam…

Gazetecilerin Ulusal Marşı (2)

Geçenlerde yazmıştım. Toplantılarda, panellerde, konferanslarda ulusal marş çalınırken niye gazeteciler saygı duruşunda bulunmaz? diye. Ve yerel de örnekte vermiştim. Bazı okurlar sanki o örnek tekmiş gibi algıladı ve haksızlık yaptığımı savundu. Tek olur mu? Tüm -özellikle- foto muhabirlerinde bu yanlış uygulama var. Buradan Gazeteciler Cemiyeti’ne de çağrıda bulunuyorum. Lütfen üyelerinizi uyarın! Ulusal marş öncesi ne çekeceklerse çeksinler, marş söylenirken boncuk arar gibi ortalıkta dolaşmasınlar.

Temel’in Tüneli

Mısır hükümeti Kızıldeniz’in altına tüp geçit yaptırmak için ihale açar. İhaleye İngiltere’den, Amerika’dan, Japonya’dan birer firma ve Türkiye’den de Temelin firması olmak üzere dört firma katılır. Firmaları teker teker mülakata çağırırlar ve teknik bilgi isterler.

İngiliz Firması:

- Biz iki taraftan da eşzamanlı olarak tüneli kazmaya başlarız ve denizin altında tam ortada buluşuruz. Tüneller arasında maksimum 1 metre fark olur, 30 metre enindeki tünelde de

1 metreyi rahatlıkla düzeltiriz. derler.

Amerikan Firması:

- Biz de iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum 50 cm fark olur. derler.

Japon Firması:

- Biz iki taraftan kazmaya başlarız ve tam ortada buluşuruz. Maksimum 20 cm fark olur. derler.

Sıra bizim Temel’e gelir.

Temel:

- Biz de iki taraftan kazmaya başlarız.

Ortada buluştuuuk buluştuk,

buluşamadık iki tüneliniz olur, der.

İlan Tahtası…

4  TÜRLÜ nişan, düğün törenlerine itinaylacesar ÇANAKKALE GEÇİLİR Mİ?

gidilir. Firgirdek Zeliş.

4  DERS verilir. Bilardo dersi verilir. Bayanlara ücretsiz.

Bize öyle bir güç verin ki, kendimizi başkalarının gördüğü gibi görelim… Burns

MANSET

ÇIRPINIRDI KARADENİZ

Bu Yazı Toplam 771 defa okunmuş ve 1 adet yorum yapılmıştır.

Bir elin parmaklarını geçmiyor.

İstavrit, mezgit, hamsi, palamut, sargan…

Dedelerimiz babalarımız 100 çeşit derdi, hoş onların demesi ile değil bilim adamları da aynını söylüyordu.

86’da yapmışlar bi envanter, 20 çeşit balık kaldı demişlerdi.

Dün Faroz Balıkçı Kooperatifi Başkanı sevgili dostum Ahmet’i (Mutlu) aradım.

“Avladığınız balık çeşitlerini say bakiym” dedim.

İstavrit, mezgit, hamsi, palamut, sargan…

Gerisini sayamadı.

“Başkanım on kadar kaldı” diyerek kestirdi attı…

TAKA ÇIRPINIRDI KARADENİZOn sene sonra bakalım sayabilecek mi?

Geçmiş dönemlerde üç ana nehirin, Tuna, Dinyester ve Dinyeper, Karadeniz’i kirlettiğini biliyorduk.

Bu üç nehirle denize ulaşan zehirli sanayi atıkları ile öldürdük balık neslini.

Yetmedi, kıyısı bulunan tüm belediyeler, Trabzon Belediyesi de dahil, çöplerini boca etti Karadeniz’e.

Aşırı avlanma ile de soyuna kibrit suyu döktük.

Tüm bunlar yetmemifl gibi ucube de bir Otoyol yapt›k.

***

“Karadeniz

Issız, karanlık bir denizdir,

Tasalı, kırgın.

Ve bir göl gibi sıkışıp

Kaldığı karaların kıskacında

Bunalmış gibidir”

Demiş şair Ataol Behramoğlu.

***

Karadeniz’in hırçın dalgalarında yüzme öğrenen başka denizlerde öyle rahat yüzerki şaşırır görenler.

Hele dalgası,

Yerden yere vurur insanı…

Güneşi üvey, yağmuru çetin, ürünü yetim derler atalarımız Karadeniz için.

Ürünü yetim!

Doğru.

Canlı türünü saya saya bir elin parmaklarını geçemiyoruz…

Çernobil’den sonra bile ne yediğimizi hesaplıyamamıştık.

HAMSİ ÇIRPINIRDI KARADENİZSaat yönünden sayıp, Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya ve Gürcistan arasında en çok sanırım biz vahşice Karadeniz’i kullanıyoruz.

Bizim dışımızdaki “korumacı politikalar” fayda etmiyor.

Gerçi bizimde Karadeniz ile “korumacı politikalar”ımız var ama bir elden de öldürmek için her türlü vahşiliği yaptığımızdan bunların pek faydası dokunmuyor.

Sahil dolgularını biliyorsunuz.

Dolduruyoruz dolduruyoruz doymuyoruz.

Sanki 25 bin kişilik Avni Aker’i doldurabiliyoruz da yetmiyor 40 bin kişilik stat projesi yapıyoruz.

Kimse çıkıp sormuyor,

Avni Aker’in köşesinden taaaaa Lisenin önüne kadar olan alan 56-57 dönüm arazi,

Ama Akyazı Projesi ile Karadeniz’e yapılan dolgu nerede ise 900 dönüm!

Bu kadar dolgu ile 45-50 tane stat yapılır yan yana…

“Niye?” diye soran yok…

***

Hakikaten “Çırpınırdı Karadeniz”,

Bakıp,

Türkün saçmalığına…

Hayır,

Ağlamıyorum.

Gözüme toz kaçtı.

Sağlıcakla…

Bıyıklıoğlu’nun Bıyıksız(!) Açıklamaları

İlk imza sahibi olduğu kanun teklifleri,

İmzası bulunan kanun teklifleri,

AYDIN ÇIRPINIRDI KARADENİZSahibi olduğu sözlü soru önergeleri,

Sahibi olduğu yazılı soru önergeleri,

İlk imza sahibi olduğu meclis araştırma önergeleri,

İmzası bulunan meclis araştırma önergeleri,

İlk imza sahibi olduğu genel görüşme önergeleri,

İmzası bulunan genel görüşme önergeleri olmayan,

Eski KTÜ Makine Mühendisliği bölümünün güzide hocalarından,

Yeni AKP Trabzon Milletvekilimiz Sayın Aydın Bıyıklı Tonya’da yapılacak olan Çimento Fabrikası için fikr-i zarâfetini açıklamış. Demiş ki; “İş sahası apaçık ortada. Tonya’da çimento rezervi var. Trabzon’un şehrin göbeğindeki çimento fabrikası Trabzon’u kirletmedi de Tonya’nın dağındaki fabrika mı Tonya’yı kirletecek? Hem o fabrikada son teknoloji sistemler kullanılacak. Çevreyi zerre kadar kirletmeyecek”

Ve eklemiş: “O fabrika bölgenin iş sahası olacak. Bölgenin lokomotifi olacak. Büyüyüp ilerilere gitmeniz için müteşebbis ruhlu olmak zorundasınız. İşe profesyonel olarak sahip çıkıp bu ruhu artırmalıyız ki ülkemiz kazansın, bölgemizin insanı kazansın. Tonya’daki çimento rezervi de ne Tonya’ya, ne de Trabzon’a zarar vermez. Aksine bölgeye çok büyük katkısı ve faydası olur”

Doğru demiş..! Koca Profesör yanlış mı diyecekti? Sözün bittiği yerdeyiz aslında, bir bilim adamı bile çevre     katliamını göremiyorsa söz söyleyecek durumda değiliz demektir. Yazık, hakikaten çok yazık. Siyasetin nelere kadir olduğunu görün de utanın…

14 Mart Tıp Bayramı

Dünyanın en ünlü kalp doktoru Michale De Bakey’in arabası bozulmuş, tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve Dr. De Bakey’e dönerek “Size bir şey soracağım. Neredeyse ben ve siz aynı şeyleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi itina ile kaputu açacağım, YILAN ÇIRPINIRDI KARADENİZbir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım. Kapakçıkları temizleyeceğim. Gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim. Hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım. Söylesenize, nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz ama ben meteliğe kurşun atıyorum?”.

Bunun üzerine Dr. De Bakey tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş: “Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesene..!”

Sağlık camiasının Tıp Bayramı kutlu olsun…

Ozan Garip Ayata

Yarın, Cumartesi 16 Mart, Çağdaş Yazarlar ve Sanatçılar Derneği üyelerinden Ozan Garip Ayata’nın hayatı ve şiirleri sOZAN AYADA ÇIRPINIRDI KARADENİZöyleşisi var.

Sevgili Zekeriya Saka abimizin hazırlayıp sunacağı söyleşi Sanatevi’nde saat: 14.00’de. Aslen Bayburtlu olan ama Trabzon’u hem seven hemde Trabzon’da sevilen bir şair olduğuna inandığım Ayata abimizin söyleşisi kaçırılmaz.

Aman unutmayın!

Herkese açık söyleşi saat: 14.00’de Sanatevi’nde…

Kurutun, Kurutun ki…

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Araştırmaları Merkezi NASA’nın yaptığı araştırmalar sonucunda Türkiye, Suriye, Irak ve İran’daki  nehirlerin havzası boyunca yer alan bölgelerdeki tatlı su rezervlerinin, toplam tatlı su depolarının 1444 kilometre küpünü kaybettiğine dikkati çekmiş. Sözüm bizi yönetenlere. Siz Karadeniz’de kah turizm, kah HES yapacağız diye yeraltı sularını kaçırın yakın gelecekte nah görürüz yeşili…

ÇAĞRIŞIMLAR 

Çok küçük bir yalanı

Çok büyük bir orantıda

Dinlediniz mi?

Çok büyük bir yalanı

Çok yalın bir doğrultuda

Söylediniz mi?

Gecikmiş bir gizlemi,

Birikmiş bir özlemi

Sakladınız mı?

Gelmeyecek bir gideni,

Olmayacak bir nedeni

Beklediniz mi?

Bir gerçeği erken,

Bir açlığı tokken

Anladınız mı?

Hep mi hep ölecekmiş gibi,

Hiç mi hiç ölmeyecekmiş gibi

Yaşadınız mı?

Yalanı sürmeye sürmeye,

Yanlışı görmeye görmeye

Saklandınız mı..

Doğruluğun yönünde,

Doğruların önünde

Aklandınız mı..

Ortamsız bir yaşamda,

Yaşamsız bir ortamda

Harcandınız mı.. Özdemir ASAF

MANSET

THK’NIN HAZİN DURUMU

Bu Yazı Toplam 313 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

İlkokulda ben hep “Havacılık Kolu” olurdum.

“Kızılay Kolu” ile beraber her iki kolu da öğretmenimiz bana verirdi.

Niye?

Çünkü, rahmetli pederim İhsan Gençsoy Türk Hava Kurumu Trabzon Şube Başkanı idi.

Oldum olası Türk Hava Kurumu ile ilgilenirim.

Şubat ayında THK’nun sihirbaz Aref’li (Ghafouri) 88.ci kuruluş yıldönümü kutlamalarını görmüştüm, üzülmemek elde değil.

Koca THK kuruluşunu sihirbaz ile yapıyor!THK THK’NIN HAZİN DURUMU

Ardına birde dansöz koysaydılar ekip tamamdı…

***

Yıllar önce (94-95 olabilir) Ömer Amca (Güner) teklif etmişti.

“Baban bu kuruma 25 sene hizmet etti. Eski binanın yıkılıp yerine yeni bir ‘Türk Hava Kurumu İşhanı’ yapılması tamamen senin babanın eseri. Şimdi hem İskenderpaşa Mahallesi muhtarısın hem de Muhtarlar Derneği Başkanısın. Görevden kaçamazsın. Seni THK Trabzon Şubesi Yönetim Kurulu’na yazıyorum. İtiraz istemem.”

Ömer Amca babamın yakın arkadaşlarından, rahmetliden sonra bir başka severdim Ömer emiceyi Allah Rahmet eylesin.

Kolları sıvadık.

Halen görevini sürdüren Yunus Ofluoğlu’nun başkanlığında yönetime seçildik.

7 kişiyiz, Yunus Bey ve benim haricimde, TTSO’dan Hakan Abi (Gürhan), eski Belediye Meclis Üyesi Ali Ayoğlu, KTÜ’den Fazlı Bey şuan hatırladıklarım.

Denetleme Kurulu Başkanı emekli Hava Binbaşı Kemal Koç.

Ömer Amca da fahri kurum danışmanı.

İçimizden birini, Yunus Beyi başkan seçtik.

Önceleri el bebek-gül bebek ama daha sonra bir takım usülsüzlükler gördük.

Şube başkanına durumu aksettirdik, tık yok.

Neyse uzatmayalım, oturduk bir araştırma yaptık ve kendi seçtiğimiz şube başkanından kaynaklandığı iddiası ile başkanı istifaya davet ettik.

Ofluoğlu önce alttan aldı ama sonra (bir yerlerden güç alarak) “istifa etmem” diye diretti.

Gittim o zamanlar, Allah selametini versin Valilik Dernekler Masasına bakan bir Hasan Abimiz var, ona danıştım. Açtı THK tüzüğünü inceledi. Şubelerin yönetim kurulları göreve gelirken belli kaideler var. Seçilen yeni yönetim kendi arasında bir başkan seçiyor. Ama seçtikleri başkanı nasıl görevden alacakalrı tüzükte yok! Hasan Abi, “nasıl seçti iseniz öyle görevden alırsınız” dedi.

Bizde bir yönetim toplantısı yaptık, Ofluoğlu’na “eğer istifa etmezse kendisini görevden alacağımızı” söyledik. Direk “beni görevden alamazsınız, yetkiniz yok” diye bizi tersledi.

Oturduk, yönetim kurulunda Ofluoğlu haricindeki 6 kişi, denetleme kurulu başkanı, disiplin kurulu başkanı gözetiminde ve imzaları ile Ofluoğlu’nu görevden aldık.

Kararımızı Türk Hava Kurumu Genel Merkezine bildirdik.

Aradan 3 gün geçti bir müfettiş geldi.

111111 THK’NIN HAZİN DURUMUHepimizin ifadesini aldı ve aynı gün hepimizin eline bir sarı zarf tutuşturdu.

“Görevden alındınız ve ‘kesin ihraç’ istemi ile Genel Merkez Disiplin Kuruluna sevkedildiniz”!

Gülmeyin.

Asıl bomba şimdi, bizi havale ettikleri Türk Hava Kurumu Genel Merkez Disiplin Kurulu Başkanı kim?

Yunus Ofluoğlu!

O zamanlar Atilla Taçoy denen bir şahs-ı muhterem genel başkan. Binbaşı Kemal (Koç) abi ile randevu aldık. Gittik anlattık durumu. Elimizdeki belgeleri kendisine sunduk. “Gidin bekleyin ve disiplin kuruluna savunma bile yapmayın. Ben işi düzelteceğim merak etmeyin” dedi. Diyen koca Genel Başkan. Döndük Trabzon’a.

Bir sarı zarf daha geldi hepimize!

“THK’dan ihraç edildiniz”

Buna rağmen ben THK severim, eski anılarım depreştiğinden anlattım sadece.

Beni ihraç etseler bile gönülden bu kurumun sempatizanıyım.

***

Atatürk THK’ya kurarken, havacılığa önem verilmesini işaret etmişti.

“İstikbal Göklerdedir” vecizesi de bu yöndedir.

Demem o ki;

Sihirbazlı kuruluş yapıp Atanın kemiklerini sızlatmaya devam ediyorlar.

Halbuki, ne projeler var havacılığı sevdirmek için.

Işıkla ve sağlıcakla…

İşgüzarlığa Açıklama

Hafta başı “Belediye Meclisinin İşgüzarlığı” başlıklı bir yazı yazdım. Yazımın sonunu da “Yazarın Notu: Belediye Meclisinin “geçici imar” izni verip, veremeyeceği de tartışılır, görev bence Belediye Encümeni’ndedir. Yanlışsam düzeltin…” diye bitirmiştim. Yazımda geçen, İmar Komisyonu Başkanı Seyfullah Kınalı ve İsmail Sağlam ile konuştum. Ayrıca CHP Gurup Başkan Vekili Turgay Şahin ile de konuyu irdeledim. Yazımın alt tarafında belirttiğim gibi bu konu Belediye Encümeninin konusu. Trabzon Belediye Encümeni bu yerle ilgili bir karar almış ve “geçici inşaat izni” vermiş. CHP’li Şahin’de konuyu mecliste Belediye Başkanına sormuş. Oylama filan yapılmamış. İmar Komisyonu konuyu görüşmemiş. Konunun burasını düzeltelim, düzelttikten sonra da başkanlığını Ergin Aydın’ın yaptığı Belediye Encümenine soralım.

“Geçici inşaat izni” verilen Hacıkasım Camii yanındaki bu arazi için,2222 THK’NIN HAZİN DURUMU

1) İlgili “Dini Kurum”dan görüş alınmış mıdır?

2) Vakıflar Bölge Müdürlüğünün görüşü var mıdır?

3) Arsa üzerindeki “tevhit” kaldırılmış mıdır?

Van-Trabzon Kardeşliği

Yazıyoruz, çiziyoruz ama sanırım bir santim öteye gidemiyoruz. Geçen gün yine yazmıştım. Kardeşim, İl Genel Meclisleri idaresindeki kentlere kardeş şehir seçemezler! İl Genel Meclisleri görev ve yetkileri içerisinde başka bir kenti “kardeş şehir” ilan etmek diye bir görevleri yok. Ama Belediyenin bu görevi var. 5393 sayılı Belediye Kanunu Madde 18. p) aynen şöyle: “p) Yurt içindeki ve İçişleri Bakanlığının izniyle yurt dışındaki belediyeler ve mahallî idare birlikleriyle karşılıklı iş birliği yapılmasına; kardeş kent ilişkileri kurulmasına; ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmek amacıyla kültür, sanat ve spor gibi alanlarda faaliyet ve projeler gerçekleştirilmesine; bu çerçevede arsa, bina ve benzeri tesisleri yapma, yaptırma, kiralama veya tahsis etmeye karar vermek.” Ayrıca, bir sene sonra İl Genel Meclis diye bir şey kalmayacak. Nedir dertleri bu “kardeş şehir” ısrarında anlamadım gitti. Sakalımız yok ki sözümüz dinlensin…

“Cumhuriyet Caddesi”nin Hatırlattıkları

Atatürk’e Erzurum’dan bir telgraf gelir. Telgrafta, Erzurum’daki bir caddeye “Atatürk Caddesi” adının verilmesi istenmektedir. Atatürk bu isteğe karşı çıkarak, Erzurum’daki o caddeye ille de bir ad aranıyorsa “Atatürk Caddesi” değil “Cumhuriyet Caddesi” adının verilmesini önerir. Önerisinin gerekçesini ise şöyle ifade etmiştir: “Benim naçiz vücudum elbet birgün toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” O günden sonra sadece Erzurum’daki o caddeye değil Türkiye’deki neredeyse her ilde bir caddeye Cumhuriyet Caddesi” adı verilmiştir. Ben her seferinde Trabzon’da Cumhuriyet Caddesi’nden geçerken bu küçük ama önemli anıyı hatırlar ve kentimizdeki her köşeye “Fatih, Yavuz, Kanuni” isimlerinin verilmesinde ürperirim…

5 Kelime Daha Bilse…

Türkiye’nin Bern Büyükelçiliğine Basın Ateşesi olarak atanan Hacı Mehmet Gani hakkında ilginç iddialar ile soru önergesi verilmiş. CHP’li Oktay Ekşi, Bülent Arınç’a cevaplaması için “12 bin dolar maaşla göreve getirilen Gani’nin, yabancı dil bilmediği için ayda 6 bin dolara tercüman tutulup tutulmadığı, eşinin ayda 8 bin dolar maaşla, Bern Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşavirliğine “Hafize” kadrosu ile atanıp atanmadığını” soruyor. Bırak Allahını seversen Oktay Ekşi. Adam 5 kelime daha bilse Büyükelçi atanacaktı. Yani onu mu istiyordunuz?

Yandaki Komşu

Otöbüsle giderken, Bolu Dağı’nda verilen molada hemen tuvalete koşturmuş. Korkunç sıkışmış. Şansına boş kabin bulup kendini oraya atmış. Tam oturmuş ki yan kabinden bir ses: – Merhaba, demiş

33333 THK’NIN HAZİN DURUMUAdam şaşkın “merhaba” diye cevap vermiş.

Ses devam etmiş: “Nasılsın?”

İlk defa başına böyle bir şey geliyormuş.

Yine şaşkın cevaplamış “Sağol iyiyim, sen nasılsın?”

Ses yine sormuş: “Ne yapıyorsun?”

Bir an tereddüt geçirmiş. Yandaki adam onun tuvalette olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da biliyordur. Düşünmüş ve yanıtlamış: “Ben” demiş, “İstanbul’dan Ankara’ya gidiyorum. Sen nereye gidiyorsun?”

Yan kabinden son cümle: “Hayatım, telefonu kapatıyorum. Yandaki tuvalette bir gerizekalı var. Sana sorduğum sorulara yanıt verip duruyor. Ben seni sonra ararım…”

Düşünce 

Yıllar var ben onu hiç unutmadım
O beni sorar mı hatırlar mı ki?
Büsbütün silinip gitti mi adım?
Gönlünün vefası bu kadar mı ki?
Döktüğü yaşları kurutmuş mudur?
Kendini aldatıp avutmuş mudur?
Vaadini tutmuş mu unutmuş mudur?
Şimdi başkasına meyli var mı ki?
Bilsem uzaklarda kimler ağlıyor
Kimlerin kalbini aşkı dağlıyor?
Acep kederli mi yas mı bağlıyor?
Yoksa eskisinden bahtiyar mı ki? Orhan Seyfi Orhon

Güçlü adamlarla dostluk kurmak kadar tehlikeli bir şey yoktur. Phaedrus

manşet

BELEDİYE MECLİSİNİN İŞGÜZARLIĞI

Bu Yazı Toplam 572 defa okunmuş ve 1 adet yorum yapılmıştır.

Mart ayı, Trabzon Meclisi karar almış.

Tarihi Hacıkasım Camii yanındaki bir araziye 2 kat geçici imar izni verilmiş.

Arazi, eski AKP meclis üyesi bir şahsın eşi ve hissedarlarına ait.

Bizim dönemimizdeki bu AKP’li üye Okyay Şenol, eczacı.

Tebrikler…

Biz zor dayanmıştık, AKP arkayı dörtledi!

Nasıl mı, bakın anlatayım.

***

2004 seçimlerinde Trabzon Belediyesi CHP’li Volkan Abi kazanmıştı ama meclis karışıktı!

31 meclis üyesinin 17’sini AKP, 13’ünü CHP ve 1 üyesini de SP almıştı.

Tüm komisyonlar AKP’nin elinde yani…

Düşünebiliyor musunuz, meclisin can damarı İmar Komisyonu, Bütçe Plan Komisyonu başkanları AKP’de, çoğunlukta ellerinde. Biz sadece Encümende bir oy ilerdeyiz.

Zor şartlarda beş sene geçirdik.

Her zaman söylerim, Volkan Abi olmasa biz o dönemi bitiremezdik.

2004 meclis aritmetiğinden sonra çok yakasına yapıştılar Volkan Abinin ama o CHP’yi yüzüstü bırakıp AKP’ye geçmedi.

Ama beş sene de envai türlü ödünler verdi AKP’ye.

***

2004 Haziran, yanılmıyorsam.

İlk ödün paketinden işte bu arazi çıkmıştı, Hacıkasım Camii yanındaki!

Bu alandaki arazi hisse sahiplerinden birinin eşi AKP belediye meclis üyesi: Okyay Şenol.

Başkanlık makamında çadır açmışlardı. Çünkü, Volkan abi olumsuz…güç BELEDİYE MECLİSİNİN İŞGÜZARLIĞI

Gizli gizli toplantılar, tavsiyeler, öneriler, ev sohbetleri gırla gidiyor o zaman.

Bende kurşun asker, başkanımın yanında 7/24 nöbette!

Allem ettiler, kallem ettiler bu araziyi gündeme sokturdular.

Volkan Abi birden cansiperane araziyi imara açmanın yollarını aramaya başladı!

İmar Müdürlüğünde hazırlanan dosyayı alelacele meclise havale etti.

Meclis de dosyayı görüşülmesi için İmar Komisyonuna.

Komisyonda 7 üye var o zamanlar, 5’i AKP’li, 2’si CHP’li.

Komisyon Başkanı İsmail Sağlam, Seyfullah Kınalı, Ali Kaan, Ahmet Karadeniz ve Mustafa Dinçer AKP’den, Erol Fettahoğlu ve Suat Atay CHP’den komisyon üyeleri.

İmara açılması düşünülen, Tanjanta bitişik, arazi 2002 Revizyon İmar Planındaki durumu şu;

Arazinin bir kısmı “Dini tesis”, bir kısmı da yan parselle “tevhit”li.

Konuyu dini tesis olduğundan Müftülüğe soran İmar Komisyonuna “olumsuz” cevabı geldi.

Bunun üzerine üstteki 7 İmar Komisyonu üyesinin “oy birliği” ile red ettiği Hacıkasım Camii yanındaki imara açılması istenen arazi, benimde içerisinde bulunduğum Trabzon Belediye Meclisi tarafından da red edildi.

***

Geldik 2013’e.

Demek ki eski AKP’li meclis üyesi konuyu bırakmamış, takibe devam.

Devir hem insanların, hem kurumların çark devri.

Nasıl mı? buyurun,

2004 Haziran ayında arazi için “olumsuz görüş” bildiren Trabzon Müftülüğü (yada Diyanet İşleri) şimdi birden “olumlu görüş” bildirebiliyor!

Asıl çark insanlarımızda,

2004’de araziye; İmar Komisyonun da toptan “red” oyu vermiş komisyon üyeleri içinde bulunan, AKP’li Seyfullah Kınalı şimdi “evet” oyu verebiliyor!

Hem de bu dönemin İmar Komisyonu Başkanı olarak!

2004’de aynı araziye “red” oyu veren İmar Komisyonu başkanı, şimdi bağımsız meclis üyesi İsmail Sağlam.

O zamanlar AKP’li olarak kendi meclis üyesinin faydalanacağı arazi için olumsuz oy kullanan İsmail Sağlam bugün “evet” oyu verebiliyor..! Aynı AKP’li Sağlam’ın, “Volkan Abi kontenjanı” olarak CHP’den şimdi meclise sokulduğunu da belirtmek lazım.

***

Siyaset işte böyle birşey dostlar.

Ben “siyaseti bıraktım” dediğimde, kızıyorlar.

Ne yani, bende bu düzene mi uyacaktım?

Sağlıcakla…

Yazarın Notu: Belediye Meclisinin “geçici imar” izni verip, veremeyeceği de tartışılır, görev bence Belediye Encümeni’ndedir. Yanlışsam düzeltin…

Prefabrik Eczane’de Aynı AKP’liye

Yıl 2006. Benim başkanlık yaptığım Trabzon Belediyesi Encümeni’ne Volkan Bey havaleli bir yazı geldi, yazı aynen şöyle: “Bahçecik Mahallesi, Refik Cesur Caddesi üzerinde bulunan ve fiiliyette oduncu olarak işgal altında Belediyemize ait yerin bitişiğinde bulunan yol artığı kısma ilgilisi 6m X 9m ebatlarında prefabrik malzemeden bir Eczane yapmak istemektedir. İlgilisi anılan yerde prefabrik olarak yapacağı eczanenin belediyenin herhangi bir düzenlemesinde hiçbir hak talep etmeden tahliye edeceğini belirtmiştir. Söz konusu yere 6m X 9m ebatlarında tek katlı inşaat izni talep edilmektedir.” AKP’li meclis üyeleri imzalanıp iznin verilmesi yönünde ısrarları var.

Komisyon Başkanı olarak görüşümü belirttim. “Arkadaşlar, yol artığı yerlerin bu şekilde yağmalanmasına karşıyım. Hayatta bu kararın altına imzamı atmam. Bu yazıdaki “ilgilisi kişi” belediye meclis üyesi ve bu kişinin Tabakhane’de ve birde Valilik üst tarafında iki eczanesi var. Vereceğimiz “Prefabrik Eczane” izni ile üçüncü eczanesini yapacak. Ayıptır, günahtır. İlerde bir yol artığı için başka bir vatandaş “prefabrik lokanta”, “prefabrik berber”, “prefabrik büfe” isterse ne diyeceğiz? Bu yolla bu yanlışın önünü açmayalım. Trabzon bunun hesabını bize her zaman sorar” dedim.

Ben imzalamıyorum. Encümende 7 kişiyiz. 3 AKP’li üye, 3 Belediye memuru ve ben başkanlığını yapıyorum. Volkan Bey “niye imzalamadığımı?” sordu. Anlattım, “eğer ısrarı varsa girip kendi imzasını atmasını” istedim. İçinden kızmış olabilir. Bana tepki vermedi.

Bir müddet sonra il dışına göreve gittim. Döndüğümde, yerime Encümen Başkanlığına bakan Belediye Başkan Yardımcısı Burhan Cahit Erdem tarafından imza edildiğini öğrendim!

“Yapılan görüşme sonunda; 3194 Sayılı İmar Kanununun 33. Maddesine göre, söz konusu yere …. geçici inşaat izni verilmesinin uygunluğuna …. Oy birliği ile karar verildi. 06.09.2007 Sayı: 1412”

İmza atıp Bahçecik’te yol artığını AKP’li meclis üyesi Okyay Şenol’a (veya eşine) veren AKP’li belediye meclis üyeleri de şunlar: Mustafa Dinçer, Metin Öztürk, İsmail Sağlam.

Benim imzalamadığım “prefabrik eczane”ye imzayı basan B. Cahit Erdem’de şimdilerde CHP’den “daha önemli görevler” bekliyor…

Encümen kararlarının tarih süresi yoktur. Bu vatandaş, bu kararla gidip anılan yerde “prefabrik eczane”sini yapar. İsterse gider Tarihi Hacıkasım Camii yanında, şimdi imara açılan yerde de, eczanesini yapar. İki yerde aynı kişinin uhtesinde. Bu ayıpta bize yeter…

Çifter Çifter Üyelik

Gördünüz mü? Şimdi de 100’e yakın kişi CHP üyeliğinden düşürülmüş. Niye? Çünkü AKP’de de kayıtları çıkmış. E benim güzel kardeşim, çift kayıt çıktı diye niye hep CHP’nin üyeleri düşürülüyor. Son üyelik AKP’de diye mi? Bakın benden akıl istemezsiniz ama, bir yerlerden elde edinin Trabzon genelinin T.C numaralarını. Sizde kayıt edin CHP’ye. Ne kadar bakan filan varsa AKP’den hepsinin üyelikleri düşsün… Ne günlere kaldık yarab?

Nevri Dönüyormuş..!

