a-sürmen

2014 SEÇİMİNE DOĞRU-1

Bu Yazı Toplam 495 defa okunmuş ve 1 adet yorum yapılmıştır.

Mart 2014 de yapılacak Mahalli İdareler seçimi öncesi partilerde aday adaylık yarışı hızlandı.

Eskiden beri değişmeyen kural,yerel ne tercih yaparsa yapsın adayları büyük oranda Genel Merkez belirler.

Siyasetle ilgilenenler bilir,bu dönemlerde aday adayları sıkça Genel Merkez koridorlarını aşındırıp,Genel Başkan yardımcılarını ve Genel Merkezin Karar Organlarındakileri ziyaret ederler.

Bu ziyaretler bazen adeta kuyruğa girme şeklinde görüntü bozukluklarına dahi yol açabilir.

Oysa netice de Türkiye Genelinde adayları belirleyecek kurulu sadece Genel Başkan belirler ve Genel Başkanın bilgi ve muvafakati dışında da hiç kimse,hiçbir yere aday gösterilemez.

Bir çok Genel Başkan kendi özel ilişkileri ile ya bizzat birini bir yere aday gösterir,ya da kendi özel araştırmaları sonucu çıkan tabloya göre aday gösterir.

Tereddüt halinde yerel anketler ve yerel yöneticilerin görüşleri de önem kazanarak adaylar netleşir.

Elbette partilerin aday belirleme süreci ne kadar demokratik değilse de,aday adayı olmakta bir çok tuhaflığı içerir.

Bir ilçede,bir partiden aday adayı olmak isterseniz,önce o ilçedeki partiye müracaat edeceksiniz.

O ilçe teşkilatlarında sizinde isminizin olduğu anketler yapılacak.

Bu çok demokratik gözükse de,asla öyle işlememektedir.

Şöyle ki;

Bir ilçede yerel yönetimlere aday olmak isteyen kişi kongre kaybetmiş veya daha önce o partide görev almamış ise,çok doğal olarak seçilmiş yönetimlerin kendi bölgelerinde yapılacak anketinde, oy kullanacak listeleri yazarak seçim kazanan İlçe Başkanının görüşü doğrultusunda oy kullanıldığından, en az oyu dışarıdan aday adayı olanlar alıyor.

Buradan şu sonuç ister istemez çıkmaktadır.

İlçe Başkanları aday adayı ise,teşkilatların anketinde aday adayı olan İlçe Başkan ve Yöneticilerin oyu değerlendirme dışı bırakılmalıdır.

Esasen Genel Merkezler,önceden yapacakları belirlemelerle,özellikle İlçe Başkanlarının yerel seçimlerde aday adayı olmak için istifa etmelerinin önünü kesmelidir.

Zira bu açıkladığım nedenlerle hem adil bir yarış olmuyor,hem de İlçe Başkanları istifa ederek İlçelerinde yönetimsel bazda kaosa yol açmaktadırlar.

Aday adaylığı hakkındaki bir diğer problem ise, teşkilatların aday belirlemedeki gizli amacı.

Açık ve bilinen amaç seçim kazanmak olarak gözükse de,benim edindiğim siyasi tecrübeye göre asla öyle olmamaktadır.

Amaç gerçekten seçim kazanmak ise,partiye ve liderine karşı aleni bir saygısızlığı olmadıktan sonra adayın geçmişte hangi partiden olduğunun önemi yoktur.

Önemli olan adayın o belde de parti oylarına katkı sağlayıp oyu artıracak ve işini yapabilecek vasıflarda olmasıdır.

Mahalli seçimler,Genel seçimler gibi olmadığından belde halkı,Belediye Başkanı adayının kimliğini çok önemsemektedir.

Gizli amaç ise,kumdan kaleler kurmak ve güçler yarışı yapmaktır.

Bazı Beldelerin etkin siyasi güçleri,mahalli idareler seçimini,genel seçim adaylıklarının ön stardı olarak görebilmektedir.

Dolayısıyla genel seçimde yapılacak anketlerde Belediye Başkanlarının etkin gücünü tarafına almak için ya kendi adayının kazanmasını, olmuyorsa partisinin o belde de kaybetmesini dahi göze alabilmektedir.

İşte bu zor denklemlerde,aday adaylarının samimi duygularla yol almaya çalışmalarına saygı duymakla birlikte,parti menfaatini ön plana çıkarması gerekenlerin,belde ve ülke istikbaline önem vermesini beklemek her seçmenin hakkıdır.

Yerel Yönetim seçimlerinde beni yönetecek kişiye,birilerinin karar vermesindense,iki dereceli sistemle seçmenin karar vermesi daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır.

Bunun için  seçim sistemi değiştirilerek,1.turda seçmen kağıtlarında her partinin tüm adayları yer almalı ve partisine oy veren parti amblemi altındaki adaylara tercih de yapılmalı.

Sonra 1. turda en çok oy alan iki partinin,en çok tercih edilen iki adayı ikinci turda parti amblemsiz ya da partilerinden seçime girmelidir.