Tayyip açıklama yapmış, 8 Mart gününün anlam ve önemine binaen “Kadınlar küfür siyahbeyaz BELEDİYE MECLİSİNİN İŞGÜZARLIĞIedince nevrim dönüyor” demiş. 12 yaşındaki çocuklara tecavüz ediliyor, yetişkin kadın sayılıyor. 13 yaşındaki kız çocuklarının evlenmesi yasal hale getiriliyor. Berdel ile hayatlar karartılıyor. Kadınların % 86’sı şiddete maruz kalıyor. Kadına dayak atan koca serbest bırakılıyor. Kadın cinayeti son 7 senede % 1400 artıyor. Hemen hemen hergün bir kadın kocası tarafından öldürülüyor. Peki, bunları duyunca nereniz dönüyor sayın Başbakan?

Polis Kordonunda 8 Mart

O ne görüntü idi? 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısı ile Trabzonlu kadınlar yürüyor. Uzunsokak boyunca yürüyen kadınlarımız polis kordonu altında yürüyüşlerine devam ediyorlar. Ve Meydan’da mutlu son. Benim anlamadığım, polis neden iki sıra kordon altında tuttu kadınlarımızı? Onlarca yürüyüş gördüm, yürüyüşe katıldım ama ilk kez böyle bir emniyet tedbiri gördüm! Çözemedim, çözen var mı?

Yavaşla…

Temel otobanda köklemiş gazı, gidiyor… Bakmış bir tabela: “YAVAŞLA 80 km.” Hızını o an 80′e indirmiş Temel. Az sonra bir tabela daha: “YAVAŞLA 60 km.” Temel 60′a inmiş. atasözü BELEDİYE MECLİSİNİN İŞGÜZARLIĞIMerakla giderken yeniden bir tabela: “YAVAŞLA 40.” – “Yolda çalışma var galiba!” deyip 40′a düşürmüş hızını. Epeyce sonra yine bir tabela: “YAVAŞLA 15 km.” Talimata uyarak 15 km.’ye düşmüş Temel. Yolun en sağından tıngır mıngır gidiyor. Ama meraktan da çatlayacak. Uflaya puflaya bir saat daha gittikten sonra yeni bir tabela görmüş: “YAVAŞLA’YA HOŞ GELDİNİZ, NÜFUS: 2500″

İlan Tahtası…

SAHİBİNDEN SATILIK

milletvekili… Mücadeleci, Takkiyeci, Takipçi, İyi

ihaleci.. Tel: 0 312 420 ….

DERS VERİLİR. Yanlış

yapanlara ders verilir.

İcabında deri gerilir,

icabında bir kurşunda yere serilir. Müracaat:

Çömlekçili Bahri

ÇALIŞAN KADIN-ERKEK EVRİMİ

Bu Yazı Toplam 590 defa okunmuş ve 2 adet yorum yapılmıştır.

Bugün 8 Mart.

Günün mana ve ehemmiyetine binaen herkesin gözünü “kadın sevgisi” bürüdüğü gün.

Siz bakmayın devlet törenleri ile kutlanmasına.

Bugün aslında “Emekçi Kadınlar Günü”dür, böyle biline…

İşkembe-i kübradan atmıyoruz yani, tarihten biliyoruz.

İnsanların çok ağır koşullarda çalıştırıldığı, en temel yaşam haklarının elinden alındığı, bıçağın kemiğe dayandığı zamanlarda yaşamak için örgütlenen ve savaşan erkekler kadar kadınlar da vardı. 8 Mart 1857’de kıvılcım alan ateş bugünlere geldi.

Türkiye’de eskiden kadın olmak kolaydı aslında.

Kadınlar sadece evde oturur, yemek yapar, çocuk bakardı. Sadece eşinin geliri düşükse kadın çalışır ve çalışan bu kadına acınırdı. Kadın çalışıyorsa, evine bakamayacağı düşünülürdü.

Zaten kadın bekarken çalışıyor ise bile evlenince evinin kadını olurdu.

KADİNGÜNÜ ÇALIŞAN KADIN ERKEK EVRİMİ90’lı yıllara gelindiğinde kadın sadece evde olmak istemedi, artık çalışmak ekonomik olarak özgürleşmek istiyordu. Önce üniversite okumaya, sonra çalışmaya başladı.

Bu kadının hoşuna gitti. Çalışıyor, istediği gibi harcıyor, geziyordu.

Artık çalışan kadın evli olmak değil bekar olup gününü gün etmek istiyordu.

Yaşasın özgürlük….

Çalışan kadın artık işkolik olmuştu, çalışıyor ve yükseliyordu.

Zirveye ulaşmıştı, birçok şirkette önce orta kademe, sonra üst kademe yönetici kadın oldu.

Doksanların sonuna geldiğinde şirketler yalnız ve işkolik 30’lu yaşlarında kadınlarla doluydu.

Çalışan kadına bu yetmedi, çıtayı biraz daha yükseltti.

Artık hem evli ve hem de başarılı çalışan kadın olmalıydı.

Çalışan kadın etrafına bakındı, başarılı, paralı koca adaylarını gözden geçirdi.

Adaylardan kel, şişman ve kısa boylu olanlar hemen elendi. İnce ruhlu, şaraptan anlayan, 14 Şubat’ta müthiş sürprizler yapabilen, kimsenin bilmediği yerlerde bambaşka tatillere götüren, yaşamayı seven ve bol bol espri yapanlar hemen kapışıldı. Yurt dışından gelinlikler getirtildi. Otellerde muhteşem düğünler yapılıp, Maldinler’e ya da Bali’ye balayına gidildi.

Balayından sonra çalışan kadın hızla iş başı yaptı. Gündüzleri toplantıdan toplantıya koştururken artık yemeğini de düşünmeye başlamıştı. Akşam ne yenmeli, nerelere gidilmeli, eşinin gömlekleri, pantolonları ütülü mü, kıyafetleri kuru temizlemeciye gitti mi geldi mi, marketten alınacakların listesini çıkar, iş çıkışı git al, akşam yemeği hazırla…

Çalışan kadın artık mutluydu, gece yatağı sıcacıktı.

Üzülünce derdini paylaşacak, hastalanınca ona bakan, ağlayınca destek olacak bir omuza, göz yaşlarını silecek şevkatli ellere sahipti. 15 saat koşturmak kadına vız geliyordu. Etraf bu şekilde koşuşturan, ev ile iş arası çift vardiya çalışan kadınlarla doluydu.

Zaman geçiyordu, çalışan kadın 35’ine yaklaşıyordu. Biyolojik saati çalışan kadın hemen çığlıklar atmaya başladı “bebek de yaparım kariyerde” hesabı…

Çalışan kadınlar hemen sosyetik kadın doğumculardan randevularını aldılar. 1-2 ay sonra güzel haberler gelmeye başladı. Çalışan kadınlar hamileydi.

Çalışan kadın hem hamile hem güzel olmak istedi. Hemen diyetisyenlere koşulup özel hamile diyetleri alındı. Bol bol kivi yenmeye başlandı. Eskisi gibi tatlı, turşu, börek, erik aşerilmiyor, karpuz, kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarısı eşlerden.

Çalışan kadın çocuğunu eski usül büyütmeyecekti. Hemen onlarca hamilelik, bebek büyütme kitapları alındı. Birçok internet sitesine üye olundu. Yoga ve anne-baba kurslarına yazınıldı.

Çalışan hamile kadın artık gün gün takip ediyordu bebeğinin gelişimini. Bugün 43. gün, bebeğim üzüm tanesi gibi… 59. gün parmakları oluştu… 89. gün, bugün ilk defa hıçkırdı… 210 uncu günden sonra artık bebeğin matematik zekasının artması için Mozart dinlenecek… Sonunda mutlu gün geldi.

Çalışan kadın artık anneydi. 3-4 aylık izinden sonra kadın öldürücü diyetlerle zayıflayarak incecik bir şekilde işbaşı yapmıştı.

Çalışan kadın bu da yetmedi. Artık hem çalışıyor, hem iyi bir eş olmaya gayret ediyor ve hem de annelik yapıyordu.

Çalışan kadın çıtayı birkez daha yükseltti.

O artık evinde katkısız, sağlıklı ekmekler, reçeller yapmalı, organik gıdalarla, vitamini bol sebze yemekleri hazırlamalı, çocuğuna ve eşine özel günlerde pastalar yapabilmeli, bu pastaları çok güzel süsleyebilmeliydi.

Bütün çalışan kadınlar yemek yapma kurslarına koşmaya başladılar. Evlerine ekmek yapma makinaları aldılar. Toplantı aralarında birbirlerine yemek tarifleri vermeye başladılar…

Ve sözün özü Çalışan kadınlar emekleri karşılığını aldılar.

Bakalım bundan sonra çıtayı nereye yükseltecekler?

Gelelim erkeğe…

Bu süreç içinde çalışan erkeğin çıtasını soruyorsanız üzgünüm, hiç yükseltmedi.

80’lerde, 90’larda ve 2000’lerde O;

Hep TV izledi, birasını yudumladı ve maça gitti.

Gününüz kutlu olsun emeği ile çıtasını yükselten kadınlar,

Bizim açıdan değişen birşey yok, ufukda da gözükmüyor.

Sağlıcakla…

Belediyemizin Tarihi Günüymüş!

SEVGİLİ dostum Recep Ergenç çağrı yapmış. Diyor ki, “8 Mart Cuma Trabzon Belediye Meclisinde tarihi gün (!). Bugün tarihe tanıklık edeceğiz. Trabzon Belediyesi Avrupa Kadın Erkek Şartını ve Trabzon Eşitlik Eylem Planını onaylıyacak.” Halla halla… “Hafıza-i beşer BELEDİYE1 ÇALIŞAN KADIN ERKEK EVRİMİnisyan ile malüldür” dostum. 2004-2009 döneminde (yani bizim dönemde) 81 İl içinde ilk kez Trabzon Belediye Meclisi “Kadın-Erkek Eşitlik Komisyonu” kurmuş, belediye bünyesinde de, Sosyal İşler Müdürlüğüne bağlı, “Kadın-Erkek Eşitlik Masası” oluşturmuştuk. Görevi bıraktığımızda aynı masa ve komisyon devam ediyordu. Trabzon Eşitlik Eylem Planı’nda ise belediye adına benim imzam vardı! Ne oldu şimdi? Amerikayı yeniden mi keşfettiniz? Eşeği boyatıp sahibine satan Kayseriliden farkınız yok. Bugün belediyeye gittiğinizde bir sorun bakalım, toplam müdürler içinde kaç kadın müdür var? Geçmiş dönemde kaç kadın müdür vardı, şimdi kaç tane? Hangi projede “kadınlar”a ayrıcalık tanınmış? Sahile cami isteyen belediyeye sorun bakalım, sahilde annelere özel bir “emzirme odası” var mı? Bırakın emzirme odasını tuvalet bile yok! Ondan sonra da eşitlik..! Hadi canım…

Dolmuş İtirazı

BELEDİYE Başkanımız Sayın Gümrükçüoğlu aradı ve dolmuş zamları ile yazdığım yazının tarafıma yanlış bilgilendirme olabileceğinden insafsız bir yazı olduğunu söyledi. Belediyenin “onay mekanizması” olmadığını, 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu 62. Maddesine istinaden dolmuş zammında sadece itiraz haklarının olduğunu ve bu itirazlarını önce ilin mülki amirliği Valiliğe yaptıklarını, kurulan komisyonda Vali Yardımcısının itiraz lehine, Esnaf Odası ve TTSO temsilcilerinin zam lehine imza attıklarını, yasanın kendilerine verdiği yetki ile bu sefer Ticaret Mahkemesine dava açtıklarını belirtti. Bizim dönemde de Fırıncılar Odası zam kararı alıp belediyeye göndermişti. Ama biz zammı kabul etmeyip odaya geri göndermiştik. 5393 Belediye OTOBUS ÇALIŞAN KADIN ERKEK EVRİMİKanunu Madde 15/p aynen şöyle: “p) Kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek; durak yerleri ile karayolu, yol, cadde, sokak, meydan ve benzeri yerler üzerinde araç park yerlerini tespit etmek ve işletmek, işlettirmek veya kiraya vermek; kanunların belediyelere verdiği trafik düzenlemesinin gerektirdiği bütün işleri yürütmek.” Esnaf Kanunu esnafı bağlar, Belediye Kanunu belediyeyi. Ki Esnaf Kanunu 14 Şubat 2007’de, Belediye Kanunu 3 Temmuz 2007’de çıkmış. Yani Belediye Kanunu daha sonra. Bence belediye yetkilerini kullanması gerekirdi. Kanun üzerinde yanlış varsa Ankara’daki kanun yapıcılar düşünsün.

 Hocamın Kedicikleri

BAYILIYORUM şu Adnan Hoca’ya. A9 diye bir kanal kurmuş kendine, alıyor kediciklerini karşısına, başlıyor “dinî sohbetlere”. Kediciklerde her kelimenin bitişinde “maşşallah, maşşallah” diyorlar. Benim diyen kanallarda yok böyle manken gibi kızlar. Cemaatine başvuru şartlarını yakında açıklayacakmış elimde kağıt-kalem bekliyorum. 2004’de göreve geldiğimizde belediyenin tüm okuma salonları, kütüphaneleri Adnan Hocamızın kitapları SARIŞIN ÇALIŞAN KADIN ERKEK EVRİMİile donatılmıştı. Pek severdi benim tertip Asım Bey herhalde Hocamızı. Dün baktım Hocamın kanalında kendine “maşşallah, maşşallah” diyen kediciklerinden Ceylan Özbudak terfi etmiş! Suudi sermayeli El Arabiya gazetesinde köşe yazarı olmuş. Düşünüyorum da, bizim “Çakma Trabzon”lu köşedönücüler sitelerinde acaba bu kediciğe köşe vermezler mi? Malüm, bu aralar “çift cinsiyetli” yazılarda bayağı bi sıkıntı var..!

kadınım…

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin

yorulmuşsundur;

nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını

ne gül suyum ne gümüş leğenim var,

susamışsındır;

buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim

acıkmışsındır;

beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam

memleket gibi yoksuldur odam.

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin

ayağını basdın odama

kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi

güldün,

güller açıldı penceremin demirlerinde

ağladın,

avuçlarıma döküldü inciler

gönlüm gibi zengin

hürriyet gibi aydınlık oldu odam…

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin… Nazım Hikmet

Patlayıcı Madde

Ahmet okuldan eve çok mutlu bir halde geldi.

- Okulda ne yaptınız?

- Patlayıcı madde imal ettik.

- Peki yarın ne yapacaksınız okulda?

- Hangi okulda?

MANŞET

3 KAPI NE OLDU?

Bu Yazı Toplam 479 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Yerel seçimlere bir sene kaldı.

Farkında mısınız partileri bir “proje” heyecanı kapladı.

Biliyorum ki harıl harıl üretim merkezlerinde proje üretiyorlar.

Ve biliyorum ki sonunda;

CHP “kendi içinde kavga projeleri” üretecek,

MHP ise “senin adamın, benim adamım” projeleri üretecek…

AKP yine dolu dolu projelerle halkın önüne çıkacak “ahanda gelinin amcasından” kıvamında yapıştıracak alnımıza projelerini.

“Bilmemkaçyüz61” olduğuna inandığım projelerine bugün bende bir adet katkı yapmak niyetindeyim.

Aslında katkı değilde geçmiş dönemlerde sundukları projelerden bir tanesini geliştirip yine kendilerinin beğenisine sunacağım.

Dediğim gibi bu proje benim değil benim tertip Asım Beyin icadı idi.

“3 Kapı Projesi”

Tertibime göre Trabzon’un üç girişine 3 kapı yapılacaktı.

Biri Değirmendere Köprüsünün Havaalanı tarafındaki ayağına, diğeri Beşirli Mahallesinin kent girişine ve sonuncusu da Erzurum Yolu üzerine.

İsimleri de hazırdı.

• Fatih Sultan Mehmet Kapısı

• Kanuni Sultan Süleyman Kapısı

• Yavuz Sultan Selim Kapısı

Konya’dan ehl-i sünnet bir profesöre de (o zamanın parası ile) 50 milyar lira bedeli mukabilinde hazırlatılmıştı.

Haklı ama, bu kente girenin çıkanın haddi hesabı tutulamıyor, afbuyurun sanki “dingonun ahırı”! Birde yıllardır bu kentin anahtarını önemli zevata verdik, adamlar sorabilirdi “Bununla ne açacağız?” diye.

Bende o zamanlar, sanırım 2000’li yılların başı, tertibim Asım Beye seslenmiş ve “Bu kapılar bize az!” demiştim.

Erdoğdu istikametinde, Bahçecik istikametinde ve Boztepe istikametinde de kapılar  yapılmasını önermiştim.

İsimlerini de o zamanlar şöyle önermiştim;

• Ali Şükrü Bey Kapısı1112 3 KAPI NE OLDU?

• Ziya Hurşit Kapısı

• Şevki Yılmaz Kapısı (dönemin önlem ve anlamına binaen)

Haksızda değildim, değil mi?

Şimdi diyeceksiniz ki, “siz göreve geldiniz, niye bu projeyi devam ettirmediniz?”

Cevap veriyorum, “biz sadece panolara, tabelala ‘En Büyük Volkan Abi’ asmakla meşguldük, projelere bakacak pek zamanımız olmadı, özür”

Hani diyorum,

Hazır yerel seçimlerde yaklaşıyor,

Şapkadan bol bol yeni projeler çıkıyor.

Olur belki tamamlanamaz, bu proje hazır yani belediye de mevcuttur (en azından imardan sorumlu Cengiz Bey bilir) çıkarın sürün piyasaya.

kalem 3 KAPI NE OLDU?“Galaylı Gazan” olarak da, sevabına, çorbada tuzumuz (aman Valimiz duymasın) olsun.

Alın bakın ben o projeyi geliştirdim, yeni eklentiler yaptım;

Mesela her kapıya bir “kapı tokmağı” asılsın.

Ayrıca her tokmağın yanına bir “kapı çalma adabı” asılsın,

Eğer günün şartlarına uyulmak isteniyorsa “kapı zili” de uygun olabilir ama tek şartla! Zilde tercihen mehter marşı kullanılmalıdır.

Son olarak da,

Zabıta bünyesinde “kapıkulu” oluşturulsun. (istenirse bende Osmanlıdan araklanmış tüzüğü mevcut)

***

Sevgili okurlar,

Bakın bugün ben kentime katkıda bulundum, projelere hatırlatmalarda bulundum.

Siz ne yaptınız bu kent için?

Hadi siz düşünün bana müsade,

Işıkla ve sağlıcakla kalın.

CHP’nin Ağır Topu

BEĞENSENİZ de beğenmeseniz de CHP Trabzon örgütünün ağır topu Volkan Abidir. Hoş, ben de beğenmiyorum ama gerçek bu. Hafta sonu CHP Merkez İlçe Danışma Kurulu toplantısına gittim. Önce İlçe Başkanı acar forvet Ahmet Kaya’yı dinledik yaptıklarını anlattı, ardından elindeki mikrofona yüksek volümden bağırıp çağıran, (herhalde chp1 3 KAPI NE OLDU?bağırarak bütün sorunları halledecek) İl Başkanı Yavuz Karan’ı dinledik. Kulağımın ağrısından pek bişi anlamadım. Ve ardından yedi cihana hakim Milletvekili Volkan Bey kürsüye geldi. Aman efendim, aman efendim bir konuşuyor, bir kükrüyor her eve lazım. Hele her kelimesinin sonuna “noktasında” eklemesi yok mu? Düşüp bayılmamak gerek. “Herkese soralım bugün, boyacısından terzisine kadar telefonları dinleniyor…” gibi bayatlamış söylevlerle devam ettiği konuşmasını “bana müsade siz devam edin ben Bayburtlular Derneği açılışına gidiyorum” sözleri ile noktalaması ise tam bir ağır topluk. Örgüt ne diyor? Nelere eleştiri yapıyor? Nedir sorunumuz? filan aşmış Volkan Abi. Kurdele kesmek ile partililerin eleştirilerini kesmek aynı çizgide. Dedim ya ağır top olmak kolay değil. Rastgele…

Çift Üye Sadece 375 mi?

HANİ geçen gün acar forvet Ahmet Kaya açıklamıştı. Trabzon’da, 2 meclis üyesi de dahil 375 CHP’li üye AKP’de de üyeliği çıkmıştı. Doğrudur. Trabzon özelinde 375 bence az! Bir kere CHP’den seçilen ama daha önce AKP üyesi ve AKP meclis üyeliği yapan İsmail Sağlam Beyi de eklemek lazım. Etti mi 376. Hocanım kontenjanından listeye eklenen teyze kızı Lütfiye Arslan’da bi ara istifa etmişti. Döndü mü bilmiyorum ama ettimi 377. Bence Volkan Beyin de kaydını iyi incelemek lazım. AKP değil elbette ama muhtemelen Büyük Birlik Partisinde çıkabilir. Bence araştırmaya değer…

“Doğal”Gaza mı Geldik?

SÖZLEŞMESİ gereği 2014’de tüm Trabzon mahallelerine gaz vermesi gereken yüklenici gaz 3 KAPI NE OLDU?firma AKSA Karadenizgaz şuan itibari ile sınıfta kaldı diyebiliriz. Topu topu 4 mahalleye gaz verebilen ve geride daha 38 mahalle kalan Trabzon’da tedirginlik hakim. Plansız ve programsız olduğu aşikar olan firmanın devamlı iklim ve coğrafyadan bahsetmesi ve bugüne kadar 4 taşeron değiştirmesi ile sözleşmesindeki son bir senede neyi nasıl çözeceği hakkaten merak konusu. “Doğal” Gaza mı geldik arkadaş?

Hava Kirliğinde Trabzon

ÇEVRE ve Şehircilik Bakanlığı iller bazında duman kirliliğinin en yüksek olduğu illeri açıklamış. Verilere göre 213 mikrogram ile en yüksek il Iğdır seçilmiş. Ardı sıra illerde şöyle: Ardahan, Ankara, Siirt, Osmaniye, Kahramanmaraş, Isparta, Şanlıurfa, Bartın ve Trabzon. İlk ona girdik yani. kirli hava 3 KAPI NE OLDU?Bizi kesmez. Ha gayret arkadaşlar, denetimsiz yöneticilerimizin yardımı ile ilk beşe doğru adım adım, marş marş…

Sınav Soruları ve Cevapları

Temizlikçi bir kadın dışardan İlkokul diploması almak için

sınava girer.

Tabiat bilgisinden sorular ve cevaplar

şöyledir:

-Soru:  Mide ne iş yapar?

-Cevap:  Sindirim yapar, yediklerimizi öğütür.

-Soru:  Akciğer ne iş yapar?

-Cevap:  Solunum yapar, bizi yaşatır.

-Soru:  Kalp ne iş yapar?

-Cevap:  Dolaşım yapar.

-Soru:  Beyin ne iş yapar?

-Cevap:  Bizim apartmanda

kapıcılık yapar…

KOŞMA 

Dudağında yangın varmış dediler,

Ta ezelden yayan koşarak geldim.

Alev yanaklara sarmış dediler,

Sevda seli oldum taşarak geldim.

Kapılmışım aşk oduna bir kere,

Katlanırım her bir cefaya, cevre

Uğraya uğraya devirden devre

Bütün kainatı aşarak geldim.

Yapmak, yıkmak senin bu gamlı ömrü,

Ben gönlümü sana verdim götürü.

Sana meftun olduğumdan ötürü

Sarhoş oldum Neyzen, coşarak geldim… Neyzen Tevfik

GENCSOY

KOBİDER NE DER?

Bu Yazı Toplam 448 defa okunmuş ve 1 adet yorum yapılmıştır.

Bir arkadaş var, herhalde hemşerimiz.

Tanımam.

Ama sık sık kendisinden mail alırım.

Her ota maydonoz beyanatlarını gelir.

Gönderdiği açıklamalarına çokca da resim ekler.

Burhan Altıntop gülüşlü badem bıyıklı ekolünden bir arkadaş.

Kobider başkanıyım diyor, internetten girdim baktım 1200 filan üyesi de var.

Derneğin Ziyaretler Albümü bölümüne göz atayım dedim.

Öyle ya, nerelere gitmiş, kimleri ziyaret etmiş, kimler bu derneği ziyaret etmiş?

15 resim var, ikisi bizim dönemde Volkan Beyi ziyaret etmiş, birde türbe ziyareti…

Düşünebiliyor musunuz, bir türbeyi ziyaret etmiş, açmış ellerini dua ediyor, çektirmiş resmini koymuş derneğin internet sitesinin ziyaret bölümüne, düşüp bayılmamak için zor tuttum kendimi.

Ayrıca her ne hikmetse Kobider kuruluşu ile AKP kuruluşu aynı tarih, yani 2002.

2011 AKP Milletvekili adayı da olmuş.

Kim bu arkadaş? diyeceksiniz, cevap veriyorum:

Nurettin Özgenç diye biri.

Neler yapar mesela bu dernek?

Bu dernek Nükleer enerji ve santraller konusunda açıklama yapar!

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’n de Kadın Erkek Eşitsizdir diye açıklama yapar, hani fiş priz meselesi!

Ve bu dernek başkanı özellikle Trabzonspor üzerinden açıklamalar yapar!

Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’a bindirir mesela, ulusal kanallara manşet olur.

Geçenlerde Trabzon’da Fener maçı var, bu arkadaşın maç ile mesajı tüm basına geçilmiş ve bazı yerel basın bu arkadaşın beyanatlarını manşet yapmış.

Bana da atmış mesajını.

Birde ince nokta var, Trabzonspor Genel Kurul Üyesi diye yapıyor açıklamayı.

Trabzonspor’un 22 bin üyesi var.

(Geçenlerde Sicil Kurulu Başkanı Tayfun Sezer’e sordum, 6-7 bini aidatını yatırıyor ve Genel Kurula katılıyor, 22 bini ödese 22 bini birden Genel Kurul üyesi vasıflı yani)

Ama bu arkadaş çıkıyor açıklama yapıyor ve bizim yerel basında cumburlop üstüne..!

Kardeşim, Trabzonspor’un Genel Kurul Üyesi olarak sadece (Mustafa Topaloğlu alınmasın ama benzerlik dikkat çekici olduğundan söylüyorum, Mustafa Beyle aynı gezegenden gelmiş olduğuna artık kesin karar verdiğim) Nurettin Özgenç’mi var?

6-7 bin üyeden biri de çıkıp açıklama yapsa yayınlayacak mısınız?

Asıl bombası 2011 Mart ayında.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bizim Özgenç günün anlam ve önemine binaen açıklama yapıyor. (Kobider’in ilgi alanına giriyor herhalde, kesin…)

Bakın ne diyor:

…fiş prize eşit değildir ama hangisi daha üstündür? Bir hüküm verilebilir mi? ya da ikisinin görevi de aynı mıdır? Kadının, hayatın zorluklarına tahammül edecek, ağır işleri görecek, makineleri ve yükleri indirip bindirecek gücü var mıdır? Bu işler kadına yaptırılırsa, fıtrata yani tabii ve doğal olana karşı çıkılmış olunmaz mı? zerafette, duygusallıkta, nezakette, şevkat ve merhamette erkek kadına yetişemez. Aklî muhakemede, soğukkanlılıkta, fikri tahlil yani çözümlemede kadın erkeğe yetişemez. Bazı kadınların erkeklere ait bazı işleri başarıp birçok erkeği geride bırakması, tamamen istisnai durumlardır. Ayrıca öne geçmekle öne geçirilmeyi birbirine karıştırmamak gerekir. Erkeklerin bir kadına ileri bir görev veripte, bakın işte kadınlar da bu makamlara yükselebiliyor, demeleri kandırmacadır.

Hakikaten, kadın erkek eşitse tuvaletler niye farklı o zaman? fikri tahlil yani çözümlemesine yetişemiyorum ben.

Yazarlıktan istifa edip, hemşire olacağım.

Geçen hafta Ankara’ya uçakla gittim-geldim.

Birşey diyeyim mi, fikri tahlil çözümlemesi yaparak,

Kadın ve erkek yalnızca gökyüzünde eşitleniyor, zira uçaklarda herkes aynı tuvalete giriyor.

Özgenç’e tavsiyem THY’ye birde WC açılımı önersin…

Ne günlere kaldık, yarab.

Kobider üyeleri razı sanırım,

Beni çıkart arkadaş mail gurubundan fena oluyorum.

Sağlıcakla…

Torino’lu Vekil

ÇIKMIŞ demiş ki: Ben Türk değil, Arnavut’um. İyi de kardeşim, yıllarca Türk Milli takımımızın kaptanlığını yaparken niye bu aklına gelmedi? Valla sizi bilmem ama hepsi bir hazırlanmış oyun. Hakan Şükür’e çık söyle demişler o da çıkmış söylemiş. Hepsinin hareketleri Erdoğan’a bağlı. Geçen haberlerde izledim, İspanya’da Celta Vigo taraftarları, Siz, Türkler kadar aptalsınız demişler Deportivo taraftarlarına. Deportivo taraftarları da Türk olduğumuz doğru ama aptal değiliz. Türkler kadar güçlüyüz demişler ve bu yüzden kendilerine El Turko lakabı takıp, her maçta Türk Bayrağı açıyorlarmış. Şaban’a ithaf olunur..

Ziraat’ın T.C Rahatsızlığı


İNTERNET sitesinden kaldırmışlar, sanırım tüm şubelerden de kaldırılar T.C yazısını. T.C Ziraat Bankası artık sadece Ziraat Bankası A.Ş olarak kaldı! Merak ediyorum kime dokundu bu T.C? Kim fazlalık gördü T.C’yi? Offff…of… Havayı ısttıkça ısıtıyorlar, sonları hayırlı olsun.

40 İstemezük…

ORMANLARIMIZDAN ve Sularımızdan sorumlu Bakanımız Veysel Eroğlu Trabzon ve havarisinde geziler ve incelemeler yapmış. Atom Karıncamızdan bi memnun, bi memnun ki sormayın gitsin. Şapkasından da 40 projeli müjde çıkarmış. Buyurun buradan yakın. Kırşehir sandı herhalde burayı. Sayın Bakan biz 61′den aşağı kabul etmeyiz. Bi zahmet emir verin, müjdelerinizi 61 yapsınlar. AtomÕda anlatamaz bizim halka 40 müjdeyi. Bi zahmet…

Belediyenin TSM Konseri

ŞEF Taşkın Özer yönetimindeki Trabzon Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu Çarşamba akşamı 2013′ün ilk konserini verdi. 24 Şubat Trabzon’un Kurtuluş Törenleri anısına. Bende hasbelkader yıllardır bu koro elemanıyım. Kudüm çalarım naçizhane. 3 kişi ile başlayan (Taşkın Hoca, Oktay Kuloğlu ve ben) koro şimdi yaklaşık 40 kişi. Klasik Türk Musikisinden asla ödün vermeden icra eden Taşkın Hocamız Trabzon için bir şans ve bir ekol. En azından ben öyle düşünüyorum. Müthiş bir performans ve özenle konser sunumu yapıldı. Bu güzel konserde ne yazık ki (hafta içi olmasına rağmen) Belediye Başkanımız, hatta bir yardımcısı bile hazır bulunmadılar. Kırış kırış bir belediye bayrağı altında sanat icra eden tüm koro elemanlarını ve Trabzonspor, 1461 maçlarını yeğleyerek bu koroyu dinleyen misafirlere de sonsuz teşekkürler…

AKP’nin Sahte Üyeleri

CHP’nin acar forveti Ahmet Kaya belgeleri ile açıklamış. 375 CHP’li üye AKP’ye kayıt edilmiş! Hiçbirinin haberi yok! Ne güzel değil mi? Aç fihristi yaz yaz dur. Hatta şuan CHP Belediye Meclis üyesi olan Ömer Dayı ve Müslüm Hamzaçebi bile AKP üyesi görülüyor. Ayrıca eski İl Sekreteri, benim günlerdir aradığım dostum Ferşat Mert Hocamda AKP’de üye çıkmış! Bende boşuna yazılar yazıp Ferşat Hocamı arıyormuşum. Kafa işte, aç AKP’ye telefon öğren hem Ferşat Hocamın hem de tüm Trabzon halkının nerede olduğunu. Boşuna Aile Hekimleri ile milleti kayıt altına almadılar. Saksınız çalışsın biraz…

Zenci Çocuğun Cevabı…

Doğduğumda siyahtım,Büyürken siyahtım,Güneşe çıktığımda siyahtım,Korkunca siyahtım,Hastayken siyahtım,Öldüğümde hala siyahım!Ve sen beyaz çocuk:

Doğduğunda pembesin,Büyürken beyazsın,Güneş’e çıktığında kırmızı,Üşüdüğünde mor,Korktuğunda sarı,Hastayken yeşil,Öldüğünde de grisin!Sen şimdi bana hala “RENKLİ” mi diyorsun?

Niçin dövdün?

Hakim suçluya sorar: Bu adamı niçin dövdün?
- Bana su aygırı dedi efendim.
- Ne zaman?
- Tam bir yıl önce.
- Ama sen onu yeni dövmüşsün!
- Ben hiç su aygırı görmemiştim, geçen gün gördüm de….!

İnsanlar hatalarını mutluyken değil ancak mutsuzken anlar. Daniel Defoe

GİTTİM, GÖRDÜM, YAZDIM…

Bu Yazı Toplam 448 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Bir türlü fırsat bulup gidemiyordum.

Bu sene bana da etkinlik koyulunca mecburen gittim.

“Her Yönüyle Trabzon Etkinlikleri” yedincisi yapılıyor, ben yeni iştirak ediyorum.

Ayıp hakkaten ama geç olsun güç olmasın.

Cuma’dan başladım ve üç gün dolu dolu etkinliklere katıldım, seyrettim, sohbet ettim.

Eski dostları, eski arkadaşları, yeni yüzleri görmek çok güzel bir duygu.

TAKA Gazetemizin standında pek çok okurla beraber olduk.

Trabzon kentinin özelliklerini, güzelliklerini yansıtan, özellikle ilçe belediyelerinin, standları doldu taştı, horon kuyrukları salon dışında bile bitmek tükenmek bilmedi.

Bana en çok nerelere uğruyor misafirler? diye sorsanız hiç tereddüt etmeden, ilçe belediyelerinin standları, medya kuruluşlarının standları ve etkinlik merkezi dışında kurulan “yeme-içme ve alışveriş standları” diye ilk üçü sayarım.

Trabzon Vakfı güzel bir organizasyon yapmış, dolu dolu dört gün etkinlik düzenlemiş.

Üst salon genelde halkın geniş katılımını öngören sergiler, defileler, halk oyunları ve konserlere, Alt salon ise söyleşiler, slayt gösterileri, koro icraatları, tiyatro gösterileri, imza günlerine ayrılmış.

Cuma gecesi hoşgeldin yemeği, Pazar akşamı ise güle güle balosu yapıldı.

Ben hemşerimiz Atacan’ın Gaziosmanpaşa’daki yeni mekanı Göksu’daki hoşgeldin yemeğine katıldım. Prof. Dr. Ruşen Keleş’le sohbet etme fırsatını orada buldum.

Bu değerli hemşerimizle bizim görev yaptığımız 2004-2009 arası sıkça görüşürdük.

Belediyemizin yaptığı pek çok etkinlikte bu değerli bilim adamının görüşlerini almak için paneller söyleşiler yapardık.

Trabzon Vakfı’nın her iki korosu, Türk Sanat ve Türk Halk Müziği, konserlerini seyrettim.

Trabzon Liselerinden Yetişenler Derneği TLYD’nin müthiş konserini izledim.

Yine dinletilerde, Apolas Lermi, Fuat Saka ve son gün İbrahim Can konserleri enfesti.

Veysel Usta’nın “Atatürk ve Trabzon” sunumu,

Uğurcan Başman’ın “Eski Trabzon Görselleri” fotoğraf sunumu,

Necdet Ergüney, Bekir Gerçek ve M. Reşat Sümerkan’ın katıldığı “Trabzon Lisesi Anıları” söyleşisi hafızalarımda derin bir iz bıraktı.

Çağdaş Yazarlar ve Sanatçılar Derneği etkinliğinde bizde bir etkinlik yaptık.

Mehmet Kuvvet, Bekir Gerçek ve ben hem slayt gösterisi ve ardından da söyleşi yaptık.

Trabzon Mizah Sanatı Derneği’nin “Gugulumdakiler” (Biz Bunu Hiç Düşünmemiştik) adlı tiyatro oyunu, hiç abartmıyorum, salonu tıka basa doldurdu.

Ben bile oturduğum koltuktan kalkıp yerimi ayakta duranlara verdim.

Trabzon Sanat Tiyatrosu’nun sahneye koyduğu “Ağrı Dağı Efsanesi” yine salonu doldurmuştu. 25. yılını kutlayan TST’nin değerli yönetmeni Necati Zengin’i bir kez daha kutluyorum.

***

Bir sitemim var.

Bu sitemim etkinlikleri düzenleyen Trabzon Vakfı’na değil yerel ve genel yöneticilere.

Ankara Büyükşehir Belediyesi ve Başkent Milletvekilleri, Başbakan ve Bakanlar gitsin görsünler Atatürk Kültür Merkezi’ni.

Çamur içinde yolunu, sıvaları dökülen salonunu…

Ne Atatürk adına yakışıyor, ne de başkent dediğimiz Ankara’ya.

Gitsin görsünler, onlar razı ise bizde razıyız.

***

Ben bu muhteşem etkinlikleri düzenleyen Trabzon Vakfı Başkanı Bilgin Aygün’ü bir kez daha kutluyorum.

Nice etkinliklere…

Sağlıcakla kalın.

Şeref Malkoç’la Nostalji

Eski milletvekili Şeref Malkoç’la okul arkadaşıyız. 3 yıl yanyana okuduk. Sık sık olmasa bile iyi görüşürüz. Siyasi görüşlerimiz pek uyuşmasa bile dostluğumuzu hiç sakata bırakmadık. Ankara’da “Her Yönüyle Trabzon Etkinlikleri”nde rastlaştık. Aslında TAKA Gazetemizde yazılarıma başladığımda ilk arayıp tebrik eden Şeref Beydi. Ankara’da deyim yerinde ise okul yıllarını nostalji yaptık. Yeni oartisinde kendisine yolunun açık olmasını diledim. İyi bir siyasetçidir Şeref Malkoç, gelecek dönemlerde de yıldızının parlayacağından şüphem yok.

Bu Akşam Kimseye Söz Vermeyin

Evet bu akşam kimseciklere söz vermeyin. Benimde sahne alacağım Trabzon Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu Şef Taşkın Özer yönetiminde bu akşam Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde saat: 19.30’da bir konser icra edecek. Ayıptır söylemesi tam 24 senedir Taşkın Hoca ile sanat icra ederim. 89’da başlayan serüvenimiz halen devam ediyor. O tarihte Atay Bey Belediye Başkanı idi. Asım Bey, Niyazi Bey ve Volkan Bey ile devam etti. Gümrükçüoğlu ile birlikte tam 24.üncü senemizi doldurduk. Daha önce Ergin Ören ve Suat Kurtuldu ile çalışmıştık, 80 öncesi ise Ahmet Selim Teymur ve Temel Şükrü Doğru ile. Musiki camiasında hemen hemen 34 senemi doldurdum. Hadi gelin izleyin bakalım, öyle sırça köşklerde oturmak yok. Gelin, kulağınızın pası silinsin. Amatör sanat icra edenler alkıştan başka birşey istemezler. Konser herkese açık, ücretsiz.

“TrabzonMeydanı” Paneli

Çağdaş Yazarlar ve Sanatçılar Derneği Başkanı Mehmet Kuvvet ve eski Mimarlar Odası Başkanı Bekir Gerçek ile birlikte “TrabzonMeydanı”nı Ankara’ya taşımıştık. Konuşma süremizin yarısı slayt gösterisi diğer yarısını da sohbet şeklinde geçecektik. Oturduk bir görev dağılımı yaptık. Meydan’da nerede ise yüzyılı bulan esnafı ikiye böldük. Yarısını Bekir Abi yarısını ben anlatacağım. Eski nostalji fotoğrafları gösteriminden sonra ilk söz hakkı Bekir Abiye geldi, ne kadar konu varsa anlattı. Benim anlatacağım konuları da bir güzel izleyicilere geçti. Söz bana gelince “Bana kala kala Meydan’ın delileri kaldı, bari bende onları anlatayım” dedim. Salon koptu bildiğiniz gibi. Birgün sizlere de anlatırım delilerimizi söz…

TLYD ve Trabzon Vakfı Konseri

Cumartesi Trabzon Vakfı Türk Sanat Müziği Korosu Şef Selçuk Aygan yönetiminde süper bir konser verdiler. Koro elemanları içerisinde epeyce eski arkadaşa rastladım. Solo şarkı icra eden Tuğba Güzel, Süleyman Bilgiç ve Hakkı Tuncay Çelik ile geçmişte Trabzon’da beraber musiki yapmıştık. Üçününde yaptığı solo şarkı tüm salondan beğeni aldı. Yine Vakfın Türk Halk Müziği Korosu Şef Serbülent Yasun yönetiminde süper eserler icra ettiler. Yine Pazar günü TLYD Türk Sanat Müziği Korosu Şef Özdemir Hafızoğlu yönetiminde birbirinden güzel eserler icra ettiler. Ellerine, seslerine, emeklerine sağlık. Ayrıca, yoğun etkinliklerde gidemedim ama Trabzon ve Müzik Halk Oyunları Derneği’nin Türk Halk Müziği Korosu’da süper bir konser verdiler. Onları da kutluyorum…

Başman’ların Başarısı

Değerli dostum, sınıf arkadaşım, Kitabî Hamdi Efendi’nin torunu Uğurcan Başman Ankara’daki etkinliklerde bir sunum yaptı. Sunumunu iki bölüm halinde yapan Başman, ilk bölümde 1870’lü yıllardan alıp 1960’lara kadar getirdi, ikinci bölüm ise kartpostallara ait idi. Trabzon Dış Mahalle, Ayasofya’dan itibaren Değirmendere, Zağnos ve Tabakhane Vadileri, Boztepe, Soğuksu, Kavak Meydan ve Meydan 300 eserlik slayt ile izleyiciye sunuldu. İkinci kısımdaki Kitabî Hamdi Efendi, Osman Nuri, Kakuli biraderler ve birçok editöre ait Trabzon kartpostalları görülmeye değerdi. Yüreğine sağlık sevgili Başman. Ayrıca benim sunduğum 18 dakikalık slayt gösterisinin de Başman’ların kolleksiyonundan önemli parçalar olduğunu söylemem gerekir. Onun içinde ayrı teşekkür ederim.

Adnan Taç’ın Elektriği

Sizi bilmem ama ben severim Adnan’ı. Yıllardır sanat camiasının görünür kahramanıdır. Her konuya koşar, mükemmel yapmaya çalışır. Çoğu etkinlikleri tereyağından kıl çeker gibi halletmişlerdir. Ekibi de süperdir. Ama bir özelliğini yeni öğrendim! Acayip elektrik yüklü. Ben pozitif diyorum, bazı çekemeyenler negatif dese bile. Ankara’da ikinci gün (Cuma) etkinlik bitince Vakfın yemeğine gitmek için Tunç’un (Turhan, Müzik Halk Oyunları Derneği Başkanı) arabasına bindik. Ala Türkmen’de var. Arkada Adnan ile yanyanayız. Birden benim cep telefonu ısınmaya başladı! Bir müddet sonrada stop etti. Kızılay’a geldik ana caddedeyiz, bu sefer Tunç’un arabası stop etti! Biz Ala Hanımla taksi tuttuk Vakfın yemeğine yetiştik. Adnan ve Tunç çekici çağırdılar yemeğe gelemediler, misafirhaneye döndüler. Diyorum ki, aman Adnan’a yaklaşırken tüm elektronik cihazlarınızı kapatın! Adam baştan aşağı elektrik…

Bahtsız Bedevi

Adamın biri bara oturmus bir bira söylemiş, kara kara düşünmeye başlamış.

Kapıdan baba yiğit bir adam gelmiş masasına oturmuş birasını içmiş ve sormuş “hayırdır birader ne düşünüyorsun?”

Adam “Ben ne bahtsızım” demiş. “Sabah karımla tartıştım karım beni boşadı. İşe geç kaldım patron beni kovdu. İşten çıktım yolda araba çarptı. Eve gidip karımla barışırım dedim karımı biriyle yakaladım. Kendimi öldüreyim dedim tabanca tutukluk yaptı. Asmaya karar verdim ip koptu. Doğalgazla öleyim dedim faturayı ödememişim. Fare zehiri alıp geldim bira bardağıma koydum onu da sen içtin of offf “

Tutkusu olmayan bir erkek, güzelliği olmayan bir kadın gibidir. Frank Harrıs

MANŞET

“YOL”SUZLARIN OTOYOLU KARADENİZ

Bu Yazı Toplam 829 defa okunmuş ve 11 adet yorum yapılmıştır.

Şimdi diyecekler ki gözünüz doysun.

Haklı olabilirler ama yolla yolsuzluğu anlatmadan rahat duramayacağım.

Bir yol yaptılar gözümüze gözümüze sokuyorlar, ne yapayım?

Nerede bir doğa katliamı yapan varsa alıyor eline mikrofonu “Bunlar var ya bunlar, bunlar yola da karşı gelmişlerdi. Bakın yolumuzu döşediler ne rahat araçlarımız vızır vızır gidiyor, geliyor” diyor.

Karadeniz Bölünmüş Otoyolu’na 542 kilometre yol döşediler, bu yolda 263 köprü, 12’si tek tüp tünel, 20’si çift tüp tünel olmak üzere tam 32 tünel açtılar.

Ve tüm bunları 750 milyon dolara yapacağız dediler.

İlk ihaleye bu fiyattan çıktılar, ek ihaleler ile yolu 6,5 milyar dolara bitirilebildiler.

Hatırlar mısınız bilmem, zamanın Başbakanı Mesut Yılmaz’ın malikhanesinde 7 ayrı noktada 7 ayrı firmaya ihale edilmişti!

“İhaleye fesat karıştırmaktan” bir bakan, Yaşar Topçu, yüce divanda yargılandı. (Rahşan Affı ile, kesin hükme bağlanmadan, buyurun dışarı dediler)

1987’de başlanmıştı yol.

Ama bir türlü bitirilemiyordu.

2002’de bu sefer AKP işbaşına geldi.

Gelirkende “Yol’da yolsuzluk var” diyorlardı.

Hatta, “Akılsız proje” dedi Faruk Bey.

“Yolu bu şekilde yapanların elleri kırılsın” dedi Osman Pepe.

“Projesiz ihale edilmiş, aptalca bir mühendislik eseri” dedi Binali Yıldırım.

Ve her ne hikmetse aynı müteahhitlerle yola devam edilerek yol bitirildi!

350’de karikatürize ek mahmuz eklendi.ÇİZİM “YOL”SUZLARIN OTOYOLU KARADENİZ

Buna rağmen ardı ardına sel felaketleri geldi.

Temmuz 2009 Ordu-Perşembe 2 ölü,

Haziran 2010 Giresun 2 ölü,

Temmuz 2010 Rize-Çayeli 2 ölü,

Ağustos 2010 Rize-Gündoğdu 13 kişi ölü, 1 kişi kayıp,

Temmuz 2011 Giresun-Keşap 2 ölü,

Eylül 2011 Rize 1 ölü, devam ederiz ama asabınız bozulmasın.

Bunlar sel felaketleri ve insan kayıpları.

Maddi kayıpları ve sakatları yazmıyorum.

Trafik felaketlerini de yazmaya elim gitmiyor.

Her yıl onlarca, yüzlerce vatandaşımızı telef ediyoruz.

Neymiş? Otoyolumuz var diye kurum kurum kuruluyoruz.

Karadeniz’in her yerini doldurarak katlettik.

Doğayı katlederek aslında kendimizi katlediyoruz haberimiz yok.

Birileri ceplerini doldurmuş, biz kıyılarımızı.

Ve işin gerçeği herşeyi aniden unutuyoruz.

Balık hafızalı olduk.

Ama unutmayan biri var.

Karadeniz asla unutmaz!

Karadeniz;

Hırçındır, önüne taş koyanlara dalgaları ile cevap verecektir.

Karadeniz;

Asidir, yuvasına sığmayacak taşacaktır.

Karadeniz;

Anadır, kıyılarındaki canlıları koruyacaktır.

Karadeniz;

Yine o yemyeşil yamaçlarına ulaşmak için dalgalarını savuracaktır.

Gördükleriniz sadece reklam.

Asıl film yakında.

Karadeniz son sözünü asla söylemedi, söylemez…

Benden hatırlatması,

Bekleyin, görün…

Işıkla kalın.

Özdemir Hoca’ya Başarılar

Turgut Özdemir benim okul arkadaşımdır. Aynı dönemde Affan’da okuduk. AynıTURGUTÖZDEMİR “YOL”SUZLARIN OTOYOLU KARADENİZ dönemlerde “hoca”lık yaptık. Turgut “İdmanocağı”nı çalıştırdı ben “Trabzon Sağır ve Dilsizler” futbol takımını. Benim hocalığım, çalıştırdığım takımın ligden ihraç edilmesi ile son buldu ama Turgut Hocam “hoca”lığına başarılarla devam etti. Anadolu Ajansındaki görevini de hep üst düzey yaptı. 3 yıldır da mevcut Trabzon Gazeteciler Cemiyeti yönetim kurulu üyesi. Şimdi başkanlığa aday. Sıranın ona geldiğine inanıyorum. Başarılar Hocam…

AKSA’nın Açıkgözlülüğü

Bana bir ferman gönderdiler ve bende hemen kabul ettim. Neydi diye sormadım bile. Koca devlet elektrik saatimi değiştiriyor vardır bi hikmeti, dedim. Bunun sorgu suali mi olur? Ama geçSAYAC “YOL”SUZLARIN OTOYOLU KARADENİZen gün bir arkadaş evinin kapısına gönderilen tebligatı gösterdi. AKSA şirketi Trabzon mükelleflerine bir yazı gönderiyor. Diyor ki, “…Periyodik muayene süresi dolmuş sayacınızı kullanmaya devam ederseniz…faturanıza yansıyacak tutar: 60,50 TL + KDV”, ama “…Şirketimiz tarafından yeni bir elektronik sayaç temin edilirse tutar: 43,50 TL + KDV”. Arkadaşım soruyor “hangisine soyulalım?”. Karar sizin. Valla ben “b” şıkkına soyuldum.

Bayburt’un Kurtuluşu

Dün kardeş kent Bayburt’un kurtuluşu idi. Kutlarız. Bizim Bayburtlular Derneği Onursal Başkanı vardır, Hasan Tahsin Coşkun. O anlatmıştı, Bayburt yeni il olmuş ana caddeyide trafik lambaları ile donatmışlar. Ama halk bi türlü lambalara riayet etmiyor. Trafik şube müdürü emir vermiş lambaların altına bir polis görevlendirmişler. Elinde düdük insan sirkülasyonunu idare ediyor. Birgün bakmış bir teyze lambalara hiç BAYBURTKALESİ “YOL”SUZLARIN OTOYOLU KARADENİZbakmadan yoldan karşıya geçiyor. “Teyze, teyzeeee… Nereye?” diye seslenmiş trafik polisi. Ehramını az aralamış teyze, “Eltime gidirem seen ne?” demiş. Trafik polisi “Ama teyze ışıkta geçiyorsun” diyince teyzem sinirlenmiş, “Ne edeceedim? Garanlıkta mı gideceedim?” demiş. Ömür bu Hasan Tahsin…

Cemre’lerin Gelişi

15 Şubat’ı devirdik ve kış artık geride kaldı. İlk cemre’de 20 Şubat’ta havaya düştü. YAGMUR “YOL”SUZLARIN OTOYOLU KARADENİZHavadaki bütün kışı yere indirdi. 27 Şubat’ta ikinici cemre suya düşecek ve sular ısınacak, buzlar çözülecek. 6 Mart’ta üçüncü cemrenin toprağa düşmesi ile toprak ısınacak ve ilk kır çiçekleri çıkmaya başlayacak. Gerçi atmosfer ile o kadar oynadık ki, onunda kafası karıştı, kır çiçekleri bu aralar açtı ama rahmetli babannemin dediği gibi “Geldik yüze, çıktık düze” diyebilmek için cemrelerin tamamlanması lazım.

Anlattık, Ama!

Hani derler ya, anlattık ama anlayacak kafa lazım.

Geçmiş senelerde (sanırım 2011) bir yazı yazdım. Yazımda da isim filan ziktermedim, sadece Hasan Kurt’un o zamanki serzenişlerine ortak oldum. O aralar Hasan devamlı birileri ile kavgalı. Bende oturdum, “İçinden kin yumurtlayanlar” diye bir yazı yazdım.

Yazı içeriğinde Hasan’a sesleniyor ve evet mücadele etmek zor benimle de geçmişte epeyce uğraşanlar olmuştu. Ben “bu şerefsiz kalemlerin ne mal olduklarını” iyi bildiğimi, bunların paçalarının “buram buram pislikle dolu olduğunu”, benim hakkımda da TERAZİ “YOL”SUZLARIN OTOYOLU KARADENİZgeçmişte ilkokul mezunu olduğumu yazdıklarını, bitirdiğim iki üniversite diplomasını “bu arkadaşlara rulo yapıp göndereceğim”i ve “belki bir yerlerine lazım” olabileceğini yazmıştım.

Günebakış Gazetesi sahibi Ali Öztürk çıktı dedi ki, bu yazıdaki bahsettiği “kişi benim”  Hayır, dedik dinletemedik. Gitti dava açtı, hem bana hem Hasan Kurt’a. Mahkemeye ne kadar üzüldüğünü, maddi ve manevi zarar gördüğünü ispatlamak için 3 de şahit gösterdi; Ali Savaş, Ulaş Özdemir ve Ahmet Yoloğlu. Çıktılar mahkemeye hakimin sorduğu “Namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin ediyormusunuz?” sorusuna “Evet” dediler. “Ali abi çok zarar gördü bu yazıdan” diye ifade verdiler. Biz mahkemede, “yazımda hiçbir isim ve işaret kullanmadığımızı” anlattık, “genel bir yazı idi”, dedik. Dinletemedik. Bilirkişi’ye bile göndermeden mahkeme karar aldı, Öztürk’ün “Bir nebze olsun yaralarını hafifletmek” için Hasan Kurt’u ve beni müteselsil 5 bin TL. tazminata mahkum etti. Temyize gittik. Ali Öztürk temyizi beklemedi, benim emekli maaşım var, haciz koyabilirdi tabiki. O gitti Hasan Kurt’a haciz işlemlerini başlattı. Hasan bana “ben ödeyeceğim ama, gel bende 5-6 ay bedava yaz!” dedi. Geçmiş 2,5 sene paradan bahsetmemişti! Bende teklifi kabul etmeyip TAKA’ya geçtim. Olay bu. Ama bazı arkadaşlar, kendi internet sitelerinde şahsımın dik durmadığını ve “yazay, kaçay” gibi mesnetsiz suçlamalarda bulunuyorlar. Valla beni bilenler bilir, ne yazdıklarımdan bir adım geri atarım ne de tükürdüğümü yalarım. Altına imza attığım tüm yazıları sonuna kadar savunurum. “Dik” duruşumun ise, gazetesinde yayımlayıp, yazı çıktığında “helal” diyen ama ardından da “ben görse idim yayınlamazdım” diyebilen Hasan’a ve “kadın kimliği” ile bile (!) yazı yazabilen “şıra”cıların “dik”liğine hiç benzemediğini söylerler. Ben demiyorum kitap öyle diyor…

Temel ile Fadime

Temel, karısı Fadime ile dargın. Ayrı odalarda yatıp kalkıyorlar, konuşmak gerektiğinde de karşılıklı yazışarak anlaşmaya çalışıyorlar. Bir akşam Fadime yatmak üzereyken dolabın yanında bir pusula bulur. Üzerinde şöyle yazıyor:

“Sabah beni beşte uyandur.”

Ertesi sabah sekizde uyanan Temel yanındaki komidin üstünde bir pusula bulur.

“Temel, hadi kalk! Saat beşe geleyi…”

manşet

EMBA TONYA’YA GELMA

Bu Yazı Toplam 912 defa okunmuş ve 2 adet yorum yapılmıştır.

Diyorlar ki;

“Tonya’ya çimento fabrikası yapacağız.

Tüm Tonyalıların iş sorunu şıp diye çözülecek”

Valla ben demiyorum, onlar öyle diyor.

Kim?

Siyasiler, sermaye sahipleri, cebi para dolacak olanlar…

Bu son şık ikiye ayrılıyor,bomba EMBA TONYA’YA GELMA

Bir: direkt cebi para dolacak olanlar,

İki: endirekt cebi para dolacak olanlar.

Ama Tonya kararlı, EMBA’yı yörelerine sokmayacaklar.

***

Hafta sonu Tonya halkı panele koştu.

İkibin kişiye yakın Tonyalı, panelistlerin “ilmi” ve “bilmi” açıklamalarını dinlediler.

Yörelerine neyin nasıl yapılacağını öğrendiler.

Mesela, fabrikanın bacasından çıkan zararlı gazların nasıl gözlemleneceğini “ilmi” bir şekilde KTÜ profundan öğrendiler

Makinacı prof şöyle yapmış.

Almış bir kamera ve gözlerini dört açmış bacayı kollamış.

Kapakların açılıp zehirli gazların havaya salındığını anlayınca basmış deklanşöre ve kamera ile kayıt altına almış Trabzon çimento fabrikasını.

Gitmiş dayanmış kapıya, “ahan bakın zehir saçıyonuz” demiş.

Fabrika bekçisi de korkmuş hemen fabrikanın bacasına filitre takmış.

Eveeeettt, buradan ne anlıyoruz?

Bir: her evde bir kamera olacak,

İki: Tonyalı uyuma, uyanık kal.

Pkatılımcı Tonyalılar panelist İnşaat Mühendisinden de rüşvetin şiddetini ve dağılım haritasını öğrenmişler “ilmi” bir açıklama ile.

Mesela fabrika kurmak için sermayedarlar kime ne kadar rüşvet verebilirler?

Alt barem 150 bin Amerikan doları imiş ve önce muhtarlardan başlıyormuşlar.

Olur ya mühür vurmada tereddüt olur rüşveti sağlam tutmak gerek.

İnşaat mühendisi bunları gayet “ilmi” bilir.

İnşaat mühendisinden böyle “ilmi” açıklamalardan sonra mikrofonu eğitimci prof almış.

Tonyalı “buraya kadar “ilmi” öğrendik bari bu “bilmi” olsun” diyecekken,

Değerli ilim adamı da Tonya halkına nasıl lahanadan civa çıkacağını anlatmış.

İyi mi?

çekiç EMBA TONYA’YA GELMAAğır metaller taşıyan Tonya tereyağının fabrika kurulduktan sonra Konya tereyağı ile hiçbir farkı kalmayacağının da “bilmi” tespitlerinde bulunmuş eğitimci prof.

Hocam ayrıca paneli dinlemeye gelenlere son sözü “buradan çıkarken otların yeşil ve çiçeklerin mağrur olduğunu unutmayalım” demiş.

Tüm Tonya her tarafı yeşil görmüş.

Ne güzel.

Gez dünyayı, gör Tonyayı.

Kuşlar ne güzel, hayat ne güzel, ne tatlı şey yaşamak…

***

Ben hukuk niyetine söylenenlerden alıyorum.

Diyor ki panele katılan Av. Nedim Şenol Çelik:

“ÇED raporu onaylanmış olsa bile, idari dava açılabilir, iptali istenebilir. Bu kararı inşallah alacağız. Ayrıca, yapılan son satış işleminin iptali için de dava açacağız.”

Eminim tek dişi kalmış canavar “ortak akıl” hukuk yönü ile çözülür.

Ve, “Arkadaşlar bu fabrika; ya Fransızlara, ya İspanyollara, ya da bir başka yabancıya satılacak. Bu kesin. Biz, bize söz verilmişti diye İspanyollara nasıl söz anlatacağız?” diye sözlerini tamamlamış.

Haydaaaa…

Artık Tonyalı birde yabancı dil kursuna gidecek,

İyi mi?

Ya gözünü seveyim EMBA,

Sen Tonya’ya GELMA.

Bizi ne hallere koydun kardeşim…

Sağlıcakla.

Opera Binası

Herkesin bildiği bir mimari katliam yapılmıştı. 1958’de yol genişlemesi çalışması içine sinema EMBA TONYA’YA GELMAkalan asırlık Opera binasını yerle bir etmiştik. Meydan Parkının sol üst köşesindeki bu ihtişamlı yapının yıllardır yeniden uygun bir yerde inşa edilmesi konuşulur durur. Hatta yeni yetme “çakma Trabzonlu”lar güya bunun sözcülüğünü yapar! El attıkları her konuya “duygusal” yaklaşmaları halk arasında iyi biliniyor. Neyse, Trabzon Vakfı Başkanı Bilgin Aygül’de elbirliği ile Opera Binasının yeniden inşa edilmesi gerektiğini bildirmiş. Böyle Trabzon aşığı kişilerden bunları duymak çok güzel. Umarım hayaldi gerçek olur.

Kuzeyin Oğlu Volkan Konak

Müthiş bir adam bu Volkan Konak. Karadeniz denince onun için akan sular durur. Ondan değil mi kendisine “Kuzeyin Oğlu” denmesi. Yine yaptı yapacağını. Salladı, silkeledi yöreyi. Organizasyonun dağınıklığı pek göze batmadı, çünkü amaç Lösemili Çocuklar yararına idi. Ama mevcut 7.500 kişilik kapalı salona 10 bin bilet satılması bence anlamsız. Konser çıkışında bu onbin kişiyi, bir metrelik iki kapıdan çıkış verilmesi ise müthiş bir Temel zekası. 3-4 saatte salon dışarı boşandı. Bir facia iyiki kopmadı. Yetkililer bir açıklama yaparlar sanırım. Ben Volkan Konak’ı bir kez daha kutluyorum. İyiki varsın Volkan, teşekkürler…

CHP Olsaydı…

1.) Zinayı serbest bırakan “CHP OLSAYDI”
2.) Domuz etini kasaplık hayvan yapan “CHP OLSAYDI”
3.) Kilise açan “CHP OLSAYDI”
4.) Kiliseyi açarken ‘Ya Allah Bismillah’ diyen “CHP OLSAYDI”
5.) Faiz bir dünya gerçeğidir diyen “CHP OLSAYDI”
6.) ABD’ye Irak’ı bombalamasına mani olmayıp izin veren “CHP OLSAYDI”
7.) ABD askerlerine dua eden “CHP OLSAYDI”sakal EMBA TONYA’YA GELMA
8.) Yahudilerden ödül alan “CHP OLSAYDI”
9.) Yahudi’ye kardeşim diyen “CHP OLSAYDI”
10.) ABD’ye dostumuz diyen “CHP OLSAYDI”
11.) Yabancılara toprak satımını 2,5 Hektardan , 30 Hektara çıkaran “CHP OLSAYDI”
12.) Camileri ve Kasımpaşa’daki Kuran kursunu yıkan “CHP OLSAYDI”
13.) Hergün onlarca şehit geldiğinde İktidarda “CHP OLSAYDI”
14.) Fabrikaları, limanları, türk telekomu, yolları, köprüleri, kamu mallarını satan “CHP OLSAYDI”
15.) Suriye’ye müdahalede ABD Taşeronlüğünde “CHP OLSAYDI”
16.) İsrail’in Mavi Marmara Gemisine Saldırdığında “CHP OLSAYDI”
“Eğer bunları yapan “CHP OLSAYDI” dünyada bunlardan daha gavur kimse yoktu! Ama bunları yapan “MÜSLÜMANIM” diyenler olunca “ONLARIN BİR BİLDİĞİ VAR!” Buradan uyarıyorum sakın ola ki büyük şirketlere ve tanımadığınız hiç bir kimseye toprak satmayın bazı şirketler toprakları alıp “İSRAİL GAVURUNA” satıyormuş benden söylemesi…” demiş Cübbeli Ahmed Hoca, ömürsün valla Hocam hiç olur mu öyle şeyler?

Işıl Işıl Trabzon’muş…

gümrükçü EMBA TONYA’YA GELMAProjelerine sual olunmaz başkanımız Gümrükçüoğlu, “Sözlerinin takipçisi olduklarını” ve “Uzunsokak’a son geldiğimizde ışıklandırma sorunu bizlere söylenmişti. Bende bu sorunun bitirilmesi için takipçi oldum. Esnafımızın ve halkımızın bu memnuniyeti bizleri de mutlu ediyor” demiş. İyi de sevgili Atom’um başkanım, sorunu yapan sizdiniz! Çünkü bizim dönemi size devrederken Uzunsokak ışıl ışıldı. Siz geldiniz ışıklı yolu söktünüz. Dört senedir gezmediğiniz esnafı şimdi gezip ışık sorununu tespit ettiniz ve ışıkları yeniden taktınız. Ne oldu şimdi? Yeni bir uygulama mı? Yoksa dört sene önce söktüklerinizin yeniden yerine takılması mı? Süpersiniz valla…

Ararsa…

Temel’e sormuşlar “Sevişirken karınla konuşur musun?”

Cevap vermiş: “Ararsa neden konuşmayayım…”

Bir umut

Yorgunsun,uzaklardan gelmişsin;
Yitirmişsin neyin varsa birer birer.
Bir sağlık,bir sevinç,bir umut…
Onlar da neredeyse gitti gider.
Dost bildiğin insanların yüzleri
Aynalar gibi kapkara.
Suyu mu çekilmiş bulutların?
Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.
Taşlara düşen saat gibi,
Ne artı, ne eksi.
Bir sağlık,bir sevinç,bir umut
Hikaye hepsi… Cahit Sıtkı Tarancı

manşet

ÇAPKINOĞLU’NDAN TEŞEKKÜR

Bu Yazı Toplam 417 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

311 ÇAPKINOĞLU’NDAN TEŞEKKÜR5084 sayılı teşviğin uzatılması konusunda yoğun çaba gösteren ve bu konuda TAKA Gazetesinde de açıklamaları yer alan TTSO Meclis Üyesi Ekrem Çapkınoğlu dün aradı.

Çapkınoğlu, ‘Teşvik yasasının uzatılması konusunda emeği geçen herkese ve yasanın uzatılması için son sözü söyleyen Sayın Başbakanımıza teşekkür ediyoruz. Trabzon için yararlı olacaktır. İş dünyasına nefes aldıracaktır’ dedi.

 ‘Karşılıksız çeklere mahkumiyet şart’

Zaman, zaman alınan kararlar iş dünyasını sıkıntıya sokuyor. Bunlardan birisi d412 ÇAPKINOĞLU’NDAN TEŞEKKÜRe yeni çek yasası. Trabzonlu iş adamı CMZ asansörün sahibi Zeki Şamlıoğlu aradı. Şamlıoğlu, ‘Çek yasasına muhalefet edenlere hapis cezasının büyük bir caydırıcılığı vardı. Yasa kaldırıldı ve zorluklar başladı. Bu konuda yeni bir düzenlemeye ihtiyaç var’ değerlendirmesini yaptı.

Milliyeti inkar edenler

DP Trabzon İl Başkan Yardımcısı Ummet Öksüz yazılı açıklama yaparak Başbakan Erdoğan’a çattı:

‘Ey Türk milleti titre ve kendine dön. soyuna sopuna hakaretler yağıyor. Bu kervana Başbakan da ilave olarak; “Türk milliyetçiliğini ayaklarımın altına alıyorum” diyerek katılmıştır. Ben öz be öz Türküm. Devşirmelerin, bu millete dolayısıyla bana  hakaret etme dp ÇAPKINOĞLU’NDAN TEŞEKKÜRhakkı yoktur. Benim ecdadım bu vatan için savaşmış mücadele vererek bu devleti kurmuştur. Dolayısıyla burası Türk yurdudur. Benim vatanımdır. Aslı asaleti belli olmayanlar, her daim milli varlığımızı, milli değerlerimizi, aşağılayarak küfrederek beni temsil edemez. Bu ihanete ve bu yanlışa dur demeliyiz. Yeter artık. Bizler bu vatanın sahibi kahramanları ve şehitlerinin torunları değil miyiz? Bir Türk evladı olarak ben protesto ediyorum. Atatürk’ün tarif ettiği Türk milleti kavramını kabul etmeyenlerle  mücadeleye devam edeceğim. Ne mutlu türküm diyene!’

Her kapak, bir adım

Trabzon Yavuz Sultan Selim Anadolu Lisesi Mavi kapak toplama Projesinde 2011 Eylül 2012  Eylül  tarihleri arasında “Kapağını Topla Gel, Engelleri Aş, Hayatı Paylaş”  adı altında 33 kişiye Akülü/Tekerlekli Sandalyeleri dağıtıldı.  Proje isim değiştirerek 2012 Eylül 15 Şubat 2013 tarihleri arasında “Her Kapak, Bir Adım”  adı altında devam etmişti. Projeye bu dönemde başvuru yapan 20 kişiye de 20 Şubat 2013 Çarşamba günü 11112 ÇAPKINOĞLU’NDAN TEŞEKKÜR Akülü/Tekerlekli Sandalyeleri dağıtılacak. Projeyle toplamda dağıtılan Akülü/Tekerlekli Sandalye sayısı 54 olacak. Tören Varlıbaş Trabzon Belediyesi Çok Amaçlı Salonunda 20/02/2013 Çarşamba saat 13:00’te yapılacak.

KTÜ’de tavla rekabeti    

KTÜ Sosyal Tesisleri haftanın her günü yoğun rekabete tanıklık yapıyor. Mesai çıkışı KTÜ Öğretim Üyelerinin dinlence yeri olan tesise 512 ÇAPKINOĞLU’NDAN TEŞEKKÜRTrabzon’dan da katılım oluyor. Bunların başında gazetemiz yazarlarından Gürsel Gençsoy geliyor. Gençsoy’un tavla müsabakalarından hep galip ayrılması hocaların tepkisini çekiyor. Geçen Cumartesi, Yrd.Doç.Dr. Halit Suiçmez’i 5-0, Prof.Dr. Kadir Seyhan’ı 5-1, Rektör Danışmanı Prof.Dr. Ersan Bocutoğlu’nu 5-1 yenen Gürsel Gençsoy’a yakında tesislere giriş yasağı gelirse şaşmamak lazım!

Usta’nın telefonu

İş adamı Ali Haydar Usta aradı. ‘Gazeteniz sertleşmeye başladı’ dedi.  Akyazı projesine yönelik eleştirilere itiraz etti: ‘Nasıl olursa olsun, sonuçta Akyazı projesi Trabzon için 69 ÇAPKINOĞLU’NDAN TEŞEKKÜRönemli bir yatırımdır. Trabzon için iştir, aştır’ dedi. Usta’ya verdiğimiz cevapta, ‘Biz farklı fikirleri bünyesinde barındıran demokrat bir gazeteyiz. Biz toptancı fikirlere karşıyız. Bizde farklı fikir sahipleri olduğu gibi marjinal fikirler de kendini ifade edebilir. Çünkü biliyoruz ki, her fikirde ve siyasi yapılanmada doğrular ve yanlışlar vardır. Doğruları söylemek, halkın çıkarları adına kamu görevidir. Ama aynı zamanda iktidarlara da yardımcı olmaktır.’ Sözümüz üzerine; Haydar Usta, ‘en kısa bir zamanda ziyarete geleceğim’ dedi.

Öfkeli Taraftar Neriman Ardaslan

Dün gecenin ilerleyen saatleriydi telefon çaldı. Fenerbahçe maçı 3-0 bitmiş, hepimizin hali ahvalimiz perişandı. Telefondaki ses İstanbul’da yaşayan Yazı İşleri Müdürümüz Harun Yavruoğlu’nun Baldızı Neriman Ardaslan. Hiddetli çıkışlarıyla bağırıyordu.ts ÇAPKINOĞLU’NDAN TEŞEKKÜR
“Harun!” diyor  “Nedir şu Trabzonspor’un hali? Niye kimseye bir şey demiyorsunuz?
Ayıptır ya! İstanbul’da sokağa çıkamaz olduk. Kimsenin yüzüne bakamaz olduk.
Bunlar, Trabzon’un iyi futbolcularını sattılar. Şabanları kulübe doldurdular, Şenol Güneş’i kovdular. Ama sanki orası babalarının malıymış gibi çakılıp kalmışlar. Şimdi orda olsaydım, vallahi de billahi de kulübü basardım. Bu dediklerimi yarın yaz, okusunlar” dedi. Durum vahim, biline..

manset

AK“Y”(K)AZI(K) PROJESİ

Bu Yazı Toplam 1,011 defa okunmuş ve 3 adet yorum yapılmıştır.

Bilindiği gibi ısıtılıp ısıtılıp bir proje koyuluyor önümüze.

“Akyazı Spor Kompleksi”

Geçen hafta da ön yeterlilik projesi yapıldı.

Ona geleceğim ama önce gelmişini geçmişini anlatalım.daire AK“Y”(K)AZI(K) PROJESİ

2002’den beri iki yerel seçim, iki de genel seçim geçti.

Trabzonlu seçmenlerin gözüne, burnuna hep bu proje sokuldu.

Aslında tehdit edildi desek yeridir.

Başbakanımız Trabzonspor’un şampiyonluğunun önünü kestiğinde çıktı “Ama biz size Akyazı Projesini kazandıracağız” dedi, oylar cukka. Belediye seçimlerini kaybedeceğini anladığında yine “Ama biz size Akyazı Projesini kazandıracağız” dedi, oylar yine cukka.

Milletvekili seçimini kaybedeceğini anlayınca da yine “Ama biz size Akyazı Projesini kazandıracağız” demişti, silme verdiniz oyları onu siz biliyorsunuz.

Akyazı projesi bence bir rant ve oy devşirme projesi.

Şöyle bir hafızalarımızı yoklayalım.

Trabzonspor Başkanlığı Nuri Albayrak’a verildi, yıl 2005.

Verildi diyorum, çünkü kendisi İstanbul Büyükşehir Spor Kulübünün başkanı idi, birden Trabzonspor’a başkan yapıldı!

Koltuğa oturur oturmaz şapkasından Akyazı projesi çıktı.

İşi gücü bıraktı bu projeye koşturmaya başladı.

Hiç unutmuyorum, yanılmıyorsam Mart 2007, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin Trabzon’da. Koca Bakan kalkıyor Trabzonspor Başkanı Albayrak’ın işletmeciliğini yaptığı Trabzon Limanı’na gidiyor kahve içmeye!

“En büyük hayalim bu” diyor Nuri Albayrak, Bakana.

Liman Müdürü, halen de devam ediyor değerli dostum Muzaffer Ermiş o vakit aynı zamanda Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi, döküyor projeleri bakanın önüne ve önemli bir sunum yapıyor! Diyor ki, “Trabzon Havalimanı’nın genişlemeye ihtiyacı var (!). Havalimanının altında da Trabzonspor’un Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri bulunuyor. Biz bu nedenle tesisleri boşaltmak zorundayız.”

Bunu Albayrak’ın sahibi bulunduğu Deniz Limanı Müdürü söylüyor!68 AK“Y”(K)AZI(K) PROJESİ

Kimse demiyor ki, kardeşim sana ne?

Sen Deniz Limanından sorumlusun, Havalimanının büyümesinden küçülmesinden sana ne?

Bu açıklamayı duyduğumda şuna kesin olarak inandım: Akyazı projesi bir BM projesidir. Deniz tarafında Liman garanti altına alınmıştır. Havalimanın da büyütülmesi gereklidir. Trabzonspor Tesisleri bunun için bir engeldir. Akyazı Projesi ile bütün bunlar hallolacaktır.

Neden?

Çünkü, ABD İran’a vurmayı kafasına koymuştur, ne edip edecek İran’a vuracaktır.

***

800 küsur dönümlük dolgu projesi 2010 Aralık ayında ihale edildi.

Alan firma kim? Albayrak’lar! (En düşük fiyatı verendi.)

Geçen hafta Akyazı Spor Kompleksi yeterlilik ihalesine 16 firma girdi, içerisinde Albayrak’lar yine var!

Yaşayıp göreceğiz.

***

Ayrıca şunu da belirteyim kamuoyunu yanıltıyorlar.

“Akyazı Spor Kompleksinde 40 bin kişilik stadyum, GSM Hizmet binaları, Kamp Eğitim Merkezi, Açık spor tesisleri, 2 Doğla çim, 5 sent2etik çim saha, 4 tenis kortu, 2 Basketbol, 1 Voleybol sahası, açık otoparklar”, diyorlar.

Bütün bunlar projenin sadece yüzde yirmisi haberiniz olsun!

Otobüs Terminali, Akaryakıt İstasyonu, Kongre ve Kültür Merkezi, lüks Otel, Kruvaziyer Liman ve yeni eklenecek müştemilatları ile iştah kabartan bir rant projesi aslında.

Akıllara sonradan gelen her türlü proje eklenebilir, doldur doldur yer kazan.

Karşı çıkan mı var?

Az buçuk dik duran Mimarlar Odası’nında farkında iseniz sesi soluğu şimdi çıkmıyor.

Oradaki operasyon (!) tamam çünkü.

***

Yüzde yirmisi ile 11 sene geldiler.

Kimbilir, geri kalan yüzde sekseni ile ne kadar daha giderler.

Hadi bugünlük bu kadar,

Fazla kafanızı karıştırmayayım.

Sağlıcakla kalın.

Tonya’nın “Kurt” Politikası!

Tonya Belediye Başkanı Ahmet Kurt, ilçesinde yapılması düşünülen Çimento Fabrikası’nın işsizliği şıp diye keseceğini ve yöre halkının ceplerine AK’para gireceğini söylemiş! Çimento’ya karşı çıkanları da “bunların zaten Karadeniz bölünmüş yoluna da karşı çıkanlar” olduğunu iddia etmiş. Artık teknoloji gelişti (ki Trabzon Çimento Fabrikasında 1000’e yakın işçi çalışırken Aşkale Çimento’ya geçince sayı 200’e düşmüştü) çalışan işçi sayısı bir hayli düşük. Öyle bol keseden atılan 3 bin kişi, 800 kişi filan asla olmayacak bu bir. İkincisi, evet Karadeniz’in bu doğa katilleri ile bozulmasına karşı çıkanlar şimdi Tonya’ya çimento fabrikası kurulmasına da karşı. En azından ben. Ve en azından benim gibilerin torunları sizi asla “hayır” ile anmayacak bunu iyi bilin Sayın Kurt. AK’para kazanmaktansa ihaneti gözlemlemek en güzeli.

“Trabzon Meydanı” Ankara’da

“Her Yönüyle Trabzon Etkinlikleri” hafta sonu Ankara da başlıyor. 21-24 Şubat 2013 ile artık 7.cisine adım atılacak. Bu sene bende varım Ankara’da. Trabzon Çağdaş Yazarlar Derneği adına, Mehmet Kuvvet (Şair/Yazar, Dernek Başkanı) ve Bekir Gerçek (eski Trabzon Mimarlar Odası Başkanı) ile hem slayt hemde sohbet edeceğiz. Konumuz eski-yeni “TrabzonMeydanı”. Bu arada TAKA standında da okuyucularımızla buluşacağız. Dolu dolu bir etkinlik olacağından şüphem yok. Bizim sunum Cumartesi 12.00-12.45 arası Atatürk Kültür Merkezi Alt Salonda. Bekleriz…

Kitaplı Trabzon

Müthiş bir yoğunluk varmış, millet birbirini yiyormuş. Neymiş? Gidip bir göreyim dedim, kısa bir tur attım. Programa da bir iki göz. Fonda tasavvuf musikisinden örnekler. Kitap yayın evlerinin çoğunun çağdışılığı zaten ayan beyan ortada. Onlara bişi demiyorum zaten belediyeden de başka bir uygulama beklenmez ama kenarından tutuşturulan bir iki çağdaş yazarda fuarı kurtaramadığını gördüm. Acaip yakıştı Trabzon’a. İkiyüz sene geri gittik.

Karayılan Demiş ki…

411 AK“Y”(K)AZI(K) PROJESİPKK çocuk katillerinden Karayılan, “Türkleri Yendik” demiş. “Ordusunu hapse koyduk, Devletini masaya oturttuk. Ergenekon dediler, tanıkları biz yolladık. Yeni Anayasa’dan Türklüğü çıkardık. Meclislerine girip tehdit ettik. İstediğimiz zaman eylem yaptık. Öcalan’ın varlığını kabul ettirdik. Ona saygı duymalarını sağladık. Cenazelerimize ağlar hale getirttik” diyerek son noktayı koymuş. Geriye bakıldığında pek de haksız değiller yani. Durmak yok, yola devam.

Dolmuşların Güzergahı Değişti

Birkaç hafta önce bir-iki yazı yazmış, Meydan’da durak yeri olan(!) Çağlayan dolmuşlarının durak yeri düzensizliğini dile getirmiştim. Araçların bir-iki manevra ile önlerini düzelttikleri ve bunun bir hayli sıkıntılar verdiğini söylemiştim. Sağolsun Trafik Şube Müdürlüğünden bir arkadaş arayıp konu ile ilgileneceklerini söylemişti. Bu hafta başı yeni bir uygulamaya gidilmiş ve araçlar kalktıkları istikamette hiç manevra yapmadan Sıramağazalar arasından Gazipaşa’ya oradanda kendi güzergahlarına iniyorlar. Bu uygulama ile İskele Caddesi de kısmen rahatlamış oldu. Teşekkürler Trabzon Emniyeti Trafik Şube Müdürlüğü.

Ferşat Hoca Bulundu

Sevgili Hocam aradı. Sağolsun, yazılarımı günü gününe takip ettiğini ama benim onunla ilgili yazımı atladığını söyledi. Eski meclis üyesi arkadaşımız Eşref Pehlivan hatırlatmış. Geçmişe doğru uzun uzun sohbet ettik. TAKA Gazetesinde kurucu yazarlardan olduğunu ve önemli bir yazar kadrosununda şuan TAKA’da bulunduğunun önemine değindi. Sabaları en erken Milliyet’ten Melih Aşık’ın köşesini ve birde benim “Galaylı Gazan” köşesini okuduğunu söyledi. Teşekkür ettim Ferşat Hocama. Ayrıca tekrar yazılara döneceğinin de sinyalini verdi. Bu arada, bir saate yakın konuşma arasında hiç Zeki Sancak’a kaybettiği iddiadan bahsetmedi! Unuttu mu ne?

Aydın’dan Kanser Açıklaması

Bizim keneden sorumlu AKP Gümüşhane Milletvekilimiz ve 23. Dönem TBMM Kanser Araştırma Komisyonu Başkanımız Doç. Dr. Kemalettin Aydın, Kanser Haftası nedeniyle bir mesaj yayınlamış. “Kanser yükünün hızlı artışı”na dikkati çeken keneden sorumlu 310 AK“Y”(K)AZI(K) PROJESİvekilimiz “etkin önlem ve etkin tarama bir çoklarının başarıyla tedavi edilmesine imkan tanıyacaktır” demiş. İyi demiş de bir önceki seçim döneminde de Sayın Aydın yine aynı komisyon başkanı idi. Seçim öncesi toplamış avaneyi Karadeniz’deki artan kanser vakalarını araştırmışlardı. “Etkin önlem ve etkin tarama” yaptılar. Yediler, içtiler, gezdiler, eğlendiler. Sonucunda da “yöre halkı uyduruyor, yok öyle bir tehlike” mealinde rapor hazırladılar. Şimdi de laf olsun torba dolsun diye iyi niyet mesajları. Sevsinler…

Muhabbet

Bir fasulye çimleniyordu

Çiseledikçe yağmur.

Koştum vardım ki yanına

Anlasın ne nimet olduğunu

Sen git yerine! dedi

Ayşe Kadın

Böyle kibar erkeğin

ayağına

Ben kendi ayağımla gelirim

Bu muhabbeti görünce

uzaktan

Kıpkırmızı oldu biberiye

Bayram nedir ki dedim

kendi kendime

Bayram bir ömürdür ben511 AK“Y”(K)AZI(K) PROJESİ

gibi bir deliye… Can Yücel

Haklısın Hayatım

Genç kadın iş bulmak için hiçbir çaba harcamayan kocasına çok kızıyordu. Ama kocasının umurunda bile değildi. Kadın bir gün nihayet “Daha fazla dayanamayacağım… Utanç içindeyim” diyerek patladı. “Kiramızı babam, mutfak masraflarımızı annem karşılıyor. Bizi kızkardeşim giydiriyor, arabamızın masraflarını da halam karşılıyor” diyor.

Adam yattığı yerden karısına “Bence de utanmakta haklısın hayatım” der, “İki erkek kardeşinden yıllardır hiçbir şey göremedik”…

Aynı dili konuşan değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilirler… Mevlana

MANSET

RADYO’MU İSTİYORUM…

Bu Yazı Toplam 423 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Trabzon 70’li yılların başı, küçüğüm.

Rahmetli babam elinde bir pilli radyo ile eve geldi.

Eski bir transistörlü radyomuz var evimizde ama ilk kez pille çalışan bir radyo görüyorum.

Erzurum Oteli’mizde eski bir çalışanımız, babamın aracı olması ile, Almanya’ya işçi olarak gitmiş ve gelirken babama hediye pilli radyo getirmiş.

6 tane büyük pille çalışıyor, Philips.

Sabahtan açıyoruz akşama kadar bütün odaları dolaşıyor, elimizde.

İki gün zor gidiyor piller.

Ama,

Radyo Tiyatrosu’nu yatakta dinlemek,

Yurttan  Sesler Korosu’nun eserlerini kendi odanda dinlemenin zevki müthiş…

Size birşey diyeyim mi?

Bilimsel bir dayanağı var mı bilmiyorum ancak, sadece işitme duyusuna hitap etmesi dolayısı ile radyonun hayal gücünü daha fazla çalıştırdığına inanıyorum.

Bizim nesil radyodan çok şeyler öğrendi.RADYO RADYO’MU İSTİYORUM...

70 sonrası radyo cihaz markaları ve modaları yükselişe geçti.

Televizyon çok kısıtlı o zaman.

Radyodan ajans haberleri, hava durumu, arkası yarın radyo oyunları ve müzik yayınları ile radyo en önemli medya kaynağımızdı.

En yaygın medya radyo idi yani.

Pek çokları hatırlar ihtilal muhtırasını ve akabinde çalan Hasan Mutlucan türkülerini, radyo ile özdeş olmuşlardı.

Radyo istasyonları sayısı pek fazla değildi.

Varsa bile tek-tük.

Ankara’da Polis Radyosu paso arabesk çalardı.

Hayret ederdim nasıl müsade ediyorlar, diye.

Bütün dolmuşlarda bu radyo çalardı.

Bir müddet sonra radyo istasyonlarının sayısı arttı.

Radyo patlaması oldu Türkiye’de.

İnsanlar sokakta, işinde, evinde radyoya bağlandı.

Taşınabilir radyo cihazları çıktı.

***

Radyo frekansları 90 sonrası çoğalmış ve Trabzon’da da mantar gibi radyolar çıkmıştı. Birinde, bir akşam spiker canlı bağlantı alıyor.

“Şimdi hattumuzda Ertoğtudan Çanan var. Çanan hanum, bu akşamki konumuz “aşk”. Aşk hakkunda ne piliysunuz?”

Karşıdaki ses aynen şöyle “Hihhihhihihiiii…” (gülüyor)

“Çanan hanum çevabunuz nedur?”

“hiçççç pişeeeee…” (yine gülüyor)

Program sunucusu entresan bir iç çekiyor:

“Hımmmmm… teğuşuk pişiiiii…” (anlamadı zahir andaval)

***

Gelişmiş sayısal ses cihazları ve uydular sayesinde yayın kalitesi yükseldi.

Yukarıdaki örnek de olmasa bile.

Cep telefonları ve taşınabilir el cihazları da pratik radyo zevkini sunmaya başladı.

Ama ben hala,

Ganita’da, sadece ve sadece Rahmetli Gonzol Memet Sali abinin ayarını bulabildiği, cızırtılı radyo frekansında, öğleden sonra 17.00-18.00 arasında (istisnasız hergün olurdu, TRT) “fasıl” dinlemek istiyorum.

Güneşin batışı o radyoda dinlediğim şarkılarla/türkülerle daha güzeldi.

Sizi bilmem ama,

Ben o radyomu geri istiyorum.

Yaşlandım mı ne?

Sağlıcakla…

Yazarın Notu 1: İlk kez 13 Şubat 2012’de Unesco tarafından BM Radyosu’nun kuruluş gününe ithafen ilan edilen “Dünya Radyocular Günü” kutlu olsun.

Yazarın Notu 2: Dün Sevgililer Günü idi, yarın Volkan Konak Konseri, Pazar Fenerbahçe maçı var, artık hepsi kutlu olsun kentime…

Valimizin 2071 Hedefi

Trabzon Valimiz Sevgili Recep Kızılcık, eğitim ve öğretimi “Hadisi Şerif’te belirtildiği gibi öğrenmenin yaşı yoktur. Beşikten mezara kadar öğrenmeye devam etmemiz gerekiyor…” sözleri ile Kuran-ı Kerim’den örnekler vererek açtıktan sonra “Kadınlar Örgütleniyor, Toplum Güçleniyor” projesi kapsamında da gençlerimize seslenmiş. “2023 hedeflerini biz gerçekleştirecek olsak da, 2071 hedeflerini de gerçekleştirecek olan gençleri de yine bizler yetiştireceğiz” demiş. Biliyorsunuz “1071 Anadolu’ya Mührümüz, 2071 Cihana Hükmümüz” bir AKP tören parkartıdır! Cumhuriyet önemli değil önemli olan Anadolu’ya giriş tarihimiz. Malazgirt’te başkent olur bu kafayla. Zaten hükümetin (!) Valisinden de fazla birşey beklediğimiz yok! Tabiki hedef Recep Tayyip Erdoğan’ın koyduğu hedef olacaktır. Muasır medeniyetlere ulaşmak mı? Hadi canım…

Ekmeğin Gramajı, Ya Simit?

Farkında mısınız bilmem, bir beyaz ekmek, yok gramajı düşük ekmek filan konuşulup duruyor. Neymiş efendim? Ekmek israfını önlememiz gerekirmiş. İyi de kardeşim ekmeğe standart koyan siz, dert sunan yine siz! Gramajla ilgili talimatnameyi değiştirirsiniz, çeşitli gramaj ve fiyat aralığında liste düzenlersiniz olur biter. Ben asıl şu simit konusuna SİMİT RADYO’MU İSTİYORUM...değinmek istiyorum. Bilindiği gibi 400 gram ekmek 1.25 TL.(her ne hikmetse sanayi odası 1.20 dedi. Hangisi gerçek?) ama 80 gram simit 50 kuruş! Ben kendi görev yaptığım zamanlardan biliyorum hiç bir simit fırını simitte gramajı tutturamaz! Talimatname 80, + – 2 gram der. Ama simit bir türlü 80 gram olmaz! Ve fiyatı da 50 kuruştur! Müthiş bir kâr marjı ile satılır simit. Ama her ne hikmetse kimse birşey demez! Sus’kârı pardon susamı kuvvetlidir sanırım, ne dersiniz?

Doğalgaz’da Top Taca mı?

Yüklenici firma AKSA diyor ki, Trabzon kentiçi doğalgaz döşemesinde Karayolları bize yardım etmiyor, izin vermiyor. Biz de yedik! Kardeşim, senin Karayolları ile bir sorunun var mı? Bence yok, niye? Çünkü, Karayolları sadece kent dışı yollardan sorumludur. Yani kentin sahile paralel yolu, ki şimdi dolgu alanında yapılan en uc band oldu, bu yol Karayollarının bakım onarım ve sorumluluğundadır. Diğer eski Devlet Sahil Yolu olan band Belediye’ye devredilmiştir, Tanjant yolu gibi. Şimdi kalkmış yüklenici firma, biz kentiçi döşeyecektik doğalgazı zamanında ama Karayolları bize bazı bölgelerde izin vermiyor, yardımcı olmuyor, diyor. Sabır yarabbi… Kentin göbeği ve işyerlerinin en yoğun olduğu yeri “Meydan ve civarı”nı pas geçip Kalkınma Mahallesinden hooooppp Beşirli’ye geçiyorsun bizde yiyoruz! Tam dayaklıksınız haberiniz olsun!

Meydan Lambaları

Bu konuyu da bir kaç kez yazdım. Meydan Parkının alt bölümünde “tabut havuzlar”ın sağı ve solunda bulunan lambaların bazılarının yanmadığını yazmıştım. Teşekkürler lambalar tekrar eski durumuna gelmiş. Bir farkla, sanırım gözden kaçmıştır, İskenderpaşa Camii önündeki lambalar yanmıyor. Hazır bir sevap işlediniz bari onları da yakıp kadroyu tamamlayalım. Camii Koruma Derneği Başkanı Dursun Ali Düzenli’nin ayağı takılmasın…

Yetkisiz “Yetki” İl Genel Meclisi’nde

Siirt İl Genel Meclisi’nin 14’ü AKP’li 7’si BDP’li üyeleri oy birliği ile Trabzon’u kardeş kent ilan etmiş. Trabzon İl Genel Meclisi Başkanı Haydar Revi’de Mart ayı toplantısında Trabzon’un Siirt’i kardeş kent ilan edeceğini, söylemiş! Beyler yanlış yapıyorsunuz! Kentin bu konuda karar alma mekanizması Belediye Meclisidir. Kimin kardeş kent, kimin candaş kent olacağına kentin Belediye Meclisi seçilmişleri karar verir! Hariçten gazel atmayın. Hiç medyaya da şirin görünmeye çalışmayın. Komik duruma düşersiniz. Yetkiniz değil, yetkiniz bile olsa bir sene sonraki seçimlerde Büyükşehir statüsü alacağı için, Trabzon’da İl Genel Meclisi kalmayacak! Durup dururken keyfi bir adım atmayın, benden söylemesi. Görev net, yetki Belediye Meclisinde…

Temel’in Doğum Günü

İkametgah için Muhtara giden Temel’e sorarlar;

Doğum günün?

23 Nisan

Hangi yıl?

Her yıl…

Sevgilim

Sevgilim olsun istemiyorum.
Sevdiğim olsun istiyorum.
Her gün “görmek” değil.
Benim olduğunu bilmek istiyorum!
Elini tutmak değil.
Kıyamadan sadece gözlerine bakmak istiyorum!
İki gün değil ebediyen sürsün istiyorum!
Uğruna ölmek değil.
O’ nun için yaşamak istiyorum!… Cemal Süreya

Her parlayan altın değildir. Cervantes

DAĞDAN KESTİM KERESTE

Bu Yazı Toplam 667 defa okunmuş ve 1 adet yorum yapılmıştır.

Ne oluyoruz ya?

Makam-ı muhteşem’e yağcılık almış başını gidiyor.

***

Ümraniye Rizeliler Derneği ve Ümraniye Belediyesi tarafından düzenlenen “1. Hamsi ve Horon Festivali”n de mikrofona çağrılmış ve;

“…Ülkemizde eğer Urfa “şan”lıysa, Antep “gazi”yse, Maraş “kahraman”sa;

Rize, İstanbul ve Siirt de “mübarek”tir. Çünkü bu 3 şehir, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük liderinin doğmasına vesile olmuştur”

demiş zat-ı muhterem Egemen Bağış.

***

Dağdan kestim kereste/Kuş besledim kafeste,

Dediler yarin hasta lo/Yetiştim son nefeste.ÖKÜZ DAĞDAN KESTİM KERESTE

(Ah) İşlerim işlerim/Al yanaktan dişlerim,

Seni bana verseler lo/Kölen olur işlerim.

***

Yaklaşık yarım asra yaslandı tevellütüm ama az gördüm çok gördüm, böyle yağcılık yapılan bir dönem görmedim.

Düşünebiliyor musunuz, bu kişi Başmüzakereci.

Avrupa Birliği Bakanı.

Bakanımız bu kafaya sahip ve biz böyle AB’ye gireceğiz!

En entellektüellerimizden biri olduğunu saydıkları bakanımız böyle diyor yani,

Avrupa bizden koşarak kaçmasın da ne yapsın?

***

Yarın 14 Şubat Sevgililer günü.

Yarın herkese, artık neye ve kime inanıyorlarsa onun kendilerine Egemen Bağış gibi bir sevgili vermesini temenni ediyorum.

Bu nasıl bir sevgidir?

Bu nasıl bir yaranmadır?

Bu nasıl bir yamanmadır arkadaş?

O kadar sevgi pıtırcığı insan gördüm,

Bu zat-ı muhteremin lafları gibisini duymadım.

Yemin ediyorum kendi çocuğu olsa Başbakan’ın böyle konuşmaz.

Hatta kıs kıs güler ve, “Yaaa bırak allasen egemen” diyerek tepki koyar.

***

Dağı duman olanın/Hali yaman olanın,

Gece uykusu gelmez lo/Yari güzel olanın.

(Ah) İşlerim işlerim/Al yanaktan dişlerim,

Seni bana verseler lo/Kölen olur işlerim.

***

İster misiniz yakında seyahat ve tur firmaları camlarında;

Mübareklerin şehr-i mekanı Siirt gezisi ….TL.

Osmanlı’nın mübarek şehri İstanbul gezisi ….TL.

Karadeniz’in mübarek kutsal AK kenti Rize turu ….TL.

Yazsınlar…

Olur mu olur!

Hatta buraları ziyaret yarım hac sayılacak,

İki kere gidilirse hac farizası yerine geçecek!

***

Soylu ve Bağış’tan sonra sıra kimde?

Ben bir sonraki fantastik söylemi Numan Kurtulmuş’dan bekliyorum.

Sizce?

“Al yanaktan dişlerim…”

Işıkla kalın…

OCY Yorumu

Hani benim Pazartesi “Trabzon’lu Kadınlara Görev” diye bir yazım vardı. “Bakanlık elektrikte kayıp kaçak oranını en aza düşürmek için kadınlara görev verdi. Konuyu kadınlar çözecek” mealinde. Bizim gazeteci Osman Cudi Yılmaz almış benim yazıyı, sosyal paylaşım siesi Face’de paylaşmış ve altına da yorum yapmış, diyor ki; “Şimdi pen ta Temel olarak sorayrum: Hapu pizum Fadimelerumuz, eşlerinden pulamaduklari elektriğu yuce tevletumuzun kayup kaçak elektruğundan pulup da kocalariyla elektriğu poyle mi oluşturacak? Uyyyyy paşuma gelenler”… Ömürsün Osman Cudi. Bu arada birde eleştirisi var. “Zağnos’a Temel Merdiveni” yazımdaki resimler onun objektifinden çıkmıştı. (Bak: Resimler) yazarken, Bak: Resimler Osman Cudi, diye yazmamışız. Düzeltiriz.

14 Şubat Nedir?

14 Şubat Sevgililer günü;

Fırsatçılar için şahanedir…

Akşamcılar için meyhanedir…

Kızsız adam için ıssız bir gündür…

İşsiz adam için işsiz bir gündür…

Kız babası için asayiş günüdür…

Platon için daha sevgililer gününün olmadığı gündür…

Murat Kekili’nin o akşam öleceği ve kimsenin onu tutamayacağu gündür…

X için Y, Y için X’dir…

Liberal için ötekileştirmedir…

Filozof için uzun hikayedir…

Öykücü için dünya öykü günüdür…

Türkücü için dünya türkü günü değildir…

Tilki için av günüdür…

Orhan Veli için şarkıların o kadar güzel, kelimelerin kifayetsiz olduğu gündür…

Galaylı Gazan için Hükümet Kadın filmine gidilecek gündür…

 “Temel’in Merdiveni”ne Tepkiler

Öyle anlıyoruz ki, pek çok Trabzon dostu yazılarımızı okuyor ve tepki koyuyor. Pazartesi günü “Zağnos’a Temel Merdiveni” yazıma bir hayli tepki geldi. Hele Trabzon dışında oturan çok sayıda Trabzon aşığı kenttaşlarımız yapılan uygulamanın Trabzon tarihine yapılmış bir cinayet olduğunu belirttiler. Konu ileilgili Trabzon Kent Konseyi BaşkanıHAMAL DAĞDAN KESTİM KERESTE Mustafa Yaylalı’nın bir açıklaması da çok ilginç! Diyor ki; “Trabzon Kent Konseyi, bu konudaki net görüşünü kamuoyu ve ilgili tüm kurumlar ile Mayıs 2012 ayında paylaşmıştır. Yapılan uygulamanın doğru olmadığı hususu ve bu tür uygulamaların tekrarının önüne geçilmesi gerektiği yönünde Yürütme Kurulumuzun net bir görüşü bulunmaktadır.” Buradan yakın harman olsun! Mayıs 2012’de yanlış diyorsunuz, sizin yanlış dediğiniz uygulama 2013’de hayata geçiriliyor! Sizin 7 kişilik (3’ü belediye çalışanı) Kültür Kurulu kadar sözünüz geçmiyor, niye o koltukları işgal ediyorsunuz? Devredin sizi yönetenlere!

Trabzon Kent Müzesi

Trabzon Valiliği ve Trabzon Belediye Başkanlığı ortak bir protokolle binaları değişmiş. Eski Merkez Bankası’nın olduğu tarihi bina belediyeye, Uzunsokak’daki Mahmut Goloğlu Kültür Merkezi de Valiliğe devredilmiş. Eski Merkez binasının olduğu yerde Tarihi Kentler Birliği Çekül Vakfı ortaklaşa bir proje ile “Tarihi, kültürel ve sosyal değerlerimizin sergilenmesi için kent ve şehir müzesi” olarak Trabzon’un hizmetine sunulacakmış. Doğru bir karar ama bir konuya açıklık getireyim, Tarihi Kentler Birliği ve ÇEKÜL Vakfı ayrı ayrı birer kuruluş. İkisi bir değil yani. Belediye tarafından tüm basına geçilen haber içerik olarak yanlış, bunu düzeltsinler. Birde niye Uzunsokak’daki Mahmut Goloğlu Valiliğe devrediliyor? Birilerine mekan mı lazım? Eski Valilik içinde onlarca oda var. Çalışma yapacaklarsa gitsin orada yapsınlar. Ayrıca Büyükşehir olduk artık, İl Özel İdaresi diye bir konu kalmayacak. Az bekleselerdi bir sene kadar, niye apar topar binayı devrettiler? Bu Atom’un danışmanları hakkaten bomba!

Milli Eğitim’de Eksiklik!

Evlere şenlik bir Milli Eğitim Bakanlığımız var. MEB’in açıkladığı rakamlara göre öğretmen açığı sıralamasında “Din Kültürü Öğretmenliği” 15 bin 684 ile ikinci sırada kalıyor. Bence sadece din külltürü öğretmeni alınmalı! Dinimizin içinde matematik, rehberlik, kimya, fizik, beden eğitimi, edebiyat, fen ve teknoloji haliyle mevcut. Haksız mıyım?

2012 Yılının Şeyleri…

Melih AŞIK yazmış Milliyet’teki köşesinde. Sizlerle paylaşmak istedim.
- İlker Başbuğ: Yılın sanığı.
- Şemdin Sakık: Yılın tanığı.
- Köprü ve otoyolların ihalesi: Yılın satışı.
- “Bütün dünya bize hayran”: Yılın atışı.
- Silivri’de yazılan bütün kitaplar: Yılın kitabı.
- “Suat, koçum, şu benim çantayı kap da gel”: Yılın hitabı.
- Göktürk-2: Yılın uydu’su.
- CHP ve Hüseyin Aygün: Yılın uymadı’sı!
- Abdullah Gül ile Tayyip Erdoğan: Yılın çatışması.
- Kutup ayısı ve bahtsız bedevi: Yılın atışması.
- Mayalar: Yılın milleti.
- Beyzbol sopası eşliğindeki mesaja muhatap olmak: Yılın zilleti.
- Ömer Dinçer’in “Çocuklarımızın zehirlenmesi sütten değil, süte hassasiyetten”: Yılın lafı.
- İdris Naim Şahin’in ağzından dökülen her inci: Yılın gafı.
- Devlet Bahçeli: Yılın (iktidar) stepnesi.
- Burak Erdoğan’ın 170 metrelik 2. gemiciği: Yılın teknesi.
- Aydın Ayaydın’ın oğlunun Kürşat Tüzmen’e attığı: Yılın tekmesi.
- Behzat Ç.:Yılın komiseri.
- CHP’li Musa Çam’ın Meclis’te okuduğu Jandarma marşı: Yılın konseri.
- 29 Ekim günü Ulus’ta halkın önüne konanlar: Yılın barikatı.
- “Direnen halka engeller vız gelir”: Yılın hakikatı.
- Güzelliğin on par etmez: Yılın filmi.
- Mısırlı alimlerin, “erkek, ölen eşiyle altı saat daha seks yapabilir” fetvası: Yılın ilmi!
- Londra Olimpiyatları’nda 1. ve 2. olan kızlarımız: Yılın nazarı.
- AKP iktidarında Türkiye: Yılın (açık) pazarı.
- “Deniz Feneri’nde örgüt de yok, yolsuzluk da”: Yılın kararı!
- AKP’nin anketlerde hâlâ birinci çıkabilmesi: Yılın (akıla) zararı.
- ODTÜ’ye karşı bildiri yayınlayan rektörler: Yılın bürokratı!
- Ahmet Altan ve Yasemin Çongar: Yılın demokratı!
- Bülent Arınç: Yılın dağcısı.
- Yağ yakarak İstanbul Belediyesi’nden yüz binler koparan Sezen Cumhur Önal: Yılın yağcısı.
- “Çocuk gelinler”: Yılın acısı.
- Hakan Şükür: Yılın hacısı.
- Tayyip Erdoğan’ın, “Dak edene duk edilir”: Yılın vecizesi.
- Aynı zatın karşısında her türlü şaklabanlık: Yılın vecibesi.
- Öğrencilerine sahip çıkan ODTÜ’lü akademisyenler: Yılın hocası.
- Milletvekili eşini döven muhterem: Yılın kocası!
- Deniz Fenerciler: Yılın mağruru.
- Okula gitmeye zorlanan 66 aylık bebeler: Yılın mağduru.
- Miras kavgası yüzünden birbirine giren Erbakan’ın çocukları: Yılın mahdumu.
- Yaptığı savunmalar nedeniyle daha şimdiden onlarca yıl hapis cezası alan Doğu Perinçek: Yılın mahkûmu.
- “Kürecik ve Patriotlar İran’a değil Suriye’ye karşı”: Yılın yalanı.
- “Kentsel dönüşüm”: Yılın talanı.
- Tayyip Erdoğan’ın Putin’e, “Bizi de Şanghay Beşlisi’ne alın”: Yılın ricası.
- Dört artı dört artı dört; Yılın irticası.
- Necdet Özel: Yılın (AK) Paşası.
- Silivri’nin gizli tanıkları: Yılın (kara) maşası.
- Tayyip Erdoğan’ın, “Eeeyyy Obama duy bunları, duy”: Yılın seslenişi.
- Aynı zatın, “Amerika bizi duymuyor” sitemi: Yılın serzenişi.
- Silivri’deki hukuk katliamı: Yılın dramı.
- İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal: Yılın adamı.
- Verdiği raporlarla kıvırta kıvırta bir hal olan TÜBİTAK: Yılın dansözü.
- Soner Yalçın’ın, “Bize yenilgiyi öğretemeyeceksiniz”: Yılın sözü.
- “Bu topraklarda Mustafa Kemal’ler yenilmez”: Yılın özü

Ehliyet

Birgün polis sürat yaptığı için Temel’i durdurmuş ve ehliyetini istemiş.

Temel’de polise;

Kardeşim siz polislerinde birbirinizden haberi yok yani. Birgün evvel aldığınız ehliyeti ertesi gün gene soruyorsunuz,

Demiş…

Aşk

Yalnızlığın yalnızlığımla kafiyeliydi…
Alt alta yazsak şiir olurdu,
Yan yana yazsak öykü olurdu..
Hiç yazmadık aşk oldu…Cemal Süreya

Aşkın gizemi, ölümün gizeminden daha büyüktür. Oscar Wilde

ZAĞNOS’A TEMEL MERDİVENİ

Bu Yazı Toplam 590 defa okunmuş ve 2 adet yorum yapılmıştır.

Bugün yazılı yapacağım, çıkarın kağıtları kalemleri.

Soru 1: Trabzon’da üzerinde dört çağı (İlk Çağ, Orta Çağ, Yakın Çağ, Yeni Çağ) barındıran köprü hangisidir?

a) Zağnos Köprüsü

b) Malabadi Köprüsü24 ZAĞNOS’A TEMEL MERDİVENİ

c) Mostar Köprüsü

d) Birinci Köprü

e) Adana Köprübaşı

Aaaaa…. dediğinizi duydum, doğru cevap.

***

Oldukça az kayıdı bulunan Zağnos Köprüsü için A. Bryer bakın neler demiş:

1) Geniş kabartmalarla süslenmiş bloklardan oluşan, belki daha alt kısımda hepsi birlikte sekiz tane kemeri olan bir köprü vardı. Kemerler, kemer taşları da dahil olacak şekilde yuvarlak ve bütünüyle taş işçiliği idi ve harç kullanılmadan üst üste konularak yapılmıştı. Günümüzde akıntının batısında güney arda kalan iki kemer diğerlerinden ayırt edilebilirler… Bu dönem bir geç orta çağ dönemidir.

2) Yapı daha sonraki bir dönemde yeniden onarılmıştır… Bu orta Bizans ya da Justinyen çağı bir onarım gibi görülmektedir.

3) Köprünün kuzey kısmı akıntının doğusunda kalan kısım, orta boy büyüklükteki dikdörtgen blok taşlarla yapılmıştır. Bu zarif iş orta Bizans dönemine ait olabilir.

4) Karemsi kaba taşlardan yapılmış, şekilsiz, özelliği olmayan bir kütle bu köprünün yapısında daha büyük bir bölümü oluşturur. Bu bölüm kesinlikle Trapezus ve Osmanlı etkisi altındadır.

5) Yakın zaman işi, genişletilmiş yol zemini ve çelikli dirsekleri içerir.

Antony Bryer. 1985. Winfield, David The Byzantine Monuments and Topography of the Pontos, Washington D.C., U.S.A

***

Soru 2: Üzerinde dört çağı barındıran Zağnos Köprüsüne restorasyon amaçlı 2013’de hangi eklenti yapılmaktadır?

a)  Teneke Merdiven34 ZAĞNOS’A TEMEL MERDİVENİ

b)  Asma Merdiven

c)  Yürüyen Merdiven

d)  Yangın Merdiveni

e)  Kırk Merdiven

Bunu bilemezsiniz, eğer görmemiş iseniz ben söyliyeyim, doğru cevap: Aaaaa….

Yaaaa…

İnsanın inanası gelmiyor ama ayan beyan tarihi Zağnos Köprüsüne “Ada vapuru yandan çarklı” bir merdiven yapılıyor. (Bak: Resimler)

Temelin merdiveni resmen.

Bu nasıl bir kültür anlayışı?

Bu nasıl bir tarih, bilgi, birikim eseri?

Bu nasıl kafa?

Bu kafaların içinde neler olduğunu biliyoruz da, asıl suskun vatandaşlarıma hayret ediyorum.

Çıtları çıkmıyor hasbamların.

Nerede bu kentin akîl insanları?

Nerede kültür insanları?

Nerde bu millet, nerde bu devlet?

***

Alın bu da kafasını deve kuşu gibi kuma gömenlere.

“Sahipsiz vatanın batması haktır,

Sen sahip çıkarsan bu vatan batmayacaktır.”  Mehmet Akif Ersoy

Sağlıcakla…

THY Çağı Yakalıyor…

53 ZAĞNOS’A TEMEL MERDİVENİTHY yeni kabin memurları konseptini gördünüz mü? Hostes ve Steward’lar artık fesli kaftanlı olacakmış! Yerlere kadar etekler, kaftanlar… Sanırsınız Malezya Havayolları. Modacı Dilek Hanif bu giysilerin sadece bir düşünce olduğunu söylüyor ama sanki Muhteşem Yüzyıl’dan esinlenmiş. Gerçekleşirse hiç şaşmam! “Destuuuuuur, Kaptan Pilot Gürsel Gençsoy Han Hazretleriii”, pek güzel ama. Yakında THY’na “ayakkabınızı çıkarın” uygulaması ile adım atarsanız sizde şaşırmayın. “Tak başına fesi/ Zemzem suyu tepsi tepsi/ Hacı İbrahimoviç/ Hacı Messi/ Bizimle uçuyor…THY” reklamları da bende olsun sevabıma…

Trabzonlu Kadınlara Görev

Bakanlık açıkladı, ülkedeki elektrikteki kayıp-kaçak oranını kadınlar çözecek! Gülmeyin hakkaten böyle. Oturmuş koca koca üst düzey beyler ülkenin bu sorununu da kadınlara havale etmiş! Özellikle ilk 20 Büyükşehir kadınları (Trabzon dahil) elektrikteki kaçakları bulacakmış! Ey benim güzel ülkem. Sayıştay raporuna göre Türkiye’de kaçak elektrik kullanımı bir önceki yıla göre % 4.75 artarak % 25.09’a ulaşmış. Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman ve Siirt’te hizmet veren Dicle EDAŞ’ın kayıp kaçak oranı % 71.37. Trabzonlu kadınlar düşecekler elektrikte kayıp kaçak peşine öyle mi? Devletin görevi nedir? Devlet mekanizmasında kamu yönetimine verilen en önemli görev denetimdir. Denetlesinler, ellerini kollarını tutan mı var? Devlet halının altına süpürecek (!) doğunun kayıp kaçak elektriğini sonra da gel Trabzonlu kadınlar çözüm bul, diyecek. Hadi oradan, hadi oradannnn….

Doğalgaz, Havagazı oldu

Geçen hafta İl Genel Meclisi AKSA Karadenizgaz Bölge Müdürünü konuk etmiş ve meclis üyelerinin sorularını cevaplamış. Sonuna kadar okudum. Anladığım kadarı ile 2013 yılında Trabzon mahallelerinden sadece Beşirli Mahallesi programa alınmış! Her sene bir mahalle! 42 mahalle var, Kalkınma bölgesi hariç demekki 30 küsur mahalle kaldı. Bu gidişle 30 senede bitecek Trabzon kentiçi doğalgaz döşemesi. Müdür Murat Ceran ise kentiçi hava kirliliğinden şikayetçi olmuş! Kömür denetimi yok, baca denetimi yok, demiş! Müdürüm topu sağa sola atma. Paraysa par, imkansa imkan. Bu kent size haddinden fazla müsamaha gösterdi. Vatandaşın cebinde gözünüz olmasın. Bu bölge en az elektrik-su borcu olan insanların yaşadığı bölgedir. “Adam gibi” biz yükümlülüğümüzü yerine getiriyorsak, sizde “adam gibi” sorumluluğunuzu yerine getirin. Yeter ama.

Ferşat Hoca Nerelerde?

CHP’de sözü dinlenir, akîl adamdır. Çoook eski tanırım, dostluğum nereden baksan 30-35 seneye dayanır. Bizim mahallede Ural Otel altında Behman’ın (Menteşoğlu) büfesi vardı. Sevgili hocam hiç aksatmaz hergün Behman’a uğrardı. Sohbetlerimiz çok renkliydi, aslında o konuşur, anlatır biz dinlerdik. Daha sonra CHP Kongrelerinin müdavimi oldu. Özellikle İl ve merkez ilçe kongrelerinde mikrofonu kaptı mı almak zordu. Bizim gazetemiz TAKA’nında köşe yazarı idi. Ben geldim, o yok! Sordum, bizim Zeki Sancak ile iddiaya girmiş. 2011 Genel Seçimlerinde “CHP 3 Milletvekili kazanacak” demiş Ferşat Hocam, Zeki’de “bir” demiş. Takım elbise ve ayakkabı iddiasını Zeki Sancak kazanmış ama o günden beri Ferşat Hoca ortalıkta yok! Cep telefonu da kullanmadığından kendisine ulaşılamıyormuş. Elçiye zeval olmaz, Hocam senin gibi demokrat kişi sözünden dönmez. Alır takım elbiseyi ayakkabıyı Zeki’yi mahçup eder…

Burunei Sultanlığını Buldum

Bizim Volkan Abi Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na “Burunei Sultanlığında ülkemizin Konsolosluğu olup olmadığına ilişkin” yazılı soru önergesi vermiş. (Meclis Başkanlığına geliş tarihi: 14/11/2012- Esas: 7/12601) Dışişleri de kaale alıp cevap vermemiş! “Google’ya yaz görürsün”, demişler herhalde. Ben yazdım buldum! Ankara’da Büyükelçilik, İstanbul’da Başkonsolosluğu var. İst. Tel. 0 (312) 4553344, Ank. Tel. 0 (212) 3346524. Arayıp Burunei Sultanlığında Türk Büyükelçiliği olup olmadığı öğrenilebilir. Acaip muhalefet vekilliği yapıyor. Kaçacak mı ne? Niye soruyor anlamadım..! Açıklarsa memnun oluruz.43 ZAĞNOS’A TEMEL MERDİVENİ

Hangi Amblem Doğru?

Her halde on defa yazdım ama ne bir cevap geldi ne de bir düzelme. Demiştim ki, Trabzon Belediyesinin, benim bildiğim, tek amblemi var. Olması gerekende bu. Ama belediyenin Kültür Müdürlüğü hem internet sitesinde hem de basılı evraklarda, kitaplarda, dergilerde, afişlerde Asım Bey dönemindeki amblemi kullanıyor! Neden?

Vekil Görünce Ne Yapmak Lazım?

“Türkiye’nin yaşlanmasını durdurmak amacıyla her aileden 3 çocuk isteyen Başbakan Erdoğan, bu hedefi yakalamak için vekillere ve ilgili bakanlara görev verdi” Sabah 09.Şubat.2013. Nasıl yani? Hedefi vekiller mi yakalayacak? Kaçın arkadaşlar…

Doktor Civanım…

Trabzon’da ve Karadeniz’de çekimleri devam eden “Benim İçin Üzülme” dizisi var. Ben hiç seyretmedim. Güya Mahzun Kırmızıgül çekiyor ama ortalıkta yok! Bende olsam gözükmem. Al cemaatten parayı ismini yazdır. Neyse o ayrı bir konu. Ben asıl birkaç gün önce yardımcı oyuncu kadrosunu temin eden Trabzon Kast Ajans yetkilisine rastladım. 1111 ZAĞNOS’A TEMEL MERDİVENİYıldıray diyor ki, abi gel sende oyna, doktor yetiştiremiyoruz! Dizide tanıdık simalar var. Ahmet Şefik, Adnan Taç, Mehmet Çağdaş, Zeki Kamber, Oktay Muhçu, Semih Peker var. Hepsi doktor rolünde. Ayrıca Dr. Uğur Kıran’da varmış. Gerçek doktorlar ile gerçek olmayanlar karışmış. Hatta biri Sağlık Müdürlüğünden şikayetçi! Ünvanlarımızı versinler diyor! Sağlık Müdürü bana devretse ben bilirim kim operatör doktor, kim psikolog, kim jinekolog…

Hoca Temel

Temel köyde imamlık yapıyormuş.

İftar saati yaklaşmış.

Bütün köylü oturmuş iftar açmak için ezanı bekliyor.

Temel minareye çıkmış.

Allahu ekber, Allahu ekber…

Köylü sesi duyunca Bismillah deyip oruçlarını açmışlar.

Biraz sonra minareden Temel’in sesi yükselmiş.

Allahu ekber, Allahu ekber, ses deneme 1,2,3 ses deneme..

Eski Şiirlerim

Kapılarını yıllardır çalmadığım
Eski dost evleri gibi
Eski şiirlerim
Kitaplarda
Bekler beni…
Girip dinlendiğim olur
İçlerinde
Bir kahve içimi
Çıkıp giderim sonra
Buruk bir hüzün
Bırakıp geride… Ataol Behramoğlu

Başkalarının sık sık affedin, ama kendinizi asla… Publilius Syrus

DALTON KARDEŞLER..!

Bu Yazı Toplam 344 defa okunmuş ve 1 adet yorum yapılmıştır.

Gazetelerde yine o var.

“Gençliğim böyle cezaevinde mi geçecek? Çocukluğumda yaptığım hataların bedelini ödüyorum. Yeter artık” diyor.

Hakkında tam 458 dava açılmış, 42 defa cezaevine girmiş.

Çocukken yırtmış ama yaş kemale gelince cezaevinin rütbeli müdavimi olmuş.

Yargıtay’da 26 dosyası daha varmış onama bekleyen.

Trabzonlu Mustafa Y. den bahsediyorum, yaşı şimdi 23.

***

Sabah 6.

Telefonum acı acı çalmaya başladı.

“Alo, ben polis memuru Ahmet. Muhtarım işyerinizin kapısı açık, bir zahmet gelir misiniz? Hırsız girmiş sanırım.” diyor telefonun öbür ucundaki.

Apar topar gittim.

Kapı gerçekten açık ve işyerinin her tarafı didik didik edilmiş, epeyce de bir malı götürmüşler. Götürmüşler diyorum, çünkü polisler ortalığa bakınca “Dalton Kardeşler”in işi olduğunu söylediler. Yazdılar, çizdiler gittiler. Birşey çıkmadı, sigortamda yoktu.

Benim mahallede bir bitirim vardı, Boyacı Faik’in oğlu Miraç, çağırdım geldi.

“Bul bana şu Daltonları” dedim, onbeş dakika sonra dört karakuru çocuk işyerimin önüne dizildi. Başları önde. “Özür dileriz, bi daha olmaz” dedi en büyüğü Mustafa Y. Çaldıkları mallar yok. Hızımı alamadım biraz kulaklarını çektim. Gittiler ama gözüm üzerlerinde devamlı Meydan’da dolaşıyorlar. Kapıya da iki kilit birde işyerini sigorta yaptırdım

Polislerden öğrendiğime göre, bunlara Dalton Kardeşler demelerinin nedeni soyacakları yerlere birbirinin üstüne çıkarak erişiyorlarmış!

Joe, Jack, William ve Avarel.

Mustafa en uzunu, sanırım Avarel.

Bir sabah yine telefonum çaldı acı acı, kalktım yine aynı polis.

İşyerimi yine soymuşlar.

Parmak izi ekibi geldi. Yerden aldığı bir kutunun üzerine toz sürdü, dışarı güneşte bir baktı “Mustafa” dedi! El izini ezberlemişler.

Bir saat sonra ekip otosu içerisinde Mustafa Y.’yi getirdiler.

Mustafa gülüyor.

Şikayetçi oldum tabiki, sigorta var. Kayboldular bir müddet, gözümün önünde dolanmadılar.

Sigorta da zararımı karşılayınca hırsım da gitti.

Mahkeme günü çıktık İlhan Gökçek’in karşısına.

Mustafa hala gülüyor. “Niye soydun oğlum?” diyor Hakim, “Kapı açıktı, iteledim girdim. Ufak tefek şeyler aldım, Muhtar amcadan özür dilerim” diyor.

İlhan Bey, odasında çay içerken “Bunlara sahip çıkılmalı, islah olmazlarsa durum kötü” diyince elimden ne gelir diye düşündüm.

Hırsızlık masasında bir polis vardı. Onunla irtibat kurdum. Gittik Mustafa’yı evinde bulduk. En büyüğü o. Onu eğitir, sahip çıkarsak diğerleri de yola gelir hesabımız var. Halk Eğitim bünyesinde “suça teşvikli çocuklar” için Galoş Atölyesi varmış. Mustafa’yı oraya götürdük. On-onbeş çocuk Galoş üretiyor, satılınca ceplerine para da giriyor.

Milli Eğitim Müdürü o dönem rahmetli Muzaffer Tunç. Valilikte bir toplantıda 23 Nisan için TBMM’ne Trabzon adına temsilen 8 çocuk (o zamanlar 8 milletvekilimiz var) Ankara’ya getirecekler. Ben hemen bir kontenjan istedim. Gittim takım elbise, gömlek, kravat, ayakkabı, çorap ne ihtiyacı varsa buldum, buluşturdum.

Mustafa Trabzon’u temsilen 23 Nisan’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gitti.

Gururdan ölüyorum.

24 Nisan, bir gün sonra.

Telefonum acı acı çaldı! Arayan yine polis memuru Ahmet.

İşyerim yine soyulmuş!

El izinden Mustafa Y. dediler.

Buldular getirdiler, Mustafa gülüyor.

“Teşekkür ederim Muhtarım, ben döndüm” diyor…

HHH

Unutmadan, aynı tarihlerin devamında sürücülüğünü Mustafa Y.’nin yaptığı bir araç, trafik ekiplerince üç kez durdurulamıyor, en son Maçka girişine barikat kuran polislerin dur ihtarına uymuyorlar, barikatı yarıp giden araca açılan ateş sonucunda bir çocuk ölüyor. Daltonların ortancası.

Bizim Miraç’da 2004 seçimleri akşamı, 28 Mart Pazar, aynı Mustafa Y. ile bir inşaatın üst katında otururken birden ayağı kayıp düşüyor ve ölüyor.

HHH

Hakikaten durum kötü.

Bu Mustafa Y. gibi çok sokağa terkedilmiş çocuk var Trabzon’da.

Devletin bir an önce el atması gerekir.

Benim canım Miraç’a çok yandı.

Boyacı Faik’in tek oğlu idi.

Başka çocuklar yanmasın.

Sağlıcakla…

***

Taraftarlık Sözleşmesi

Volkan Abi bi çalışıyor, bi çalışıyor ki sormayın gitsin. Meclisimizin en sorgu-sual vekili ünvanı (varsa) alacak kafaya koymuş. “Tek kat misina ağlarının kullanımı”, “Gümrük muayene memurlarının geçiş hakları”, “Öğretmenlerin özlük hakları” “Hemşirelerin sorunları” hatta (gülmeyin) “Burunei Sultanlığı ülkemizde nerede konsolosluk açtı” gibi bizi yaran önergelerine bir yenisini daha eklemiş. Diyor ki, mevcut 6222 sayılı “Sporda şiddet” kanunu, 9 maddesine üçüncü bir fıkra eklenmeli, şöyle; “Taraftar üye oldukları, maçlarını izlemek istedikleri kulüplerin satışa sundukları kombine biletleri ve/veya kulüp gişelerinde maç bileti alırken, taraftarlık sözleşmesi imzalar”. Kulüpler çok ceza alıyor ama taraftarın çıkardığı olaylar sonucunda taraftarın hiçbir yükümlülüğü yokmuş yani! Taraftarda taraftar olduğunu bilecekmiş! Zapt-ı rap altına alınmalıymış. Kim? Kombine bilet alan! E benim “kolleston 2” numaralı vekilim, olayları kombine alanlar mı yoksa bedava bilet alanlar mı çıkartıyor? “Kombine parası verip, parasını verdiği koltuğu söküp sahaya atan olmaz”, diye biri vekili uyarsın Allah aşkına.

***

Tenekeli Meydan

Bildiğiniz gibi eski Trabzon Belediye binasının eklentileri yıkıldı. Aylar oldu, hiç bir hareket yok! Yıkılan yerler mezbelelik duruyor. Yıkılan eski Zabıta’nın yerine kocaman tenekelerle duvar çekilmiş! Halk soruyor, dört senede teneke ile çevirdikleri tuvaleti tamamlayamadılar, acaba burayı nasıl tamamlayacaklar? Geçenlerde KTÜ Mimarlıktan bir Prof. la konuşuyoruz, “pes yani” diyor. “Belediye binası köşesinde bu yırtığı niye yaptılar? Halbuki o bölümü diğer bölümlerle birleştirmeliler. Geçmişe uygun bir bütünlük sağlamalı.” Diyor. Haksız da değil. Tamam arka eklentiler yıkıldı. Ama parka dönük o yırtığı bu tarihi binada yapmamanız gerekli. Hatta hocam, bunu imardan sorumlu başkan yardımcısı Cengiz Beye de aktardığını söylüyor. Tez elden bu tenekelerle kaplı yeri kaldırıp bir an önce yapıya uygun hale getirilmesi tüm Trabzon’un isteği, en azından ben suskunlar adına dillendireyim.

***

 Gazi

Olmuş Gazipaşa!

CHP tepki koymuş Trabzon Belediyesinin Otopark düzenine. Haklılar bence. Esnaf kan ağlıyor. Hele Gazipaşa esnafı. Trafiği tek yön yaptılar Gazipaşa öldü. Üstüne birde inerken sol şeridi otopark için düzenlediler. Abi yok böyle bir karmaşa. Tek sıra yetmiyor artık çift sıra araçlar park etmeye başladı. Bir düzenleme yapılırken önce “insan unsuru” düşünülür. İnsana değer vermeyen idarelerinde yaptıkları işler işte böyle arap saçına döner. Keser döner, sap döner, tavuk döner, et döner. Ne yapalım çekeceğiz. Az kaldı.

***

Kardeş Kent Mardin

Bizim Oflu hemşerimiz İstanbul Milletvekili Oktay Saral atmış, tutmuş. Sorsan Trabzon vekili! Haberin içeriğinden öğreniyoruz ki, Trabzon ve Mardin’i kardeş kent ilan edecekmiş. Hala kendini belediye başkanı zannediyor bu arkadaş. “Maneviyat Bakanlığı” diye bir teklif attı ortaya tutmadı, Erdoğan Muhteşem Yüzyıl dizisi ile konuşunca gitti RTÜK yasasına “Tarihi şahsiyetler küçük düşürülemez” maddesi eklenmesini istedi, o da tutmadı. Meclise bakıyorsun, nerede atışma var, tartışma var Saral orada. Şimdi de çıkmış, Mardin ile Trabzon kardeş şehir olsunmuş..! Kardeşim sen İstanbul vekilisin, getir o teklifi İstanbul’a, biz gölge etme başka ihsan istemeyiz. Bugün Cuma’da kendisine akıl fikir versin diye dua edeceğim.

***

Şenol’un Derdi, Herkesi Gerdi

Şu Şenol Hoca hakikaten sabır taşı imiş. Bu ne arkadaş? Her taraftan bombardımana tutuldu. İşte bıraktı ne istiyorsunuz hala? Kurmuşlar kurtlar sofrasını, almışlar ellerine kalemleri, yatırmışlar Şenol Güneş’i yiyip duruyorlar. Birde bizim Alişler var. İkisi de “aman bana Şenol Hoca yalancı dedi” diye zil takıp oynuyorlar! Valla aramızda kalsın en kolay gazetecilik yazarlık, spor yazarlığında. Al kalemi eline yaz yaz dur. Hele de “çakma Trabzonlu” isen tadına doyum olmuyor…

***

Don

Temel don almaya gitmiş.

Satıcı  – Slip mi giyersiniz? sormuş.

Temel – Pazen silip giyerum, pazen de silmeden giyerum, demiş.

 

***

Yalnızlık

Bilmezler yalnız yaşamayanlar,

Nasıl korku verir sessizlik insana;

İnsan nasıl konuşur kendisiyle;

Nasıl koşar aynalara,

Bir cana hasret,

Bilmezler… Orhan Veli

****

Kusursuzluğun arkasından

gitmek, tadın arkasından

gitmektir… Matthew Arnold

manset

ŞARIL ŞARIL ÇEŞMELER

Bu Yazı Toplam 443 defa okunmuş ve 1 adet yorum yapılmıştır.

Bir kaç gün önce gazetemizde haberi çıkmıştı.

“Tarihi çeşmeler bakım bekliyor” mealinde.

Evet, hakikaten tarihi çeşmeler bakım bekliyor.

***

Yıllar önce tertibim Asım Bey dönemi.

Bir ferman yayımladı; “Şehrin muhtelif yerlerine mihr-i vefa niyetine çeşmeler yaptırılacaktır. Hayır hasenat sahipleri tez elden gele”

3 tip çeşme modeli projesi sundu hasenat sahiplerine.

Paraları da 3 derece.

Mesela, en büyüğüne ve ihtişamlısına 10 dedi, 10 akçe.

Ortancasına 5 akçe, küçüğüne de 3 akçe.

Benim halkımda elinde tuz, koştu.

Gürül gürül çeşmeler akmaya başladı şehrimin her tarafında…

***

O dönem bitti, biz geldik 2004’de.ceşme ŞARIL ŞARIL ÇEŞMELER

Konu ile ilgili birkaç yazıda yazmıştım yerel basında.

İlk günlerimiz, sosyal işler, kültür filan bana bağlı.

Çeşmelerle ilgili teferruatlı rapor istiyorum.

Bir müddet sonra rapor masamda.

Şehrimizin muhtelif yerlerine tamı tamına 186 adet çeşme yapılmış!

Hayır hasenat sahiplerinden de “taş parası” almışlar!

Gülmeyin, hakikaten böyle.

“Taşa hayır olur mu?” da demeyin, siz Asım Beyden iyi mi bileceksiniz.

Suyu da şehir şebekesinden bağlamışlar!

Taşın üstüne, hayır hesanat sahibinin ismini, su içmek için bir zincirli tas, eûzü besmele, bir musluk ve “su içme adabı” da müessesemizin ikramı.

Çeşmelerin kaydı-kuydu hiç bir şey yok belediye de…

Kültür hizmetine binaen kültüre bağlı, birde bakım onarımından sorumlu motorize ekip var!

Suları şehir şebekesinden dedik ya, aynen doğru.

Yani bir başka yönüde, akan suyun parasını hepimiz ödüyoruz!

Çünkü, suyun maliyeti hesaplanırken, üretilen su maliyeti, kullanılan su abonesine bölünür.

Neyse, gelen raporda çeşmelerin durumu felaketti.

Kimi çeşmede Ayşe Teyze halısını yıkıyor, kimisinde Şoför Osman dolmuşunu arabasını, kiminde ise Balıkçı Kadir balıklarını. Hepsinde değil elbette, ben genelleme yapıyorum.

Çoğunda musluklar kırık, üstündeki yazılar tahrip edilmiş.

Rapor düzenlenirken dosyaya resimlerde koyulmuştu.

Ayrıca bu mihr-i vefa sularının sahiplerinden alınan akçelerin kayıtları da yoktu!

Belediye ye giriş-çıkış yapılmamış. Falancı çeşme için A kişisinden 10 akçe alındı, ustaya 2 akçe verildi, taşı 1 akçe tuttu, geri kalanı ile de kuran-ı kerim alındı cihetinde açıklama var!

Hepsine değil elbet, isteyene böyle evrak da verilmiş.

Bazılarını çağırdık, “Arkadaş siz taşa hayır etmişsiniz (!), suyun parasını tümümüz ödüyor, böyle hayır olmaz! Suya hayrınız dokunmasını isterseniz gelin arkasına bir su saati bağlayalım, sizde suya hayır etmiş olursunuz” dedik, sadece 2 tanesi kabul etti.

Bir gün basından arkadaşlar benim makamda söyleşiyoruz, söz döndü dolaştı çeşmelere geldi. Dosya kapsamında detaylı bilgi verdim arkadaşlara ve fotoğrafları gösterdim. “Allahınızı severseniz bu nedir?” Dedim. “Böyle bir uygulama dünyanın neresinde? Su akar, biz bakarız. Pamuk ellerimiz hep cebimizde. Bu gidişe, bu uygulamaya son vereceğiz.”

Ertesi gün, şimdinin yandaş basını, bir manşet attı.kare ŞARIL ŞARIL ÇEŞMELER

“Çeşmelerden besmeleler sökülüyor…”

Başımızdaki korkağın yüzünden o çeşmelerin suları şarıl şarıl akmaya devam etti…

Din sömürüsü ile bizi din düşmanı gösterdiler, sular akmaya devam.

Hatta bu besmele konusu biliyorsunuz seçimlerde bile siyasetçilerin dilinde idi.

Derdimizi anlatamadık.

Ve bu çeşmeler bugünde şarıl şarıl akıyor,

Tüm Trabzon halkı bakıyor.

***

Hani diyorum, tabiki “tarihi çeşmeler” onarılsın, düzenlensin.

Ama bu 186 hayır hasenat çeşmelerine de bir çözüm bulunsun.

Nacizhane teklifim.

Sağlıcakla…

Okuyucu Köşesi

Sevgil dostlar, yazılarıma başlayalı nerede ise bir ayı geçti. Sizlerden pekçok mail geliyor. Hatta telefon ile arayıp konularla ilgili eleştiri/beğeni sunanlarınız var. Bundan böyle sizden gelen konularla ilgili görüşlerinizi yerimiz nispetinde yer vereceğiz.

“Çömlekçi’ye Takdir-i Bedel”

Çömlekçi ve Esentepe Mahallelerinin kentsel dönüşüm projeleri ile ilgili belediyemizden bir yetkili arkadaş hesap yanlışlığı yaptığımı iddia etti. Diyor ki, yazıda söylemişsin zaten aritmetiğin olmadığını. Hakikaten aritmetiğin yok! 147 binaya Belediye Başkanımız Gümrükçüoğlu 503 milyon verileceğini söyledi. Doğrudur. Ama sen bina başı 40 bin lira düşürdün! Yanlış hesap yaptın! Bina başı 400 milyar alacaklar eski hesapla.

Cevap: Valla yaşayıp göreceğiz. Bir sıfır ben mi eksik attım, yoksa devlet sıfırı tüketecek mi göreceğiz dostum…

“Toplu Taşıma da Minibüs”

Bu yazıma doğal olarak dolmuşçu arkadaşlardan tepki gelmiş. İçlerinden Hüseyin Aydın (Boztepe Durak Başkanı); Gürsel Gençsoy’u yazısından dolayı ve TAKA’yı kınıyorum. Dolmuş düşmanlığı yapılıyor. Şoför esnafına yapılan yanlış bir yazı” olduğunu savunuyormuş.

Cevap: Bir kere şuna karar verelim, yazımda kişiler veya kurumlar hedef alınmamıştır. Ben yazımda kanayan bir konuyu kendi bakış açımdan değerlendirdim. Ve uzaydan da gelmedim, bu kentte yaşıyorum, yaşamaya da devam edeceğim. Elbette kendi bakış açısından bu arkadaş haklı olabilir. Şoför esnafının da sıkıntıları dertleri çoktur. Ama sadece tek pencereden bakmak ile sorunlar çözülmez. Bu kentin olmazsa olmaz sorunu toplu taşımacılıktır. Ben konu ile ilgili yazılarımda, hatta belediye başkanı ile konuşmalarımızda, “biz yapamadık, siz mutlaka yapın” dediğim konu trafiğin rahatlaması için toplu taşımacılığa önem vermekten öte köy yok dememdir. Hatlarda çalışan şoför esnafına toplu taşıma hatlarını ihale edersiniz olur biter. Basit görünse de zor bir iş ama kararlı olmak hepsinin ötesindedir. Ayrıca yazım TAKA gibi binlerce okuru olan bir gazetenin genel yayın politikası değildir. TAKA her zaman esnafın yanında, halkın yanındadır. Böyle biline.

“Trafiğin Çilesi”

Bu yazımda bahsettiğim Meydan’ın göbeğinden bir başka belediye “Çağlayan” a nasıl dolmuş kaldırırsınız? Bu dolmuşların gelişi güzel yolcu almasına indirmesine nasıl izin veriyorsunuz? Sormuştum. Trafik Şube Müdürlüğünden bir yetkili aradı. Trafik ile ilgili yazılarımın kendilerine ışık tuttuğunu ve değerlendirdiklerini, söyledi. “Çağlayan” dolmuşlarının yeni değil, 2003’de Meydan da durak hakkı aldığını da ekledi!

Cevap: Yetkili arkadaşa teşekkür ederim. Ama 2003 de alınan karar nihayi ve mutlak bir karar değildir, kendisine de söyledim. İl Trafik Komisyonu oturur kentin gelişmişliğine ve internantına uygun başka bir kara alabilir. Konu hala çözülmemiş devam ediyor bu arada!

Akıl, Fikir Kulübüne Tavsiye

Rasim Ozan Kütahyalı denen zamane yazar arkadaşın ağzından çıkan cümlelerle ilgili bir yazı yazmıştım. Bu şahsı muhteremin binlerce sözü sosyal medyada dolaşıyor. “Özcan” rumuzlu arkadaş Kütahyalı’nın tüm sözlerinin altına imza attığını ama  ısrarla “Ölen PKK’lılar bana göre şehittir” dedi mi? deme dimi? Diye soruyor.

Cevap: E benim güzel kardeşim, “Öcalan’la görüşülmeli, hatta eve çıkarılmalı”, “Yeni Anayasa yazımı için Öcalan’ın fikri alınmalı”, “Anayasadan Türk Milletinin adı çıkarılmalı”, “Askerlik hizmetini vatani görev zannedenler geri zekalıdır” dediklerine katılıyorsunuz ama “Ölen PKK’lılar bana göre şehittir” demesini sorgu sual ediyorsunuz! Onu da ben uydurdum herhalde…

Zigana Çığ Felaketi

Geriye baktığımızda dört yılı geride bıraktık. 2009 görev başında almıştım haberi. Facianın büyüklüğünü anlayınca ambulanslar ve cenaze araçları ile olay yerine gitmiştim. Kazanın olduğu yerde insan yığını. Yaralılar ve hayatını kaybedenleri Torul Devlet Hastanesine getirmişler. Hemen bizde Torul’a yöneliyoruz. Aileler geliyor akın akın. Her köşe başında gözyaşı. Cenazeleri alıyoruz. Müthiş bir kar ve tipi var. Yolda epeyce tehlike atlatıp Trabzon’a dönüyoruz. Her evde ağıtlar yükseliyor. Ertesi gün cenazeler bölük bölük Valilik önüne diziliyor. Korkunç kalabalık. Unutmak mümkün mü? Hayatlarını kaybedenlerden pekçoğu arkadaşımız, dostumuz. Mahalle komşumuz. Offff…. of… Işıklar içinde olsunlar.

Volkan Konak ve Lösemililer

Sevgili dostum Volkan her zamanki duyarlılığını yaptı ve Trabzon’da Lösemili Çocuklar Yardım Derneği yararına, tüm geliri derneğe bırakılacak bir konser için 16 Şubat Cumartesi Trabzon’da. Yıllardan beri Doğu Karadeniz’deki artan kanser vakalarına dikkati çeken, ailesinden onlarca kişiyi kansere kurban veren Volkan Konak’ın bu davranışından dolayı kutlamak gerekir. Son gelen duyumlar, konser biletlerinin bitmek üzere olduğu yönünde. 20 TL. vererek sizde Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesinde yapımı düşünülen Onkoloji Hastanesi’ne katkı sağlayabilirsiniz. “Trabzon bizi geri çevirmez” diyor Volkan Konak. Elbette geri çevirmez.  

Bahçeli’den Büyükşehir Tespiti

Trabzon İl Teşkilatı ve Milletvekili Koray Aydın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret etmişler. Bahçeli, yeni büyükşehir düzenlemeleriyle eyalet ve federasyon sisteminin alt yapısının hazırlandığının dikkatini çekmiş. Yerden göğe haklı. Ve bu yasa ile başkanlık sistemi ile birleştirilip sürecin tamamlanacağını söylemiş. Burada da haklı. AKP’den kurtuluşun ilk ve önemli ayağının 2014 Mart ayında yapılacak yerel seçimler olduğunun altını çizmiş. Heeeee. Bak burada bir duralım Sayın Bahçeli! Yıllardan beri “yerel seçimlerde” MHP oylarının ne olduğunu bilen yok! Yanılmıyorsam 2002 genel seçimlerinde ikinci parti Trabzon da MHP, iki yıl sonra yapılan yerel seçimlerde oylar buhar! 2007’de bu sefer CHP’nin peşinden kıl payı 3.cü parti ama 2009 yerel seçimlerinde oylar buhar! “MHP’nin oyları yerel seçimlerde nereye gidiyor?” diye bir sosyolog, bir siyaset bilimcinin etraflıca araştırması şart. Tez konusu bile olur.

Keşke

İnsanların,

Keşke;

Sağ tıklayıp “özellikler”ini görebilsek,

Sıktıysa “yenile”sek,

Uzaktaysa “kopyala”sak,

Sinirleniyorsak “yapıştır”sak…

Yaşlı Teyze

İzmir’den trene binen yaşlı teyze, kondüktöre Ege şivesiyle “Menemene gelence beni haber et yavrıım, unutma” der.
Gecenin ilerleyen saatlerinde kondüktör Menemen’i geçer geçmez yaşlı teyzenin Menemen’de ineceği aklına gelir, hemen makiniste gidip haber verir.
Makinist de gecenin bu saatinde teyzeyi buralarda indiremeyeceğimize göre geri geri gideceğiz, soran olursa “tren makas değiştiriyor” deriz der. Bir yarım saat geri geri giderek Menemen’e gelinir ve kondüktör gidip teyzeye haber verir “Hadi teyze Menemen’e geldik” diye.
Teyzem “Sağol yavrıııııııııım” der ve çantasını açıp ilacını içer…

MANSET

TOPLU TAŞIMA DA MİNİBÜS

Bu Yazı Toplam 632 defa okunmuş ve 3 adet yorum yapılmıştır.

Bunu bilir, bunu söylerim.

Ülkelerin medeniyet ölçülerini elbette birçok husus birden etkiler.

Kimi hususlarda son derece medeni olan ülkelerde dahi çağın gerisinde kalmış örnekler mevcut olabilir.

Bence bir ülkenin medeniyet yolunda aldığı mesafe biraz da halkının ulaşımını ne tip yollarla sağladığı örneğinden geçmektedir.

Misal bir ülke, ay’a da gitse, atmosferin dışına turist de taşısa,

Dünya üzerinde halkını evinden işine minibüsle taşıyorsa,

O ülke geri kalmış demektir.

Zira minibüs dünyanın en dandik ulaşım aracından biridir.

Dandik diyorum, kimse alınmasın, çağ dışı anlamında kullanıyorum.

Minibüs, kendi açımdanda, katiyen bir demokratik ulaşım aracı değildir.

Minibüse binmek; şoförün hegemonyasına girmek demektir.

Farkında mısınız?

(Genelleme yapıyorum) Minibüs şoförü, davranışları sorgulanamayan bir otorite adeta.

Ben minibüse bindiğim an, insanın kendi hayatının ve zamanının çok fazla değeri olmadığı bir anımı temsil ettiğini hissediyorum.

Kuralsız bir ortamda sürücülük yapan şoförün davranışlarını eleştirme hakkımız yoktur.

Mesela, ayakta yolcu almak yasaktır.

Bu yasak minibüs şoförleri için katiyen uyulmaması gereken bir kuraldır.OTOBUS TOPLU TAŞIMA DA MİNİBÜS

Kapı ağzından baktığınızda içerisi Hindistan toplu taşıma araçları gibidir.

Her el edene durur,

Yarışır,

Yolu çekilmez hale getirir,

Bitmek bilmez bir hale de getirebilir.

Sağa sola küfür eder, siz anayla bacıyla mısınız önemi yoktur onun için.

Elbette raylı sistemi geliştirmek yerine yolları minibüslere ve şoförlerin önlenemeyen davranışlarına teslim etmek demek,

Bir milleti seneler sürecek bir çilekeşliğin içine itmekten başka birşey değildi.

Şehircilik sorunlarını çözmüş ülkelerde metro, hafif raylı sistem gibi taşıtların kullanıldığı görülmektedir. Mesela, Fransa’da metro, Hollanda, Belçika ve İspanya’da tren, İsviçre’de hafif raylı sistem, Almanya’da hepsi birden…

Tanzanya, Hindistan, Bolivya, Brezilya, Peru, Ekvator ve bizde minibüs en popüler toplu taşıma aracıdır.

Ülkemiz,

Minibüsleri yollardan kaldırmadığı sürece,

Çağı katiyen yakalayamaz.

Şahsımca,

Bir devletin insanına verdiği değer,

Onu işi ile evi arasında nasıl taşıdığına da bakmaktadır.

Ayrıca, 2030 itibari ile, dünya üzerindeki araba sayısının %50 artacağı, dünyada her bulunan 1 varil petrole karşı 2 varil petrol tüketildiği, dünya da hergün 84 milyon varil petrol tüketildiği, 2025 itibari ile petrol talebinin %40 artacağı gerçekleri birleştirildiğinde geleceği hakkında endişeye düşülen ve gelişmesi ümit edilen bir olgudur toplu taşımacılık.

***

Kusura bakmayın.

Ben bu yazımı,

Valilik Konağı ile evi arasında fosforlu makam arabasından inmeyen bir Valinin,

Makam arabasından inerse uçağa yetişen bir Belediye Başkanının kentinden yazıyorum.

Evet,

Binemeyeniyle,

Binmeye tenezzül etmeyeniyle,

Binmek zorunda olanıyla, bu toplu taşıma araçları,

Medeniyetin göstergesidir.

Ne yazık ki, 2013 Ocak ayı itibari ile,

Medeniyetimizin gösterge ibresi,

Yönünü şaşırmış bir pusula kıvamındadır.

Şöyle bir Bahçeli mantığı ile özetlersek;

Daha önce ne kadar dolmuş vardı? 1500.

Şimdi ne kadar minibüs var? Ben diyeyim 720, siz diyin 750.

Şimdiye kadar niye bu minibüs sistemi kaldırılmadı? Çünkü, 750 X 4 eşittir 3 bin kişi.

Nereden baksan 3 bin oy demek.

Buradan yola çıkarsak, artık seçim rüşveti mi dersiniz, baskı mı dersiniz, şoför esnafına destek mi dersiniz bilemem ama mehepe’nin 40.cı yılı kutlu olsun.

Anlayana.

Kendinize iyi bakın canlar…

Sağlıcakla ve ışıkla.

Heyecanlı Projeler

Hani seçimler yaklaşıyor da düşünebiliriz projelerin çıkmasından ama bir proje beni BAYKUŞ TOPLU TAŞIMA DA MİNİBÜShakikaten heyecanlandırıyor. Geçen hafta Meclis üyelerine de sunumu yapılmış. “Ortahisar, Pazarkapı ve Gülbaharhatun Mahalleleri Kentsel Sit Alanı Yenileme Projesi” ortalama 20 hektar alanı ve 561 parsel, 465 binayı kapsayacak müthiş bir proje. İçerisinde 134 tescilli binası bulunan alan için en büyük getiri, turizm alanı kazandıracak olması. İl Valiliği ve TOKİ’nin de içerisinde olduğu proje İstanbul Büyükşehir Belediyesi yan kuruluşu BİMTAŞ’a yaptırılmış. Ama biliyorum ki, hem Trabzon Belediyesinden hem de KTÜ’den teknik destek olmuştur. Proje güzel ama uygulaması nasıl olacak onu da zaman gösterecek…

Her Derde Deva İtfaiye

Gururlanmamak elde değil. Hasbelkader 5 sene bana bağlı bir birimdi Trabzon Belediyesi İtfaiye Teşkilatı. Ben yakınen bilirim her bir ferdi görülmez kahramandır. 2012 yılında 819 yangına koşmuşlar. 663’ü kent içinde, 156’sı kent dışında. Düşünebiliyor musunuz? Bir teşkilat yaptığı görevin yüzde yirmisini görev alanı dışına koşturmakla başarıyor! Evet, bu teşkilat Trabzon Belediyesi İtfaiye Teşkilatı. Sadece yangınlar mı? Hayır. Ayrıca 132 trafik kazasına da koşmuş. Hatta 39 vatandaşı asansörde mahsur kaldığından dolayı kurtarmış. Hepsini, başta müdürleri olmak üzere, kutluyorum. İyiki varsınız…

CHP Milletvekili-Merkez İlçe

Diyeceksiniz ki, sende taktın gidiyorsun. Öyle değil arkadaşlar. Siz düşünebiliyor musunuz, bir milletvekili, seçileli nerede ise bir senesini dolduracak (Nisan 2012) merkez ilçe teşkilatını ziyaret etmez mi? Bırak merkez ilçeyi, diğer 18 ilçeyi ziyaret etmez mi? Sadece Akçaabat’la (belki birde Arsin olabilir) bitiyor mu? Bayramda el sıkıştığı, ama kafası önde, merkez ilçe başkanını tanımak istemiyor mu? Geçen gün yapılan mahalle teşkilatları ile İl Başkanlığının toplantısında yine mevcut milletvekilinin “örgütleri tanımaz tavrı” konu edilmiş. Ve benim duyumlarım, bu şikayetin İl teşkilatı tarafından bir raporla Genel Merkeze bildirilmiş olduğu yönünde. Tabiki çıkacak diyecek ki, “adayımızı halk belirleyecek”!!! Ey benim güzel Allahım, halk dedi ki adayımız Gümrükçüoğlu, ne olacak? Veya halk anketinde Faruk Özak çıktı! Partili seçmenlerinden korkan böyle bir siyasetçi tanımadım.

Tonya’dan Yükselen Ses

Jersey dananın üzerine “Livalobo düzüne fabrika kuracaklar, Çiçekli çayırları çamur mu yapacaklar” diye yazmışlar. “Yol yakınken bu sevdadan vazgeçin” diyorlar. İş istihdamı yaratacağız diyerek güzelim doğanın mahvedilmesine direnen halk cumartesi günü tek vücut oldu. İktidar partisi yetkililerinin, 800 kişi çalışacak söylevleri de hakkaten bomba. Ya arkadaş, hangi çimento fabrikasında 800 kişi çalışıyor? Değirmendere’deki bizim çimento fabrikası özelleşip Aşkale Çimento’ya geçtikten sonra maksimum işçi sayısı 200. Zaten Livalobo düzünde düşünülen (aslında Tonya Belediyesi 97 dönümünü satmış!) çimento fabrikası için yaptırılan ÇED raporunda düşünülen personel sayısını 170 yazmış! Tonya’dan çalışacak işçilerde olsa olsa basit işlerde çalıştırılacak olanlardır. Bu iş istihdamı konusunda Tonyalıların gözünün açık olmasını diliyorum. Yaşam alanlarını rantın karşılığında vermek istemeyen tüm hemşerilerimi de tebrik ediyorum.

Yılın Oskarlık Sözleri!

Tayyip ERDOĞAN: “Burası NATO toprağı!”

Bülent ARINÇ: “Ben de olsam dağa çıkardım!”

Egemen BAĞIŞ: “İstesek Suriye’yi birkaç saat içinde yerle bir ederiz!”

İdris Naim ŞAHİN: “Genç yaşta şehit olmak nasip işidir.”

Hüseyin ÇELİK: “Birkaç Mehmet için meclis toplanmaz!”

Bülent ARINÇ: “Abdullah Öcalan, arkadaşlarıyla namaz kılar, oruç tutar, iftar açar, sahura kalkardı.”

Hüseyin AYGÜN: “Çok iyi çocuklardı, beni elçi seçmişler!”

Selahattin DEMİRTAŞ: “Abdullah Öcalan’ın heykelini dikeceğiz.”

Hüseyin ÇELİK: “Protesto edenler iflah olmaz ulusalcılar.”

Devlet BAHÇELİ: “MHP masadan kalkmayacak!”

Kemal KILIÇDAROĞLU: “Eğer silah bırakılacaksa elbette PKK ile görüşmeler başlayabilir.”

Dört Bilinmeyenli Denklem

Dört üniversite öğrencisi sabahleyin uyanamayarak matematik finalini kaçırırlar, sınav ertesinde hocalarını yakalayıp, zar zor bindikleri arabanın lastiği patladığı için sınavı kaçırdıklarına ikna ederler. Hoca, yalvarmalarına dayanamayarak, bu dört arkadaşa sınavı 3 gün sonra yapacağını söyler. Sınav günü geldiğinde, matematik hocası bizim dörtlüyü sınıfın dört köşesine oturtur. Finali geçmek için de en az 50 almak lazımdır, sınavda da 5 soru vardır. Sayfanın önündeki 4 matematik sorusu basit sorulardır ve her biri 10 puanlıktır. Kağıdın arkasındaki soru ise 60 puanlıktır ve de soru aynen şöyledir: Hangi lastik patladı?

Çınarı Yıkmak İçin Baltayı Köküne Vururlar

Çınarı yıkmak için

baltayı köküne vururlar.

evi yıkmak için

sokarlar kundağı temele.

Kartal uçmaz olur

kanadı kırılınca.

düşünebilir miyiz

başımız vurulunca?

Onlar köküdür memleketin,

dallara yürüyen su

bu kökte saklıdır.

Onlar umudun temeli,

onlar kanadı hürriyetin,GÜLMEK TOPLU TAŞIMA DA MİNİBÜS

halkın aklıdır.

Kaç kere kaç yerde

baltalandı kök

yürümez oldu su

dallar kurudu.

Kırıldı kanat

öldürdüler aklı;

Ve sonra yolladılar

insanları salhaneye.

Çünkü böyledir

asrımızın gerçeklerinden biri. Nazım Hikmet Ran

Ah Benim Kafam

Karpuz seçerken,SİYAH BEYAZ TOPLU TAŞIMA DA MİNİBÜS

Gösterdiğimiz özeni,

Sevgili

Seçerken de

Gösterseydik,

Bu kadar

Kelek aşk

Yaşamazdık…

gürsel-gençsoy

FATİH AKIN – CENNETTEKİ ÇÖPLÜK

Bu Yazı Toplam 435 defa okunmuş ve 2 adet yorum yapılmıştır.

Geçen sene sonları idi, Eylül-Ekim.

Av. Sibel (Suiçmez) hanım aradı.

Çamburnu’nda, Fatih Akın’ın filminin ilk gösterimi varmış, gidelim mi? dedi.

Eşlerimizi de aldık ve Sürmene’nin yolunu tuttuk.

“müll im garden eden”

Cennetteki Çöplük

***

Trabzon’da altıyüz kişilik çevreci ordusu ile ilk kez kurulan Çevre Meclisi’nin ilk Genel Sekreteri Sibel Hanım, daha sonraki 4,5 senesin de bendim. (1997-2004)

112 FATİH AKIN   CENNETTEKİ ÇÖPLÜKPek çok çevresel olaylarda, çevre direnişlerinde hep birlikte vardık.

Bir ara fırsat bulursam Trabzon Çevre Meclisi’ni sizlere anlatmak isterim.

O dönem Valilikten İl Çevre Müdürü Muhammet Mazlum, Belediyeden Başkan Yardımcısı Osman Karagüzel, KTÜ’den Prof.Burhan Sadıklar, Prof.Mehmet Tüfekçi, Mimarlar Odası Başkanı Bekir Gerçek, TTSO’dan Genel Sekreter Hakan Gürhan, Karadeniz Çevrecileri Başkanı Kenan Kuri, Baro’dan Av. Sibel Suiçmez, Muhtarlar Derneği’nden ben, Makina Mühendisler Odası Başkanı Ayhan Sürmen, rahmetli Muzaffer Bozali (Farozlu Aga Emice), Ferit Candeğer, Sami Koç  ne güzel çalışmalar yapmıştık.

Alt Kurul Üyelerimizi de unutmamak gerekir.

***

Kutlular.

Karadeniz’in kıyısına yakın küçük bir köy.

Yemyeşil, havası mis.

İnekler, kümes hayvaları var.

Binbirçeşit bitki var.

Köyün kokusu size orada, büyük şehrin dumanını, tozunu teneffüs etmediğiniz için Tanrı’ya şükrettiriyor.

Bir gün birileri çıkıyor, köyün tepesine bir çöp alanı yerleştiriyor.

Aslında alan atıl duran bir yer.

Daha önceden Bakır İşletmelerinin maden çıkardığı bir havza.

İki şehri ilgilendirecek, önce on sene kapasiteli Trabzon-Sürmene-Kutlular’a Trabzon ve Rize’nin çöpü dökülecek, ikinci on sene Rize’de yer bulunacak. (Şimdilerde Rize yan çizdi, Araklı Turup’u gündem yapıp, ısıtıyorlar)

Aktarma istasyonları ile ayrıştırılıp, preslenecek çöpler doğaya hiçbir zararı olmadan istiflenecek(ti).

Şimdi sizin başınızı ağırtıp, teknik terimlerden bahsetmeyeceğim.

Sadece şunu söyleyeyim verilen hiç bir sözde durmadı devlet.34 FATİH AKIN   CENNETTEKİ ÇÖPLÜK

Alta serilecek Bentonit+Jeomembran+Jeotekstil malzemesi ve hatta çöplerin üzerine serilecek 30 cm kalınlığındaki çakıl tabakası, süzüntü sularını taşıyacak dren boruları dahil hiç bir yaptığı iş düzgün çıkmadı devletin.

Sonrasında; ne yazık ki sistemi oturmamış, oturmayacağı da bariz olan bu çöp toplama alanı yavaş yavaş köpekler, yırtıcı kuşlar, zararlı mikroorganizmalar ve aç kalan, gariptir o ekosistemde bulunmaması gereken canlıların üşüştüğü bir leş yığınına dönüşüyor.

İnsanların yüzdüğü, kenarında oturduğu deniz, alabildiğine çöple dolup maviliğini kaybediyor.

Yağmur yağınca her yer sel oluyor.

Sel suları, tıbbi atıklar, şırıngalar, plastik şişeler, poşetler gibi çöp yığınlarını köyün her yerine fırlatıyor…

Fatih Akın belgeseli işte bu.

51 FATİH AKIN   CENNETTEKİ ÇÖPLÜKFilmin sonunda 2011’de vefat ettiğini öğrendiğimiz yaşlı teyze film boyunca isyan ediyor. Kadınlar çöp kokusunu teneffüs etmemek için yemenilerinin bir kısmıyla burunlarını kapatıp geziyorlar köy içinde. Hatta adamlarda…

Film boyunca o mühitteki insanlarla röportaj yapılıyor. Gerek Belediye Başkanı, gerek davanın avukatı Sibel Suiçmez’le, gerek köylü kadınlar, gerek kahvehanedeki başıboş adamlar, gerekse bürokrasi elemanları ile. Herkes derdini anlatıyor, gençler “burada yaşamak istemiyoruz, burada hayat yok” diyor, sarışın abla “buradan gitmek kolay, ancak yazık değil mi bunca emeğe, bunca sevgiye…” diyor duygusalca. Kahvehanedeki iki amca kapışıyor, biri “Erdoğan bu ülkeyi sattı” derken diğeri de , o amcadan daha genç, “esas cehape mahvetti bu ülkeyi” diyor…

Manga’nın Trabzon konseri, Şevval Sam Çamburnu konseri ve günlük hayat aktivitileri olanca doğallığı ile gösteriliyor filmde.

***

Film bitince bende soru işaretleri oluştu.

Ülkedeki bürokrasi bu kadar mı çarpık olur be kardeşim,

“Adalet” ve “Hukuk” kavramları ülkede bu kadar mı anlamsız olur,

İnsan ve diğer canlıların hayatını kalitesizleştirme bu denli mi kolay olur?

Teşekkürler Fatih Akın.

Aman dikkat Araklı!

Bu yetkililere hiç güven olmuyor.

Biz denedik, Çevre Meclisinde.

Güvenmekle hata ettik.

Sağlıcakla kalın.

******

Uğur’lar Olsun…

7 Ocak 1993 tarihinde “Mossad ve Barzani” isimli bir yazı yazdı. Bu yazısında Barzani, CIA ve Mossad arasındaki bağlantılara değindi. O yazısını şöyle bitirmişti: “Kürtler 211 FATİH AKIN   CENNETTEKİ ÇÖPLÜKsömürgeciliğe karşı bağımsızlık savaşı yapıyorlarsa, ne işi var CIA ve MOSSAD’ın Kürtler arasında?” “Yoksa CIA ve MOSSAD, anti-emperyalist savaş veriyorlar da dünya bu savaşın farkında değil mi?”. 8 Ocak 1993 tarihli Cumhuriyet Gazetesindeki “Ültimatom” başlıklı yazısında ise yakında yayınlayacağı kitabında istihbarat örgütleri ile Kürt milliyetçileri arasındaki bağlantıları açıklayacağını yazmıştı. İsrail Büyükelçisi ile görüştü. Hayatı başarılarla dolu idi. Son olarak polis-mafya-siyaset ağının derin boyutlarını araştırmakta idi. 24 Ocak 1993 tarihinde uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Öldürülme sebebi olarak Abdullah Öcalan’ın bir müddet MİT için çalıştığını araştırması iddia edilmektedir. Uğur’lar olsun, ışıklar içinde kal yiğit adam, Uğur Mumcu…

*******

Dolmuş Zamları

Şu Trabzon hakikaten ilginç bir kent. Hele yöneticilerimiz ilginçliğin daniskası. Geçen hafta biliyorsunuz Şoförler Odası zam kararı aldı, Esnaf Odası onaylayıp Valilik ve Belediye’ye gönderdi. Halk tepkili, öğrenciler tepkili. Nasıl olmasınlar? Devletin verdiği zam çalışana, emekliye yüzde 3, dolmuş zammı yüzde 17. Şoför kardeşlerimizde diyor ki, 4 senedir zam almadık! Ya arkadaş, 2011 senesinde zam istedinizde Esnaf Odası onaylamayınca gidip Esnaf Odasını basmadınız mı? Bir buçuk sene olmadan bir zam daha! Ya bizim Atom Karınca? Öğrenciler toplanıp gidiyorlar başkanımıza, tarih: 17 Ocak.2013. dolmuş zamlarının onaylanmamasını ve çok mağdur olacaklarını söylüyor öğrenci temsilcileri. Gümrükçüoğlu’da, “…Bu zamla ilgili tabiki öğrencilerimizin yanında olacağız. Bizim teşebbüsümüz, tavsiyemiz o yönde olacaktır” aynen joni waynen! Öğrenciler gittikten sonra, herhalde diyorum 18 Ocak Cuma günü, çağırdı Özel Kalemi istedi zam dosyasını bastı imzayı! (Cumartesi-Pazar tatil) Pazartesi Valilik noterlik müessesesinden de geçti, Salı 22 Ocak uygulamaya başlandı! Buyurun buradan yakın harman olsun. Çok seviyorum bizi yönetenleri çoooookkkk…

********

Hayvan Etik Kurulu

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan bir temsilcinin başkanlık ettiği ve Gıda, Tarım Ve Hayvancılık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Veteriner Fakülteleri, Tıp Fakülteleri, Türk Tabipler Birliği, Türk Veteriner Hekimler Birliği temsilcilerinin yer aldığı Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu, bugüne kadar ülke genelinde hayvan deneyleri yapan 95 kurum ve kuruluşun, Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurul Yönergesi’ni onaylamış. Yönergeye göre, artı hayvan deneyleri yapanlar, mümkün olduğunca deneye alternatif yollara başvuracak, deney tekrarında bulunmayacak, hayvanlara eziyet etmeyecek, yaşama saygı esasını öncelikli sorumluluğu olarak belirleyecek. Süper bir karar. Ama diyorum ki, acaba bu bizim siyasilere de benzer etik kararı alınamaz mı? Sağı solu farketmiyor, bindokuzyüzelli’den beri üzerimizde yapmadıkları deney kalmadı. Kevgire döndük musaf çarpsın…

******

Akıl, Fikir Kulübüne Tavsiye

41 FATİH AKIN   CENNETTEKİ ÇÖPLÜKBu adamın derdi ne? Çıkıyor TV’lere, hem de başköşeden aklına ne geliyorsa söylüyor. “Öcalan’la görüşülmeli, hatta eve çıkarılmalı” diyor, “Ölen PKK’lılar da bana göre şehittir” diyor, “Yeni anayasa yazımı için Öcalanın ve Kandil’in fikri alınmalı” diyor, “Anayasadan Türk Milletinin adı çıkartılmalı” diyor… “Askerlik hizmetini vatani görev zannedenler gerizekalıdır” diyebiliyor. Bunlara kim cüret ediyor diye sorduğunuzu duyuyorum. Rasim Ozan Kütahyalı diye bi zıppır. Eşi Nagehan bir yandan, bu deccal bi yandan Atatürk’e, Cumhuriyete ve Cumhuriyetin kazanımlarına saldırıp duruyor. Nereden alıyor bu cesareti? Ben diyorum ki, geçenlerde yalansuyu getirip konuşturan, cemaat destekli akıl fikir kulübünün devşirme Trabzonluları acaba Kütahyalı’yı getiremezler mi? Bayağı da izleyici toplar. Bayağı yani…

******

Eski Sevgilim

Eski sevgilim

gibisin,

Sıkıldım,

İstemiyorum,

Ama bir türlü de

Kopamıyorum.

Allah belanı

versin,

Facebook…

******

Yalnızlık Şiiri

Karanlığın insanı

delirten

bir ihtişamı vardır

Yıldızlar,

aydınlık fikirler gibi tavanda

salkım salkım

bu gece dağ

başları kadar

yalnızım.

Çiçekler

damlıyor gecenin

parmaklarından,

dudaklarımda

eski bir mektep

türküsü karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim,

gözlerim,

gözlerini arıyor

durmadan;

nerdesin?… Attilâ İlhan

******

Tutku, bir

köylü ile bir iş adamında

kötülük; bir kralda ise

fazilettir… Philip Massinger

GENÇSOY

SCUD IRAK’TAN PATRİOT ABD’DEN

Bu Yazı Toplam 380 defa okunmuş ve 2 adet yorum yapılmıştır.

Yirmiseneyi geçti biz hala Patriot’ları konuşuyoruz.

İran-Irak savaşı 88’de sonlandı biz onları konuşuyorduk.

Hani İran’ın İsrail’e salladığı Scud füzeleri meselesi.

Ardından savaş bitti manyak Saddam gitti Kuveyt’i işgal etti ve Körfez Savaşı başladı 1990-91’de biz yine Patriot konuşuyorduk.

Kafası bozulan Saddam’da, sallıyordu Scud’ları İsrail’e.

Biz, acaba bize de sallar mı, diye yine NATO’dan Patriot istiyorduk.

***

Bizim Temel Abinin (Köstereli) bir dinamitçisi vardı.

İsmini şuan unuttum.

İnşaatlarında eğer kayaya filan rastlarsalar, iş bu vatandaşa düşerdi.

Bizim Erzurum Otelinin yerine yaptırdığımız işhanında da çalışmıştı.

Yakın köylerden birinde evi, ailesi var (yanlış hatırlamıyorsam Kireçhane).

Akşam iş dönüşü evine gidiyor, her akşam ama, eşi yemek hazırlarken o TV’lerden haber dinliyor. ABD Irak’a savaş açmış, Saddam’da gücü yettiğince İsrail’e Scud sallıyor.

Bizimki bir neşe, bir neşe sormayın.

TV’den “bu akşam Irak, 2 Scud attı” duyarsa iki dinamiti de bizimki birbirine bağlıyor atıyor fındıklığa.

Her bir Scud’da bizimki şerefe bir dinamit atıyor yani.karikatur4 SCUD IRAK’TAN PATRİOT ABD’DEN

Yine bir akşam geliyor, yemek hazırlanırken TV’den “Saddam 4 Scud attı” duyunca dört dinamiti birbirine bağlıyor ve ateşleyip oturduğu yerden fındıklığa 4 Scud sallıyor.

Ama dinamitler pencere pervazına çarpıp oturdukları odaya düşüyor.

“Uşaklar kaçın” diye bir ses…

Evin yarısı yok!

***

Bak unutuyordum, diyeceksiniz ki Patriot ne iş?

Patriotlar bir savunma sistemi. Biri size füze atar, bu patroitte gider havada şipşak.

İşin garibi bunun Suriye tehdidine binaen NATO’dan tarafımızdan istenmesi!

Suriye’nin böyle füzeleri var mı, yok!

İşte zurnanın “zırt” dediği yer burası.

Hatta Suriye’de gerginlikler nerde ise 1 yıldır sürerken, defalarca Türkiye topraklarına mermiler düşmüş, vatandaşların ölmüşken böyle bir savunma sistemi ihtiyacının olmaması ilginç. Ama ne hikmetse İsrail’in Gazze operasyonu sonrası yetersizliği görüldükten sonra apar topar “Suriye’ye karşı Patriot yerleştirme kararı verilmesinin” ise ilginçliğin tavanı.

Hala Suriye’ye karşı bir savunma sistemi olduğunu düşünen var mı içinizde bilmiyorum ama, bu Patriot’lara Esad yönetiminin pek açıklama yapmaması ama İran yönetiminin neredeyse her gün uyarılar ve notalar vermesinin vaziyeti apaçık ortaya çıkardığını düşünüyorum.

Evet, ABD Patriotlarla ilerdeki İran çıkarmasına zemin hazırlıyor.

Bu Patriotlar var ya, bana Goeben ve Breslau zırhlılarını hatırlatıyor. Hani şu Osmanlı’nın kendi topraklarına sığınmalarına olanak sağlanıp, sonra Rus limanına yaptıkları saldırılar sayesinde Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’na girmesi için yeterli mazaret sağlayan araçlar.

Olası bir İran-İsrail füze savaşında İsrail’i koruyan savunma roketlerinin Türkiye’den fırlatılması muhtemelen Türkiye’yi de hatta NATO’nun geri kalanını da savaşa sokar. Nitekim İran’ın “bu sistemler dünya savaşına zemin hazırlar” açıklaması buna işarettir.

***

Birde bu Patriotları nerede ise yirmi küsur senedir biz niye yapamamışız?

O gün doğan çocuklar şimdi üniversiteye girdi.gecmiş zaman SCUD IRAK’TAN PATRİOT ABD’DEN

O günlerden bugüne dünya değişti.

Saddam asılalı nerede ise on yıl oldu.

Dünyada teknoloji akıl almaz şekilde ilerledi.

Memleket değişti, memlekette nerede ise her bireyin cep telefonu var, en ücra köyler dahil her evde internet var hala bizim gazetelerde, haberlerde Türkiye’ye kurulacak patriot kalkanı, Patriot bataryaları haberleri var…

Ne modası geçmez bir şeymiş bu Patriot, bitmedi gitti haberleri.

Ayrıca, hadi tamam madem çok matah bir şey bu Patriot.

O halde her zaman gururla bahsettiğimiz Aselsan filan ne iş yapar?

Hani çok şey yapıyorlar elbette ama ulan insan bu devirde 20 senede sıfırdan şirket kursa azıcık bir bütçe ile bu Patriot bataryalarının alâsını geliştirirdi anasını satayım.

Neyse ya, ben daha bişi söylemiyorum.ömer arif SCUD IRAK’TAN PATRİOT ABD’DEN

Kendinize iyi bakın canlar,

Sağlıcakla kalın.

Karadeniz’de Deprem

Son günlerde Karadeniz’de bir deprem furyasıdır gidiyor. Eskiden beri “Karadeniz’de deprem asla olmaz” sendromumuz da yerle bir oldu. Bir toplantıda sormuşlardı. Niye olmaz? diye. Bende sıralamıştım, hamsi, mısır ekmeği, karalahana, fındık, çay, bunlar depremi uzak tutar, yaklaştırmaz demiştim (son yıllarda kolbastı da var ama az etki eder). Farkındamısınız bilmem, her gün deniz merkezli Karadeniz sallanıyor. Tamam bize bişe olmaz temiz hava bol gıda ama tüm tahminlerimize inat depremler ardı sıra geliyor. Gelmeye de devam ediyor. Acaba diyorum, Of’un derin hocalarını da sıraya mı koysak?  Ne dersiniz?

Güneş Bize Yeter

Küresel çevre kuruluşu WWF’nin yayımladığı Güneş Atlası ile Türkiye’nin de elektrik ihtiyacının, Atatürk Barajı büyüklüğündeki alana yayılacak güneş panelleri ile ileride tamamını karşılamanın mümkün olduğu belirtilmiş. Türkiye’de 2002-2011 yılları arasında elektrik talebi %56 artmış. Söz konusu talep, başta doğalgaz ve kömür olmak üzere tüketimin 1,5 katından fazla! Atlas, Türkiye’nin mevcut elektrik ihtiyacının tamamının toplam 790 km2’lik bir alana yayılacak güneş panelleriyle karşılanmasının mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye yüzölçümünün on binde 25’ine denk gelen bir alana kurulacak güneş panelleri ile 2050 yılına kadar elektrik sıkıntısı çekilmeyecek. Bizi yönetenler buna yanaşır mı? Tabiki yanaşmazlar. Varsa yoksa dereler ve onları mahvedecek HES’ler. Çöpümüzü yakıp enerjiye çevirmenin peşinde koşan sayın Valimize ve Belediye Başkanımıza ithaf olunur…

2 X 61 Projeler…

YAVAŞ yavaş ortaya dökülmeye başladı. Belediyemizin resmi gazetesi (!)nde yeni projeler bir bir açıklanıyor! 2009’da şapkadan 61 proje çıkmıştı. HES’lerden tutunda hafif raylı sisteme, Akkazık projesinden tutunda Çömlekçi’ye kadar. Bu devasa projeler ile halkın huzuruna çıkan Atom Karıncamız şimdi de projeci gurubunu kurmuş, şapkadan projeler çıkarmanın peşinde imiş. Bizim yerel resmi gazeteye de şıracılar vasıtası ile projelerin ana başlıkları sızdırılmış ve o küçücük akılları ile de bu maşalar CHP, Volkan Abiyi de harekete geçiriyorlar. Onlarda halkın önüne projelerle gelsin mantığı. Volkan Abinin bi kulağının arkasını bırakan yandaş basının bu çabaları hakkaten takdire şayan. Ben gülüyorum. Herhalde siz de…

CHP’nin Kamu’oyu Adayları

CHP’nin adayları “kamuoyu yoklamaları” ile belirlenecekmiş. Öyle diyo Volkan Bey. Önseçim olmayacakmış! “Yerel seçimlerde belediye başkan adayları kamuoyu yoklamaları sonucu belirlenecek. Belediye Başkanlığı seçimlerinin yapılacağı tüm bölgelerdeki adaylarımız halkın istediği adaylardan oluşacak. Birilerinin adamları değil, halkın istediği kişiler adaylarımız olacaktır” demiş hazret. Kendi gelirken kamudan geldi ya, pek meraklı kamu adaylarında. Niye önseçim yok? Çünkü, kendi aday. Önseçime, mönseçime girmez! Hayatında bir kez tartıya çıktı 2004’de onda da şansı yaver gitmişti. Kamu’oyu belirleyecekmiş! Partililere gerek yok yani aslında kendi fikri zekasında parti de yok. Siz bakmayın CHP’de olduğuna. Devir değişse ben bilirim nerede olacağını. Bakın bir kez daha söylüyorum, bu hazret büyükşehir belediyesi adayı olacak, can atıyor. Çünkü bir sonraki genel seçimde sırasını sağlamlaştırmak isteyecek. Birde Ortahisar Belediyesi adayı var cebinde. Eski başkan yardımcısı, sanal kasalar mucidi, kamudan! Diyorum ki, bir de yanlarına onu aklayan İsmail Kemerkaya’yı aldılar mı sac ayak tamamlanacak. İsmail abide eski memurdur, kamudan. Gördünüz mü “kamu’oyu” dediği şifreleri. Yakışır…

Belediye ve AKSA

ATOM Karıncamız halkı halka şikayet etmiş! Diyor ki, biz bir taraftan AKSA’yı ve EPDK’yı şehrin tamamına doğalgaz vermesi için sıkıştırırken, siz kapınıza gelen doğalgazı evinize çektirip kullanmıyorsunuz. Haklı arkadaşlar. Ayrıca, Trabzon’daki binaların çoğunun yalıtımsız olduğunu ve bunun aşırı ısı kaybına yol açacağını söylüyor. Bu da doğru mu? Yerden göğe doğru arkadaşlar. Benim oturduğum binanın üstü balkon! Her ne işe yarıyacaksa, Trabzon’da böyle bir alışkanlık vardır. Hani küçükken babalarımızın ellerinde hortum, yazları suladığı balkonlarımız aklıma geldi. Ama arkadaşlar artık çağımız tasarruf çağı. Ekonomik büyük girdilerimiz yok ki. Belediyenin elinde de “Çatı Yönetmeliği” var. En kısa zamanda bunu tüm Trabzon’a uygulaması şart. Sevgili Gümrükçüoğlu, sen bizi beklersen çooookkk beklersin. Bas tebligatları çatısız binalara. Bana dahil.

EngelSİZ’siniz…

Bak bu hizmet alkışlanır. Trabzon Belediyesi engelli vatandaşlara, 364’ü tekerlekli sandalye, 410’u ise akülü engelli arabası tedarik etmiş. Yeni alınan 30 otobüste de engelli vatandaşlarımızın rahat binip, rahat inebilecekleri düzenek varmış. İŞKUR ile birlikte 4 projeyi de hayata geçiren Trabzon Belediyesi, bu hizmetinden dolayı benden takdir aldı.

Kedi

Adamın evine bir kedi dadanmış. Bir gün adam kediyi almış, ormanlık bir yere götürüp bırakmış. Sonra eve gelmiş. Biraz sonra kedi çıka gelmiş. Adam tekrar denemiş. Fakat sonuç aynı. En son kediyi çok uzak ve yolları karışık bir yere bırakmış.

Eve dönerken yolu karıştırmış.

Aramış aramış yolu bulamamış.

Evi telefonla aramış:

- Hatun, kedi geldi mi?

- Evet geldi.

- O şerefsiz kediye söyle; gelsin beni alsın .. :))

Hikaye

İnsanı 2 şey ayakta tutar:

Biri sağ ayak,

Diğeri sol ayak.

Gerisi hikaye…

PARAMPARÇA 

Ağaç bütün,

Işık bütün,

Meyve bütün,

Benim dünyam

paramparça.

 

Büyük bir ayna

kırılmış.

Kırılıp yere

dökülmüş.

Kainat içine

düşmüş.

Düşmüş amma

paramparça.

Yaprak yaprak

yapıştırdım,

Diyar diyar

dolaştırdım,

Bir alevdir

tutuşturdum,

Yandım amma

paramparça..

manset

HRANT DİNK’İN SUÇLUSU

Bu Yazı Toplam 463 defa okunmuş ve 1 adet yorum yapılmıştır.

Koca bir 6 sene geçti.

Dün gibi hatırlıyorum.

19 Ocak 2007’de cinayeti duyduk.

Birden Ermeni yazar Hrant Dink’i vuran katilin Trabzonlu olduğu ortaya çıktı.

Papa’yı vuran Ağca’nın nereli olduğunu bileniniz var mı?

***

Cinayetin ertesi gün tüm STK’lar Trabzon Baro’sunda toplanmıştık.

Toplantı da alınan kararla; bir kaç gün içinde yapılacak olan cenaze törenine katılmak gerektiğini ve Dink’in ailesine başsağlığı dilemenin kentimiz için en isabetli görev olduğu, DRİNK HRANT DİNK’İN SUÇLUSUhem fikir olundu.

Baro Başkanı Veysel Malkoç, Belediye adına ben, AKP adına İl Başkan Yardımcısı Selahattin Çebi, CHP adına İl Başkanı Cafer Hazaroğlu, DSP adına İl Başkanı Sibel Suiçmez, ANAP adına İl Başkanı Fahrettin Aksoy, yola koyulduk.

Cenaze günü, 23 Ocak 2007 İstanbul’da idik.

Önce törenin yapılacağı Şişli Halaskârgazi’deki Agos Gazetesi önüne gittik.

Tören başlamak üzere.

Yanaşıp aileye başsağlığını bildireceğiz Trabzon adına.

Agos Gazetesinin tam önüne gelmemize rağmen o kalabalıktan başsağlığı temennilerimizi iletemiyoruz.

Hrant Dink’in eşi ve çocukları gazete içerisindeler ama bize müsade etmiyor güvenlik.

Gazete önünde tam vurulduğu yere mumlar dikilmiş, çiçek dağı oluşmuş.

Çıkıyor yakınları gazeteden eşi bir otobüsün üstünden o meşhur konuşmasını yapıyor.

“Ah Sevgilim! Çutağıma eş olmak bana verildi” diye başlıyan, “….. Yaşı kaç olursa olsun; 17 veya 27, katil kim olursa olsun, bir zamanlar bebek olduklarını biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılmaz.” diye devam eden, “….. Sevdiklerinden ayrıldın, çocuklarından, torunlarından ayrıldın. Burada seni uğurlayanlardan ayrıldın, kucağımdan ayrıldın. Ülkenden ayrılmadın.” diye de bitiren.

Konuşmadan sonra yürüyüş başlıyor.

Biz gitmiyoruz, müthiş bir insan seli var, bekliyoruz.

Biraz zaman geçirip Kumkapı’daki Meryem Ana Kilisesine gidiyoruz ama yetişememişiz.

Balıklı Ermeni Mezarlığında toprağa verilmiş.

Akşam uçağımız var döneceğiz.

Evini öğrenip (Bakırköy’de), apar topar evine gidiyoruz.

DİNK HRANT DİNK’İN SUÇLUSUMum ışıklarında merdivenlerden çıkıp Hrank Dink’in evine giriyoruz. Bizi bir odaya alıyorlar. Üniformalı Ermeni yüksek rütbeli bir subay da var odada. Bir bayan geliyor. Sonradan isminin Ayşe Önal olduğunu öğrendiğimiz bu bayan gazeteci önce bizi üstten aşağı sıvıyor. Sibel Hanım da cevap verince alttan alıyor bu sefer. Bir müddet sonra Hrant Dink’in eşi Rakel Dink, kızı oğlu ve kardeşi geliyorlar. Başsağlığı diliyoruz Trabzon adına. Ayşe Önal makinalı tüfek gibi bizi suçluyor. Adı belli bir kişinin önderliğinde Doğu Karadenizdeki örgütlenmeden bahsediyor. Aynı ekibin Dink’in cinayetinde perde arkasında olduğunu söylüyorlar. Sadece dinliyoruz. Benim kafamdan bunların bildiğini devlet bilmiyor mu diyorum.

(Not: Ayşe Önal, uzun yıllar Nokta Dergisinde yazılar yazmış, bir dönem Mehmet Altan’la ‘Z Raporu’ adlı TV programı hazırlamış, 1996’da ‘Dünyanın en cesur gazetecisi’ seçilmiş, Milletvekili Şafak Pavey’in annesi, İngiltere’de yaşıyor, İngiliz vatandaşı)

***

“Evet, gözümüz var bu topraklarda. Evet, biz Ermenilerin bu topraklarda gözümüz var. Var, çünkü kökümüz burada. Ama merak etmeyin bu toprakları alıp gitmek için değil. Bu toprakların gelip dibine gömülmek için….” diyen gazeteciyi herkesin önünde öldürdük.

Aradan 6 sene geçti.

Hala “vur emrini” vereni bulamadık.

Cinayette ihmali olanları ise bir bir terfi ettirdik.

Katile “çocuk” dedik…

“Rus orduları ile Ermeni çetelerin Anadolu’ya girerek katliam yaptığını, Bolşevik devrimi başlayınca Rus ordusunun kendi İmparatorluğunu korumak için geri çekildiğinde ise Türk’lerin Ermeni çetelere karşı misilleme yaptığını” söyleyen bir Diaspora karşıtı aydını hepimiz öldürdük.

Hepimiz suçluyuz.

***

“Çutağım” diye başlamıştı Rakel Dink konuşmasına.

Hrant Dink’e “çutağım” diye seslenirmiş Rakel.

“Kemanım” demekmiş Ermenice.

Sizin hiç “çutağım” diye seslendiğiniz birisini, aldılar mı elinizden?

Türk de olsa,

Kürt de olsa,

Rum, Ermeni, Çerkez, Laz da olsa,

Bir insan katledildi.

Zordur, zor.

Hepimiz suçluyuz…

Işıkla.

Zam Zam Suyu

ESKİ zamanlarda esnaf zam yaptığını söyleyemezmiş müşterilerine. Zamanın birinde bir kahvehane sahibi camına şöyle bir mani yazmış: “Kahve gelir Yemen’den/Yolları ırak/Üç OTOBOS HRANT DİNK’İN SUÇLUSUkuruş yetmiyor/Beş kuruş bırak”. Bunu okuyan müşterilerden biri de, bu maninin yanına bir başka mani kondurmuş: “Kahve gelir Yemen’den/Yolları sapa/Üç kuruş yetmiyorsa/Dükkanı kapa”. Diyeceksiniz ki, nedir bu? Son günlerde bir dolmuş zammıdır gidiyor. Hani dedim günün anlam ve önemine binaen bende birşeyler yazayım….

Yatır’ımcı Cenneti Trabzon

HAYIRLARA vesile kentimize bir Suudi gidiyor, bir Dubaili geliyor. Sayın Valimizde şaşırdı valla. Kimi ağırlayacağını bilemiyor. Geçen hafta Dubaili Kerim-ül Necdet kardeşini ağırlamış. Cukkasında 20 milyon dolar varmış. Aman da aman. Hatta gazını alamamış hazret, “Bakan Bayraktar da dediki en güzel yatırım Trabzon’a olur, Başbakan Erdoğan’da arkamda, koştum geldim”. Beleş yer arıyor tevekkeli değil! Vali beyi ziyaretinden bu anlaşılıyor. Kardeşim önce çok paran varsa eşin, dostun, çoluğun, çocuğun sevinsin bize ne? Yer arıyorsan bastırırsın parayı alırsın yeri. Yok öyle bedava yer, mer. Bunlara gelirken biri, “Devletin malı deniz” diyor herhalde… “Yatır”acaklar yine devletin arazilerini beleş, beleş…

Doktora Git AKP’li Ol..

GEÇEN bir haber gördüm gazetelerin birinde, CHP Şile İlçesindeki 57 üyesinin 47’si AKP’ye de kayıtlı çıkmış! Yasa gereği iki partide üyeliği çıkanların iki partiden de üyeliği düşüyor. (2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 6. Maddesinin 2. Fıkrasına göre) Yozgat CHP İl Başkanı, Tokat Zile İl Genel Meclisi üyesi de AKP’li çıkmış! Şimdi bağımsızlar, iyi 28 HRANT DİNK’İN SUÇLUSUmi? Rize CHP İl Sekreteri AKP’li! Bir çok ilçe başkanı, eşleri AKP’li çıkıyor! Türkiye genelinde 12 bin 728 CHP’li üye, usulsüzce AKP’ye üye yazılmış. Nasıl oluyor? Kişinin haberi yok, rızası yok, hiçbir forma imza atmamış, bu üyelikler nasıl ve hangi şartlarda yapılmış? Hani diyorum şeytanın avukatlığı yaparak, her birimiz en çok sağlık sorunlarından hastanelere, aile hekimlerine gidiyoruz. Sağlık taramasından geçebilmek için TC kimlik numaran gerekli. Veriyor muyuz? Veriyoruz. Hadi hayırlısı olsun, anladınız siz onu…

Toplu Görüşmeler

SİZ bakmayın öyle birbirlerine laf söylemelerine. Ben bilirim o havaları. Belediye ile sendika arasındaki toplu sözleşme uyuşmazlığından bahsediyorum. Hizmet-İş Sendikası Genel Sekreteri Devlet Sert, güya Trabzon Belediyesine posta koymuş! Ve demişki, “dersinize çalışın gelin”! 1994-2004 arasında benim tertip Asım Beyin sekreteri Devlet Beyin boyunu aşar o cümleler. Yanlış yazılmıştır. 2004’de belediyeye girdik. İskenderpaşa otoparkından daha aşağıdaki bir işhanında yer tutmuş Hizmet-İş. İşçilerin yüzde doksanı buraya kayıtlı. O zamanlar Belediye Başkanı sekreteri Devlet Bey. Sendika Başkanı Mehmet Çınar. (Eski Çamburnu Belediye Başkanı). Hepsi AKP’li ya, belediyeden bir kablo çekmişler sendikaya. Başkan diyor ki sekretere, “kızım, bağla falancı milletvekilini”, “falancı belediye başkanını”, “falancı kişiyi cepten”… Şıp diye belediye santralinden bağlanması gerçekleşiyor! Belediye ile “iç-içe” çalışıyorlar yani o derece. Şimdi çıkmış aynı belediyenin eski sekreteri, şimdinin sendika sekreteri Devlet kardeşim, aynı zihniyetin belediyesine kafa tutuyor. Hadi canım sizde…

Asıl Vahşi Kim?

SAYIN Başbakan, yaşadığı yere bir şey katmayan ve sürekli tüketen insanları “vahşi” olarak nitelemiş. Ama insan yaşadığı yere bir şey katıyor, aldığı kadar da veriyorsa işte o da köyde dahi yaşasa medenidir, demiş. Tamamen tüketen bir toplum olduk doğru. Ama devlet eli ile de vahşileşmiyor muyuz be dostum. Kıyılarımı vahşice elimizden aldınız otoyollar yaptınız, derelerimizi elimizden aldınız yüzlerce vahşi HES’ler yaptınız. Bir doğalgazı doğru dürüs dağıtamıyorsunuz, kömüre talim ediyoruz. Zehir soluyoruz. Tarihi dokularımızı kentsel dönüşüm adı altında vahşice elimizden üç-beş kuruşa alıyorsunuz. Düzenli deyip vahşi vahşi çöpümüzü depoluyorsunuz. Şimdi kim vahşi? SiSİYAH1 HRANT DİNK’İN SUÇLUSUz mi? Biz mi?

Biz kırıldık!

Daha da kırılırız,

Doğudan batıya bütün dünyada.

Ama kardeşin kardeşe vurduğu hançer,

İki ciğer arasında bağlantı kurar… Cemal Süreya

Erzurumlu Teyze

Erzurumlu teyze hastaneye gider, muayene olur ve doktorla muhabbete başlar.

-Tohtor oğlim, heb yazma, midem bolanir. Şurup da yazma içemirem. İğne de yazma gorhirem. Serum da verme istemirem…

18 HRANT DİNK’İN SUÇLUSUDoktor:

- Eze ne diyirsin gurban olim, nusga mi yazım sene…

manset

UYUŞTURUCU VE GÜZELDEMİRCİ!

Bu Yazı Toplam 444 defa okunmuş ve 0 adet yorum yapılmıştır.

Trabzon Emniyet Müdürümüz Sayın Ertan Yavaş gazetemizi ziyaret etmiş ve bölgenin dertlerinden, sıkıntılarından, sorunlarından sözetmiş.

En ilgi çekeni de: “Uyuşturucu Operasyonları”

Gazetemizde konuyu manşete çekip, “Trabzon Emniyet Müdürü Ertan Yavaş tüm anne ve babaları dikkatli olmaya çağırdı” diye duyurmuşdu.

Haberin devamında “Uyuşturucu artık yerelde ekiliyor” cümlesi bence dikkatli incelenmesi gereken bir açıklama.

“Geçmişte uyuşturucu Doğu’dan geliyordu, şimdi ise bölgede köylerde ekiliyor! Toprak buna müsait”

Bu ise tüm açıklamaların özü.

Kentin en büyük mülki amirlerinden biri halkı uyarıyor.

Aman uyuşturucu ile biz mücadele ediyoruz etmesine ama sizde etrafınızı kontrol edin, toprağınız buna müsait, çocuklarınızı da bu illetten koruyun, kollayın, diyor.

***

Yıl 2001.

Muhtarlar Derneği Başkanlığını yürütüyorum, aynı zamanda da İskenderpaşa Mahallesi Muhtarıyım.

Dernek toplantısında bir mahallemizin muhtarı, mahallesindeki bazı küçük çocukların uyuşturucu ticaretinde kullanıldıklarını, okullarına devam etmediklerini söyledi.

Salonda bulunan 40’a yakın muhtar dilini yuttu.

Konunun emniyetçe bilinmesi gerektiğini söyledim. Ayrıca mahalledeki tek okul müdürünü de yanına alıp konuyu yetkililere anlatmasını önerdim. Hatta ben aracı olurum dedim.

Emniyet Müdüründen randevu aldım.

Gitmeden bana uğradılar. Mahalle muhtarı yanına okul müdürünü almış ayrıca da caminin imamını. Geniş halk kitlelerine hitap etmelerinden dolayı isabetli bir karar.

Epeyce konuştuk, emniyet müdürünü de aynı konuları aktarmalarını söyledim, gittiler.

O tarihler İsmail Güzeldemirci Trabzon Emniyet Müdürü.KARİKATÜR UYUŞTURUCU VE GÜZELDEMİRCİ!

Hani, fuhuş konusunda tüm Trabzon’u da içine alan boş boğazlığı meşhur müdür.

Hani, beni kendisine “birde başımıza soğuk demirci çıktı” dediğim için mahkemeye veren müdür,

Hani, döneminde tüm sivil toplum kuruluşlarından tepki alırken İHD’den plaket alan müdür.

Neyse bizim muhtar, okul müdürü ve cami imamı müdürü ziyaret edip konuyu aktarıyorlar.

Müdür aynı akşam yerel TV’lerin birinin programında konuk.

Sunucu soruyor, “Trabzon halkı ile aranız nasıl? Malüm ufak tefek sıkıntılar var”.

Müdürün zembereği boşalıyor: “Benim halkla hiçbir sorunum yok. Bakın bugün bana …. Mahallesinin Muhtarı geldi. Mahalledeki okul müdürü ve caminin imamı ile. Mahallelerindeki bazı evlerde uyuşturucu tezgahladıklarını, okula gönderilmeyen küçük çocuklarla bunu sattırdıklarını söylediler. Evleri tek tek söylediler. Konuyu gerekli birimlerimiz araştırıyor”!!!

Sonuç ne mi oldu?

Ertesi sabah mahallenin imamı sabah namazı için evinden çıktığında demir çubuklarla mahalle halkı tarafından linç edildi. Bir daha o camide görev yapamadı.

Okul Müdürü o günden sonra okuluna gidemedi. Başka bir okulda görev istedi. Sağolsun benimde ısrarım ile rahmetli Muzaffer Tunç müdürün yardımı ile tayinini başka bir okula yaptı.

Mahalle Muhtarı da bir müddet sonra tehditlerden kalbi dayanmadı, vefat etti.

Görüyor musunuz olanları?

***

Neyse, uyuşturucu deyince birden bu ders geldi aklıma.

Niye mi?

Uyuşturucu ile mücadele elbette emniyetin görevi var ama halkında katkısı gerek.

Kötü örnek örnek değildir.

Müdürümüz Yavaş, konuya hakim ve temkinli bir yetkili.

Güzeldemirci’nin yaptığı gibi değil, geneli kapsayarak uyarılarda bulunuyor.

Aman dikkat çocuklar, anneler, babalar.

Bunun sonu yok.

Sağlıcakla kalın.

Yazarın Notu: Konu ile ilişkilendirdiğim okul müdürü halen Trabzon merkezde bir okulda müdürlük yapıyor, camii imamı ise yine merkez camilerimizden birinin son aylara kadar imamlığını yapıyordu.

Meydan’ın Işıkları

DUYARLI bir arkadaş eski belediye binasının etrafındaki (özellikle alt bölüm) hiç bir lambanın yanmadığını belirterek, 12 tane de resim ekleyip bana göndermiş. Gerçekten RESİM UYUŞTURUCU VE GÜZELDEMİRCİ!epey bir süredir eski belediye binasının alt bölümdeki lambaların hiç biri yanmıyor. Belki belediye binasının eklentilerinin yıkılması aşamasında eletrikleri kesilmiş olabilir. Ama halkın yoğun sirkülasyonu olan bu bölgede karanlık Trabzon’a yakışmıyor. Alt bölümdeki, yani tek gidiş yolun altındaki lambalar yanıyor, yolun üstündeki lambalar yanmıyor! Bir başka duyarlı arkadaş da mail yolu ile bana parkın iç bölümünde alt lambalarınında yanmadığını söyledi. Gece geçtim, evet Meydan parkının yürüyüş yollarına döşenen zemin lambaları da yanmıyor! Yetkililer iletelim…

Giresun Adasındaki İskeletler

2011 yılından beri yürütülen çalışmalarda adada ki insan iskeletleri sayısı 124’ü bulmuş. Ürkmeyin hemen. Toplu katliam filan değil. Ada yüzyıllar boyu tapınaklara ev sahipliği yapmış, hatta Cenevizlilerin, Venediklilerin, hatta mitolojide Altın Post’un peşindeki Arganautların da mekanı olmuş bir yer. Manastır kalıntıları bugünlere kadar gelmiş. Şimdi Giresun Müze Müdürlüğü ve Konya Selçuk Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nce ortaklaşa kazı çalışması yapılıyormuş. Bronz sikkeler, yüzükler ve 124 insan iskeletine ulaşılmış. Sanırım tarihe ışık tutacak başka kalıntılara da ulaşacaklardır. Yıllar önce bir anım var burası ile ilgili. TEMA Vakfı  Giresun temsilcisi Hakan (Adanır) adada ki tavşanların üreme sorunları ile bir haber geçmişti. Bende o zaman içinde bulunduğum gazete yöneticilerine ricada bulunmuştum. Ertesi gün haber, yerel gazetemizde kullanıldı. Başlık aynen şöyle: “Giresun Adasındaki Tavşanların Yürüme Sorunu”…

Erdoğdu Yolu

BAK bu çalışmaları beğeni ile izliyorum. Erdoğdu yolunda 173 parselden 163’ü kamulaştırılmış. Sayın Gümrükçüoğlu, hak sahiplerine 51 milyon (eski hesapla 51 trilyon) ödediklerini söylemiş. Demek ki 10 parsel kalmış. Ayrıca Sayın Gümrükçüoğlu, “Bu yolu 2014 yılı sonunda bitireceğiz sözünü verdik” demiş. 10 parseli alıp erken bitirmek lazım gelmez mi başkanım? Kablumbağa hızına alıştık mı ne…

Volkan Abinin İşçi Kıyımı

YAZIYORUZ, çiziyoruz ama nalıncı keserlerinin taraflarına bi türlü düşemiyoruz. Şimdi kalkmışlar, Farabi Hastanesinden iş hakları feshedilen işçilere sahip çıkan Volkan Abiye, sende kendi döneminde işçi atmıştın ey Canalioğlu, bu ne periz, bu ne lahana turşusu, diyorlar. Ey benim güzel Allahım. Azıcık akıl ihsan edip dağıtırken bu akılsızlara da bi zahmet gönderiver. Arpalarını bir hayli yüklü almış nalıncı keserlerine sadece şunu VOLKAN2 UYUŞTURUCU VE GÜZELDEMİRCİ!söylemek istiyorum. Eski bir dönem arkadaşı olarak Volkan Abi kimseye, bu dönem gibi, siyasi gözlükle bakmadı, onları siyasi amaç uğruna kullanmadı. Su sayaçları okuma ihalesini bir başka firma almıştı. Eski çalışanları ile çalışmak istemedi. Volkan Abi de ısrarcı olmadı firmaya. Firmadan çıkarılan işçilerin bazıları belediye önünde eylem yaptılar. Koridorlarda bağırıp çağırıp Volkan Abiye ağır hakaretler yaptılar. Hiçbirinden gücenmedi başkan. Diğer Trabel işçileri konusuna gelince. Yıl sonu Trabel vergi yükümlülüğü konusunda eksik kaldığından ihale yapılamadı. Mecburen o fasılda çalışan işçilere çıkış verildi. 3-4 ay sonra ihale tekrar yapılarak Trabel firmasından çıkış yapılanlara giriş yapıldı. 3-4 ay beklemeyip tazminatlarını alarak başka iş bulanlar işbaşı yapmadı. İlk göreve başladığımız hafta belediye önünde “Ey Volkan Başkannnn… senin popondaki pantolu bile alırızzzz…” diye bağırtılan (bağırtılan diyorum çünkü başlarında AKP Gurup Başkanı İsmail Kemerkaya vardı) işçilerden kamera ile tespit edilenlerin iş hakları, tazminatları ödenerek, feshedildi. Bu Trabel işçileri de koşup tazminatlarını aldılar. Bende olsam, sizde olsanız bir kurumun başındaki kişiye uluorta bariz küfürler edemezsiniz, yapacağınız budur. Nalıncı keserlerine tekrar kapak olsun.

Sevmek

Akan suyu severim ben

Işıldayan karı severim

Bir yeşil yaprak

Bir telli böcek

Yeşeren tohum

Güneşte görsem

Sevinç doldurur içime

Bir günü

Güzel bir günü

Güneşli bir günü

Hiçbir şeye değişmem

Onun için savaşı sevmem

Onun için zulümü sevmem

Onun için yalanı sevmem

Bilirim yaşamaz güneşte

Bilirim yaşamaz yanyana aşkla

Ne haksızlık

Ne korku

Ne açlık… Necati CUMALI

3 Kişilik Temel

TEMEL bir gün bara gidip barmenden üç bira ister ve hepsini ardı arında içer. Bir kaç gün arayala aynı şey olunca barmen merak eder ve sorar;

“Niye hep üç tane bira içiyorsunuz?

Temel cevap verir;

“Ben, Dursun ve Hamdi üçüzüz. Hepimiz dünyanin farklı yerlerindeyiz. Hepimizde bara girdigimizde birbirimizin yerine bira içeriz, öteki iki birayi o yüzden içiyorum.”

Bir müddet aynı bara uğramayan Temel günler sonra çıkagelir ve iki bira ister, barmen servis yapar ama Temel biralari içtikten sonra dayanamayıp sorar:

“Allah rahmet eylesin efendim, kardesinizin biri öldü heralde?”

Temel cevap verir;

“Hayır, ben içkiyi bıraktım.”

Diyalog

Erkek: Seni çok seviyorum

Kız: Kes sesini.

Erkek: Senin için ölürüm

Kız: Kes sesini

Erkek: Sana milyon dolarlar verebilirim

Kız: Gerçekten mi icon smile UYUŞTURUCU VE GÜZELDEMİRCİ!

Erkek: Kes Sesini

İnsana özgü bir

Yeteneksizliktir

yaşayamamak.

Yoksa

Hangi balık boğmuş kendini?

Hangi,

Serçe atlamış

damdan?.. DOSTOYEVSKİ

Tutku, aşka meydan okuyan tek kuvvettir. Colley Cibber

manset

O’TURUP, BU’TURUP, ŞU’TURUP

Bu Yazı Toplam 562 defa okunmuş ve 1 adet yorum yapılmıştır.

Şu karmaşayı görüyor musunuz?

Her kafadan bir ses çıkıyor.

Papatya falı gibi.

Yapılacak/yapılmayacak/yapılacak/yapılmayacak…

Geçen hafta AKP Araklı İlçe Başkanı Tekinbaş, önce “hadi gözümüz aydın Turup’u kurtardık” dedi, yapılmayacak dedik.

Sonra “ben öyle bir açıklama yapmadım” diyerek haberi yapan gazeteyi suçladı ardından da önemli bir tespitte bulundu: “Araklı’nın bir Çamburnu-Kutlular olmayacak”!!!, yapılacak dedik.

Son günlerde Bakan Beyi olay mahaline getirdiler, yapılacak dedik.

Uzaktan başka bir yeri göstererek buraya değil oraya yapılsın dediler, Bakan kurt tabiki “incelensin” talimatını verdi, yapılmayacak dedik.

Sayın Valimizin konu ile ilgili açıklamalarını geçen yazılarda açıklamıştım, yine tekrar etmeyeyim.

Belediye Başkanımız Gümrükçüoğlu ise geniiiişşşş bir açılım yaparak, Çin’e gideceğini ve çok özel teknoloji (!) üzerinde incelemelerde bulunarak çevreye zarar vermeyen ve Araklı için istihdam (!) yaratacak bir projenin hayata geçirileceğini söylemiş! Yapılacak mı yapılmayacak mı anlamadım!

Çin işi, Japon işi/bunu bilen iki kişi.harun O’TURUP, BU’TURUP, ŞU’TURUP

Biri kesinlikle benim.

Diyorum ki, kafaya koymuşlar Araklı Turup mevkiine çöp dö-ke-cek-ler.

Diyeceksiniz ki, bu çöp bi yere dökülecek.

Tamam haklısınız da, bu kadar araziler varken niye Turup?

 ***

Kendi adını aldığı dağdan taaaa aşağılara sahile kadar uzanan bu doğa harikası alanın tarihsel gelişimini yazayım.

Gülmeyin ama, ne yapalım bu yöneticilerde bizim.

15.10.2004. Uzun zamandır incelenen ve gerekli komisyonlar tarafından da onaylanan Araklı İlçesi Hürriyet Mahallesi sınırlarındaki Turup Mevkii, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 15.10.2004’de “Kent Ormanı ve Mesire Yeri” ilan ediliyor.

02.11.2006. Kültür ve Turizm Bakanlığı’da kendi incelemeleri ve uzman kadrosunun tavsiyesi ile bu alanın her ne kadar da “Kent Ormanı ve Mesire Yeri” ise de “Turizm Merkezi”de ilan edilmesini istiyor. Bu maksat paralelinde 02.11.2006 tarihli bir yazı ile Bakanlar Kuruluna başvuruyor.

20.11.2006. Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 02.11.2006 tarihli yazısı üzerine 20.11.2006 tarih ve 2006/11264 sayılı kararı alarak Turup Mevkii’ni “Turizm Merkezi” olarak ilan ediyor. Karar 08.12.2006 tarihli Resmi Gazetede de yayımlanıyor. Hayırlı uğurlu olsun.

31.11.2006. Bütün bunlar olurken, konulardan bi haber Çevre ve Orman Bakanlığı, Turup mevkiini “Çöp Toplama Alanı” amacıyla 49 yıllığına Trabzon Rize Katı Atık Birliği’ne (TRABRİKAP) kiralıyor!

Yanlış okumadınız.

Bu alanı Çevre Bakanlığı önce “kent ormanı ve mesire yeri” olarak ilan ediyor, Kültür ve Turizm Bakanlığı bu alana birde “turizm merkezi” diye tescil işliyor ama “kent ormanı ve mesire yeri” ilan ettiği alanı bu kez Çevre ve Orman Bakanlığı “çöp toplama alanı” olarak katı atık birliğine devrediyor!

Bu da hayırlı olsun diyeceğiz ama hayırlı işler burada da bitmiyor dostlar!

Türk Silahlı Kuvvetleri diyor ki, bu alan bize “Askeri tatbikat ve atış alanı” olarak tahsisli!

Haydaaaa….

“Hakkaten mi?” diyor bizi yönetenler.

Açıyorlar kitabı.

Bakıyorlar ki, bu alan yıllar öncesinden Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından “Askeri tatbikat ve atış alanı” kullanımlı olarak Milli Savunma Bakanlığına tahsis edilmiş!

“Na’apacaz Ulan!” diyor Recep Tayyip.

“Kent ormanı ve mesire yeri, turizm merkezi, çöp toplama alanı, askeri tatbikat ve atış alanı” olan TURUP için o’TURUP iki sene düşünüyorlar.

O’TURUP, bu’TURUP, şu’TURUP diyorlar ama,

Hiç bir bakanlık geri adım atmıyor!

28.07.2008. Çıkan ihtilaf nedeniyle söz konusu alanı, Maliye Bakanlığının 46360 sayılı yazısı ve 6831 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine göre “Orman Alanı” olarak kullanılmak üzere bu sefer Orman Genel Müdürlüğü’ne tahsis ediyorlar.

Güler misiniz? Ağlar mısınız?

Görüyor musunuz;

O’TURUP’u, önce “Kent Ormanı ve Mesire Yeri”, sonra “Turizm Merkezi”, daha sonra da “Çöp Toplama Alanı” ilan etmişler,

Bu’TURUP’un çok daha önce “Askeri Tatbikat ve Atış Alanı” olduğunu öğrenince “Orman Alanı” ilan etmişler…

Şu’TURUP’un ne dertli başı varmış yaaa…

Sus’TURUP elimden kalemimi alamazlar ya,

Bende bir solukta koş’TURUP bu yazıyı yazdım işte.

Sağlıkla kalın emi.

***

Çöp Torbaları

Trabzon Belediyesi semt pazarlarında yeni bir uygulama başlatarak, hijyenik olmaları gerektiğinin vurgusu ile bedava çöp torbası dağıtmış. Esnaf, etrafındaki çöp malzemesini kova O’TURUP, BU’TURUP, ŞU’TURUPbu torbalara koyacak ve akşam tezgahını topladığında etrafında çöp karmaşası kalmayacak. Haklılar mı? Haklılar. Siz hiç mahallelerde kurulan pazarların bitiş saatlerinden sonraki pisliği gördünüz mü? Aman Allahım! Sabaha kadar temizlik işleri personeli bir yandan süpürüyor, bir yandan da yıkıyor. Afbuyurun da bu pazarcı esnafının hiç acıması yok. Ben aslında daha realist düşünüp pazar alanlarının temizliğinden yıkanmasına kadar Pazarcılar Odasına verilmesini öneriyorum. Alsınlar eline bir süpürge de görsünler sabaha kadar sokak temizlemek neymiş…

***

10 Yeni Otobüs

GIcIr gıcır 10 otobüs daha alınıyormuş. Tebrikler. 2009 yılından bugüneotobus O’TURUP, BU’TURUP, ŞU’TURUP kadar araç parkına 30 yeni ve konforlu otobüsle çoğaltan Gümrükçüoğlu’nu tebrik etmek gerekiyor. Ama bu dolmuş sistemi asla bize yakışmıyor. Böyle bir sistem, bırakın dünyayı, Türkiye’nin hiç bir kentinde de yok. Bakın, hazır büyükşehir’de olduk. Gelin tüm toplu taşımacılık sistemini bu kentiçi dolmuş duraklarına ihale edelim. Hem keşmekeşlikten kurtarırız hemde muasır medeniyetler seviyesine bir adım atarız. Ne dersiniz Sayın Gümrükçüoğlu?

***

Bayburtlular

 Trabzon Bayburtlular Derneği Baflkanlığına sevgili dostum Yaşar Erdoğan seçilmiş (Recep Tayyip Erdoğan’la bi akrabalığı› yok). Tebrik ediyorum Yaşar kardeşimi. Yıllarca başkanlığını  yürüten Hasan Tahsin (Coşkun) abimizde kutsal bir görev ifa etmişti. Yine Hasan Tahsin’den bir fıkra gibi anı  ile yazımı noktalayayım. Bayburtta iddiali bir maç. kale O’TURUP, BU’TURUP, ŞU’TURUPRakip Gümüşhane. Son dakikalara doğru hakem penaltı veriyor. Durum sıfır sıfır. Arkası Bayburt Kalesine dönük Gümüşhane kalecisi yerini alıyor. Bayburt kaptanı topu penaltı noktasına dikip açılıyor. Tam o ara tel örgüden bir ses: “Vala, galaya vur galayaaaa”. Kaptan bi topa bakıyor, birde tarihi Bayburt Kalesine. “…….. …tiğimin topu gitmez ama bi deniyek…” diyor. Seviyorum her bir ferdini…

***

Hamsi’nin Sonu mu geldi?

DoĞu Karadeniz Balıkçı Kooperatifleri Birliği Başkanı bizim Farozlu Ahmet (Mutlu) açıklama yaparak, Hamsi’nin bu sene randıman vermediğini ve Gürcistan’a doğru yola balık O’TURUP, BU’TURUP, ŞU’TURUPçıktığını söylemiş. Ve eklemiş, “Herkes başının çaresine baksın”. Buna sanırım sadece Hamsi’nin heykeline bile tahammül edemeyen Belediye yetkilileri sevinebilir. Haksız mıyım?

***

Kemalettin Aydın ve Hadım

Tecavüzcülerin ilaçla hadım edilmelerini sağlayacak yasa tasarısı komisyonlardan birer birer geçiyor. Teklifin sahibi AKP Ankara Milletvekilleri Alev Dedegil ve Aşkın Asan’ın, komisyonlarda bayağı tartışılan yasa tasarılarının arkasında, dimdik durduğunu görünce çok sevindim. İki milletvekili de takdire şayan. Sağlık, Aile, aydın O’TURUP, BU’TURUP, ŞU’TURUPÇalışma ce Sosyal İşler Komisyonu üyesi AKP Gümüşhane Milletvekili sevgili dostum Kemalettin Aydın’ın “Komisyon toplantısını terleyerek, midesi bulanarak, vücuduna kramplar girerek izlediğini” söylemesi de ilginç. Eeeee… Keneden sorumlu doktorum Aydın daha çok terleyecek. Hele bir meclis gündemine de alınsın yasa teklifi asıl terleme orada. Sadece Aydın mı? hemen hemen hepsi. Tekrar tebrikler Dedegil’e ve Asan’a…

***

Vergi Kaçıran Yandı

 Malİye Bakanı Mehmet şimşek, geçen yıl yürütülen vergi denetimleri sonucunda 8 milyar 750 milyon lira ceza kestiklerini, 2013 yılında mükelleflerin daha dikkatli olmalarını önermiş. Bir yakınım anlatmıştı, Amerika’ya yıllar önce evlenip yerleşmişti. Biraz parası olunca çok beğendiği bir marka otomobil almış. Akşam evde otururken kapı çalmış. Açmış, vergi memuru. “Bu arabayı nasıl aldınız?” diye soruyor. Diyor ki, Amerikan vatandaşı Allahtan korkmaz vergi memurundan korktuğu gibi. Devletler kurallarla yönetilir. Eğer kuralı uygulayamıyorsan devlet olamazsın. Anlatabildim mi?

***

Sen

Şehrime gel sevgilim.

Yarın çık gel

Bırak her şeyi, bir bekleyenim var de gel.

Gel ki, bu şehir adımlarınla anlamlansın,aşk O’TURUP, BU’TURUP, ŞU’TURUP

Gel ki, bu şehir nefretim olmaktan çıksın.

Gel ki, nefes alayım.

Gel.… Nâzım Hikmet Ran

***

Temel’in Pozu

SavcI, morgdaki üç ceseti incelemek üzere gelmişti.

Birinci ceset sırıtıyordu. Savcı nedenini sordu:

- “Milli piyangoda büyük ikramiyeyi kazandı, sevincine dayanamadı, kalp krizi geçirdi ve öldü” dediler.

İkinci ceset de sırıtıyordu. Savcı sordu:

- “Bu neden sırıtıyor?”

- “Bunun da oğlu doğmuştu. Sevinçten kalbine yenik düştü” diye açıkladılar.

Üçüncü ceset Temel’in kömür halindeki cesediydi. O da sırıtıyordu.

- “Bu neden öldü?” diye sordu savcı.

- “Efendim, buna yıldırım çarptı” dediler.

- “Peki neden sırıtıyor?”

- “Fotoğrafını çekiyorlar sanmış”